içten içe özlem çektiğim memleketim, bir sürü iyi ve kötü anılar biriktirdim bu şehirde, insanlarının çoğunu sevmesem de yine de kendisini çok sevdiğim bir şehir.
Sevdiklerimi bir bir bu şehirden uğurladım başka diyarlara. aslında uğurlamadım. gittiler, bir daha merhaba dememek üzere gittiler.
bu şehirden ne yapsam kurtulamıyorum. bu şehir beni resmen hapsetmiş.
tramvay, zafer, dante cafe, osmanlı nargile, mezun olduğum lise, her köşeden çıkan eskimiş yalancı tanıdıklar, selamsız sabahsız büfeci, çayı rica etmeme rağmen demli getirmeyen çaycı, gürültüleşen caddeler, sıkışan trafik, geçen ay ölen şerefsiz dolmuşçu, rampalıdaki uyduruk sahaflar, kafa dinlemelik sessiz sakin mekanlarımı basan ergenler, her yerdeki suriyeliler, ödünç alamadığın kitabı orada okumak zorunda kalınca liselilerden yer bulamadığım kütüphane, kütüphanede ders çalışmak yerine kız kesen küçük beyinli hıyartolar, kalitesiz müzik evleri, olmayan sokak sanatçıları, boktan yerel dergiler, tutsak kaldığım üniversite...
bütün bunlar sıkıyor artık, tahammülüm kalmadı, yeter. her sokağını her mekanını bilirim bu şehrin. artık hepsi sıradan, hepsi laubali, hepsi laçka, hepsi alaycı.
biri gelsin ve beni kurtarsın.
bazı yazarların hava çok güzel, sahilde yürümelik şeklinde kurgu yazdığı şehir. ulan konya'da deniz yok ki bir kerem, sahil ne arar lan kerkenez ekikeiekieki.
haksızlık yapılan şehir.
istanbul da yaptığım her şeyi orada da yaptım. ne bi tepki aldım ne eleştiri.
yobaz falan diyenler bi kaç örnek versede bizde bilgilensek.
"Bir kez geçerken uğradım. Onda da hiç iyi bir izlenim bırakmadı bende. Bir daha yakınından geçmem. Malum yaz mevsimi bende şort vardı, kız arkadaşımda da askılı ve şort vardı. Lanet ettim girdiğime. Yemek yiyemeden terk etmiştik.."
kısa zaman içinde yeni ikamet yerim olacak il, hayırlısıyla.
ne güzel hiç bilmiyorum. her şeye sıfırdan başla. mis gibi. zaten topu topu kaç sene için gideceğim, gidersem.