kukla

entry4406 galeri ses2
    1718.
  1. Pinokyo, polislere:
    ''izin verirseniz şapkamı alabilir miyim?'' diye sordu.
    ''Al, ama çabuk ol.''
    Kukla, şapkasını aldı; ama kafasına koyacağına, dişlerinin arasına sıkıştırdı,
    denize doğru koşmaya başladı. Polisler onu yakalamanın güç olacağını düşünerek
    peşinden bütün köpek yarışlarında birincilik ödülü almış bir tazı saldılar.
    Pinokyo hızla koşuyordu, ama köpek daha hızlıydı. Herkes bu korkunç yarışın
    nasıl sonuçlanacağım görmek için pencerelere çıktı, sokaklara döküldü. Ama
    yarışın sonunu göremediler; Pinokyo'yla köpek öylesine toz kaldırmışlardı ki,
    sokakta göz gözü görmüyordu.

    Pinokyo, Carlo Collodi

    ''Demek hâlâ rakı içiyorsun'' dedi selam vermek yerine.
    ''Evet'' dedim, çok iyi tanıdığım, ama bir an çıkaramadığım, bu uzun boylu,
    kır saçlı, yakışıklı adama.
    Yüzümdeki ifadeden duraksadığımı anlamıştı.
    ''Aşkolsun Adnan''dedi, ''insan hayattaki tek kardeşini tanımaz mı?''
    Alaycı bir tavır takınmıştı, ama sesindeki sitem, bana geçmişi anımsatacak
    kadar ciddiydi.
    ''Doğan!'' diye fısıldadım, ''Doğan sen misin?''
    ''Benim'' dedi sakin bir tavırla.
    ''Ama...''
    ''Ne aması, yoksa öldüğümü mü sanıyordun?''
    ''Allah geçinden versin, öldüğünü sanmıyordum da...''
    ''Başımın belada olduğunu düşünüyordun'' diyerek sözlerimi tamamladı.
    Yanıtlamak yerine şaşkınlıkla yüzüne baktım. Siyah saçları iyice beyazlanmıştı,
    çekik gözlerinin uçlarında, ağız kıvrımlarında kırışıklıklar oluşmuştu, ama beni
    şaşkınlığa uğratan değişiklik bakışlarındaydı; bir zamanlar insana uzlaşmaz bir
    inatla, ölmeye öldürmeye giden bir savaşçının kararlılığıyla bakan yeşil gözleri
    yumuşamış, yenildiğini anlayan, bundan da utanç duymayan bir adamın kalender
    bakışlarına dönüşmüştü. Neşeli görünmeye çalışıyordu, ama konuşurken yüzünün
    gölgelenmesine engel olamamıştı. Evet, başı beladaydı. Yanılıyor muydum?
    Yanılmadığımı, sözlerini bitirince tedirginlik içinde çevresine bakınmasından
    anladım. Gözlerimiz karşılaşınca:
    ''Konuşmamız gerek'' dedi.
    Sözleri, çoktandır unuttuğum, meraka, kaygıya benzer bir kıpırtı yarattı
    yüreğimde. Şaşkındım, tedirgin olmuştum, açıkçası korkmuştum.
    Yine de yüreğimdeki kıpırtıdan bir hoşnutluk duydum.
    Demek heyecanlanabilme yetimi hâlâ koruyordum.

    kukla, ahmet ümit

    ayrıca da bir yazar...
    0 ...