komünizm

entry1409 galeri134
    238.
  1. halkı fakirliğe ve yoksulluğa iten politik bir harekettir. artık modası geçmiştir ve dünya tarafından da benimsenmeyen bir ideolojidir.

    ayrıca, bir faşizm kadar tehlikelidir.
    3 ...
  2. 239.
  3. 240.
  4. ilkel bir modeldir. insaların içinde mutlak bir hırs barındırdığı gerçeğini inatla kabul etmeden insanlara hayvan sürüsü gibi komünal bir yaşam dayatılır, ki bu da neolitik dönem öncesine geri dönüş demektir. velhasıl özenilecek bir b.k değildir. ayrıca, teokratik yönetimlerden bir farkı yoktur. birinin yol göstericisi bilimsel sosyalizm; diğerinin ise sözde tanrı...
    aynı b.kun değişik tonları.
    1 ...
  5. 241.
  6. hayatı moda tadında yaşayanları ürkütür. *
    1 ...
  7. 242.
  8. kapitalist sistem çöktüğünde alternatifler arasında sayılabilecek, eşitlik zeminine inşa edilmiş ve kendi arasındada birçok gruba ayrılan kamusal sistemdir.
    0 ...
  9. 243.
  10. suyu bile metalaştırılmış bir dünyayı "şimdi ben erikli, pınar içemeyecek miyim mi'rim" tadında endişelere sevk eden sosyoekonomik sistem.

    anlayamadığı gerçekliklere "ilkel len bu" tadında yaklaşanların ilkelliğini de ortaya serme gibi bir fonksiyonu vardır.

    bir süreçtir ve tek bir doğrusu yoktur. kapitalizmin muktedirlerinin düşünmeye değer görmemesine de şaşırılmamalıdır.
    3 ...
  11. 244.
  12. 245.
  13. kapitalizm yıkıldıktan sonraki şıklardan biridir.

    devri gecmişmiş bak hele sen, kapitalizm gecmeden komunizmi bitirdiniz ya, nice profesorlere taş cıkarttınız.
    0 ...
  14. 246.
  15. Fikrimce insanlardaki doğuştan gelen ben merkezcilik,sahiplenme dürtüsü,ego gibi kavramlar bitmeyeceği için, kapitalizm çökse bile sittin sen gelmeyecek , kafalarda güzel kurgulanan sistem.
    Bu dünyada kapitalizm çöker neo liberal uygulama ya geri dönerler azizim sonra o biter klasik ekonomiye karşılaştırmalı üstünlükler teorisine döneriz yine de komunizm denen zımbırtıya dönmeyiz.
    Benim fikrim tabi. Saygı duyarım. Öperim.
    1 ...
  16. 247.
  17. halkı fakirliğe ve yoksulluğa itme derecesi kapitalizmden yüksek olmayandır.
    3 ...
  18. 248.
  19. insanların tembellik ve calısmama haklarını savunandır. insanlar bunu anlasalar bir daha sevmeyecekler kapitalizmi.
    2 ...
  20. 249.
  21. emek konusunda bir sorun yaşanmakta. siz bir işletme açtığınızda sermaye koyarsınız. amaç nedir; mal ve hizmet üreteceksiniz ve elbette kâr edeceksiniz. ortaya sermaye koyduğunuzda bu sermayeyi kaybetmeyi de göze alırsınız. bu risktir ve azımsanacak bir şey değildir. ister emek diyin ister demeyin ama ortada bu gerçek var. bunu ister birey alsın, ister sosyalist bir toplumda devlet alsın farketmez, ortada bir risk vardır. kaybettiğinizde siz tüm sermayenizi kaybedeceksiniz, işçi sadece işini kaybedecek. emek kafa ve kol diye birini diğerine üstün kılarak ayrılmaz zaten. bunlar yapay şeyler. dünyada böyle bir problem yok. eşitlik diye bir problem de yok. çünkü ekonomik eşitlik yok. hiçbir sistemde olamaz (bir doktorun bir ameleyle benzer seviyelerde kazanması belki eşitliktir ama düpedüz de adaletsizliktir).

    eşitlik, sistem ve onun açıklarıyla ve o sistemdeki bireylerle ilgili bir sorun. diyelim ki mükemmel uygulanmış, otoritesi tamamiyle insancıl ve hakkaniyetçi (bkz: bulursanız bize de gönderin) bir sosyalist sistemdesiniz ve devlet, emeğin karşılığını düzgün paylaştırıyor. bunu anlayabilirim. ama böyle bir uygulama yok. çin'e, daha öncesinde rusya'daki sosyalist adıyla anılan uygulamalara baktığınızda buradaki sistemde paranın paylaştırılmadığını kör göz bile görür. hadi kapitalizmde düzenbaz işverenler var da parayı onlar yutuyor, kısmen haklı olarak attık suçu onlara. peki diğerlerinde bu ortak kazanç nereye gidiyor. onların işçileri kapitalist sistem içindekilere oranla daha az kazanıyorlar. gerçi ne kadar sosyalist kalabildikleri de tartışılır ya. bazı büyük şirketler oralarda ucuz emeği kullanıyorlar bolca. kısa ve öz şudur: kapitalizm karmaşıktır, dengesizdir. orada işini yürütebilen haksız kazanç elde edebilir falan filan, ama bu sistemi düzeltmek yerine, ne bugüne dek doğru dürüst uygulanabilmiş, ne de kanımca asıl problem sistemin çarklarında değil de otoritede olduğu için düzgün uygulanamayacak bir sistemi önermek bana hiç akılcı gelmiyor.

    eğer bireylerin haksız kazanç elde etme çabasını bir yana bırakıp düzgün işleyen bir kapitalist sistemi konuşacaksak arkadaşlar, öcü gibi görülen patron kavramını unutacağız. devletin yükünü üstüne almış rekabet içinde büyüklü küçüklü işletmeler vardır. bu işletmelere sermaye sağlayan ortakları vardır. bunların kazançları para dolandığı için tüm sisteme akar. yani işçiler çalışır para da patronun cebine gider diye bir şey yok. işletme çalışacak ve üretiminin karşılığı tüm havuza akacaktır. tüm sistem döngü içinde olmalıdır. elde edilen kâr dönüşüme girmelidir.

    ayrıca bu iş sadece sermaye koymak da değildir. bu bir yönetim işidir. sizin yerinize bu işi daha ehil olanların yapıyor olması sizin değerinizi alçaltmaz. siz olmasanız o işletme olmayacak. işletme sermayedir ve sermaye sizsiniz. siz devletin yapacağı bir şeyi üstleniyor ve merkezi otoritenin yükünü alıyorsunuz.

    işletme kurmanın amacı üretimdir. yani topluma hizmet ederek kâr etmektir. bunu unutup sanki işçileri çalıştırıp onların kazandığını yiyen bir şeymiş gibi görmek abartıdır, yanlıştır. önemli olan bu işin hakedene hak ettiğini veriyor olmasıdır. işçiler kapitalist toplumda piyasa dengesinde emek-kazanç döngüsü tutturabiliyorlarsa işletme sahibi üzerinde hiçbir hakları yoktur. buradaki varolan haksızlıklar kapitalist sistemin dengesiz halinden kaynaklanır. rekabet serbest olduğu için, manipülasyon kolay olduğu için, sadece parayla para kazanmak mümkün olduğu için adaletsizlik, işsizlik ve gelir dağılımı problemleri had safhaya çıkabilir. bunlar olması idi kapitalizmi baş üstü ederdik zaten.

    aynı işi devlet kurumu altında yapmanız size ne fark getiriyor işçi olarak anlayamıyorum. sizi devlet de sömürebilir. hatta merkezi otorite olduğu için, tek denge unsuru olduğu için çok daha meyillidir bu işe. bunu da sosyalist uygulamalarda görebiliriz. örneğin çin'de işçi emeğinin karşılığı düşüktür. neye göre düşüktür dünya şartlarına göre. hem yeterince özgür bir toplum olacak hem de dünya şartlarının bu kadar altında bir emek karşılığı ile işçi çalıştıracaksınız, bu mümkün değildir. onun içindir ki sosyalist olduğunu iddia eden tüm toplumlar açık baskıcı rejimlerle idare ediliyorlar. hatta dışarıdan yalıtılmış biçimde. dünyanın hiçbir yerinde internet'e yasak konulmuyor ama çin'de konulabiliyor.

    bir de komünist düşünce yapısına sahip arkadaşların çoğunda gördüğüm bir durum var. hemen hemen tüm zenginleri * şerefsiz olarak nitelendirirler. evet biz milyon dolarlar görmedik hiç, ama bu milyon dolar kazananların hep de haksız kazandığını göstermez. kendi adaletsizliğimizi onların üzerinden çıkarmanın anlamı yok. adaletsizlik çoğu zaman onlardan kaynaklanıyor olabilir. ama bu hepsinin haksız kazanç elde ettiğini göstermez. burjuva falan bunlar hikaye.o sermaye koyan adam saf emekle ölçülecek bir iş yapmıyor, o adam zaten işletmenin kendisi. 50 milyon dolarlık bir işletme açmışsanız 50 milyon dolar kaybetmeyi göze almışsınız demektir. ve ortaya 50 milyon dolar koymuşsanız oluşturduğunuz işletmenin o sermayeye değecek üretimi ve kârı elde etmesi lazım. kâr sadece işletmenin kazancı falan değildir. kapitalist sistemde tüm ekonominin kazancıdır. tam anlamıyla bir diyalektik işliyor burada.

    şimdi gelelim asıl konuya. sistem mistem hikayedir. sistemlerden çok bireyler önemlidir. durumu komple değiştirmek olayı değiştirmeyecektir. birileri aymazlık ve umursamazlıkla adaletsizliğin taşlarından biri olabilir. bu nitelik bireyin niteliğidir. bu adamı hangi sisteme koyarsanız koyun çalıp çırpacaktır. illegal yollar arayacaktır.sistemler buna asla çare değildir. bunlar hep olagelecektir. sosyologların, ekonomistlerin, siyasetçilerin bütün işi bu delikleri tıkayacak çareler üretmektir. insan hür ve eşit bir yaşamdan başkasını istemeyen bir makine değildir ve onu makine sayacak her sistem en başında hata yapmış demektir. insan bencildir, tamahkardır , ahlaksızdır. eğer bunlar olmasaydı bu kadar değerli olmazdı.

    sınıfsız, devletsiz hür ve eşit bir düzen idealisttir ama realist bir varsayım değildir. tam anlamıyla olanaksızdır. bunlar hoş, ama bunları karşıtlarından bağımsız kıldığınızda anlamsız birer laf kalabalığıdır. herkes eşitse eşitlik anlamsızdır. ve insanın tabiatına aykırıdır. insanın tabiatı dengeyi sevmediğini göstermiştir. başka bir açıdan bu durum bir denge durumu değildir zaten. böyle bir toplumun büyük yığınlar halinde olabilirliği mümkün değildir.

    ek olarak karl marx'ın ekonomik teorilerinden, sosyolojik tespitlerine kadar her düşüncesinde yaşadığı dönemi yok sayamazsınız. ki o dönem sanayi devriminin ve kapitalizmin bütün zararları ile ortaya çıktığı bir dönemdir. proleterya açıkça ezilmektedir. bugün sahip olduğu hakların tamamından yoksundur. karl marx buna karşı bir duruş geliştirmiştir doğal olarak. bugün ise hâlâ işçi sınıfı hakettiği yerde değildir ama aynı kapitalist toplumlarda o gün hayal bile edilemeyecek haklara sahiplerdir kağıt üstünde. bana bunlar işlemiyor diyerek itiraz edebilirsiniz. doğrudur da, ama tamamen değil. örneğin grev ve sendika hakkı sayesinde bugün bu ülkede bazı işçilerimiz, kamu görevlisi müdüründen daha fazla kazanmaktadır. orta ve alt düzey memurlarımız ise devletin otoritesine boyun bükmek zorunda kaldıkları için de işçilerin altında kazanmaktadırlar. bunlar kolay işler falan değil arkadaşlar, kimsenin elinde sihirli bir değnek yok, keşke olsa ama yok. teoriler çoğu zaman pratikte işlevini yitiriyor. atacağınız her adım aslında puslu bir hesaplanamamazlık ya da kestirilemezlik koridoruna doğru atılıyor.

    unutmadan, server tanilli'nin * "21. yy sosyalizmin çağı olacaktır" söylemleri de arada karşımıza çıkar. gelecek sosyalizm çağıdır diyor da neye göre diyor. eğer köklü bir değişiklik gelecekse, bunu kim gerçekleştirecek? siz batı da insanların işler bu minvalde yürürken kapitalizmi bırakıp sosyalist bir düzeni seçeceğini neye göre varsayıyorsunuz? eğer bu batı da değil de doğu da olacaksa, pek de bir şey farketmeyecek demektir. orada bu tarz denemeler vardı zaten. ve japonya ya da güney kore ya da malezya gibi ülkeler batıdan daha fazla kapitalist eğilimliler neredeyse. ve hızla büyüyorlar. çin dediğiniz yer size göre zaten sosyalist değil artı olarak bugün serbest piyasada abd'nin tozunu attıran bir ülke. rusya denedi olmadı, kabul edilmiyor, uygulanamadı falan deniyor. afrika zaten sömürüleceği kadar sömürülmüş, orada bir şey olsa da dünyanın umuru olmaz. hatta biz günleri de tüketiyoruz yavaş yavaş.şimdi olay bu iken, bu halklar bu kadar kapitalist eğilimli iken ve özellikle batıda işler büyük oranda yolunda iken, niye sosyalizmi arasınlar? ayrıca son yüzyılda kapitalizm o kadar köklü yerleşmiş ve öylesine derin bir kılcal damar sistemi kurmuş ki, buna darbe vurmak sadece daha fazla kaos getirir. böyle köklü değişikliklerin olacağı düşünmüyorum.olacaksa birşeyler, kapitalist sistemlerde çalışan kesime dönük sosyalist eğilimli revizyonlar olacaktır ya da var olanlar daha kavileşecektir ve bugüne dek de böyle olmuştur zaten. dünyada özelleştirme öyle büyük oranda yapılmış ki, sistem tamamen devlet elinden çıkmış (kapitalist sistemde devlet işleyen hareketli piyasaya göre hantaldır, bu yüzden de özelleştirme kaçınılmazdır), serbest piyasa ekonomisi kökleşmiş. bunları kim değiştirecek, niye ve en önemlisi nasıl değiştirecek soruları bu büyük iddiaya sorulmayı bekliyor.

    ben de şirinler (s* m* u* r* f*) gibi yaşamayı isterim. hatta bırakın istemeyi bayılırım. ama bir kaç sorunumuz var. birincisi öyle şefkatli bir şirin babamız yok ve nerden buluruz onu da bilmiyorum. ikincisi etraftaki kimse(ki onlar olmazsa anlamı yok) şirinler gibi iyi niyetli ve uyumlu gözükmüyor. bir de evleri mantardan yapmamız pek mümkün olmayacak galiba.

    ben bir kez daha başa döneceğim ve söz konusu olacak hiçbir siyasal ideoloji tartışmasız haklı çıkacak bir biçimde savunulamaz diyeceğim. hepsinin teoride düşünceye uygun düşen ya da düşmeyen yanları var. ama varlıkları insan aklının ürünü, bunu unutmayalım ve son derece karmaşık olan insan ve yaşamı ile kıyaslandığında bu varlıkları son derece cılız. hele de teoride varolan şey pratikte uygulanmaya geldimi hiçbir zaman ortaya doğru dürüst bir şey çıkmıyor. çünkü insan faktörü herşeyi anlamsızlaştırıyor. dünya hızla değişiyor artık ve üretilen çözümler çok kısa süre işliyor. bugün işe yarıyor yarın yaramıyor. sosyalizmi, komünizmi bu kadar sayfa eleştirdik ya da övdük; belki hiç düzgün bir biçimde uygulanamamış, belki de zaten uygulanabilir değil. bütün bunlar bir yana, dünden bugüne hakim olan kapitalist sistemdeki çalışanlara dönük bir çok iyileştirme sosyalist fikirler olmasa idi bu denli hızla, belki de hiç olamayacaktı. bu açıdan yapacağını yapmış ve yapmaktadır sosyalizm. bu da bizi, farklı düşünenlerin olduğu bir dünyanın her durumda alternatifine göre daha anlamlı bir dünya olduğu sonucuna götürür.

    not: yıllar yıllar önce yazdığım bir yazıydı. bir daha uğraşmak istemedim.
    34 ...
  22. 250.
  23. en güzel ideoloji, uç noktalardan uzaklaşıp, orta yolu bulmaktır.

    komunizm ve faşizm dünya için çok tehlikeli olan kavramlardır. örnekleri yaşanmıştır.

    ayrıca geçmişe dönüldüğünde, bu kavramlar sebebi ile, kardeşin kardeşi öldürdüğüne şahit olunmuştur. artık beyinler değişsindir. yeter olsundur.
    3 ...
  24. 251.
  25. ahlakı hiçe sayan, temeli materyalizme dayanan, sözde insan eşitliğinden bahsedip insanları koyun sürüsünden farklı görmemeyi güdüleyen sistem.
    detaylı bilgi için
    (bkz: komunizmin fikir altyapisinda yatan igrenclikler)
    0 ...
  26. 252.
  27. george orwell ın müthiş eseri animal farmda harika bir eleştirisinin yapıldığı sistem.
    1 ...
  28. 253.
  29. 254.
  30. 255.
  31. türkiyede gerçekleşmesinin önündeki en önemli engel malum çoğunluğu kalan azınlık gruplara kurduğu siyasal üstünlüğü paylaşmak istememesidir. ayrıca malum dini yapılanma ile elde edilen kazanımları yani pastayı bölüşmek de zorlarına gitmektedir.
    1 ...
  32. 256.
  33. geçmişteki sovyetler ve çin, şimdi küba ve kuzey kore örneklerinde gördüğümüz gibi bir ülkenin tek başına geçmesi durumunda sıçan bir sistemdir. ortaya çıkardığı tek şey diktatörlük ve baskı rejimidir. ama gün gelir devletler ordularını çeker, sınırları açar, bir dünya milleti yaratılırsa işte o zaman komünizm belki de insanlığın vazgeçmeyeceği bir sistem olur. o yüzden devrimci komünistler kaybetmeye mahkum. ancak enternasyonel, birleşmiş bir dünya devrimsiz, barışçıl yollar ile yaratılabilirse komünizm sistemi ideal olarak oluşturulabilir.

    doğal kaynakların eşit dağıtılmadığı bir dünyada küresel ekonomiden kopan bir komünizm ekonomik olarak batmaya mahkumdur. kapitalist ülkeler ile ekonomik ve askeri olarak kesinlikle yarışamaz.
    4 ...
  34. 257.
  35. sınırların ve sınıfların olmadığı ve insanların ilaç kuyruklarında ölmediği ve eğitimde eşitliğin olduğu ve insanların hayatlarının devlet tarafından garantiye alındığı ve fakirliğin değil zenginliğin paylaşıldığı bir sistem oluşturma isteğidir.
    1 ...
  36. 258.
  37. 0 ...
  38. 259.
  39. güçsüzlerle serüvencilerin ortak oyuncağıdır...
    0 ...
  40. 260.
  41. birçok insanın hayatını karartmış ideoloji. hemen basit bir örnekle destek verelim söylemimize: dağılan sovyetler birliği ülkelerinin şu an dünya'ya ihraç ettikleri tek şey kadındır. evet, kadın. çatır çatır diplomalı or.spu üretiyor bu ülkeler. yeraltı kaynakları zengin olmasa emin olum erkekleride g.t vermek için sıraya gireceklerdir. her gece aksaray'a onlarcası ülkeler'inden çıkıp geliyor. çok mu meraklı bu kadınlar bizim altımıza yatmaya ? çok mu meraklı bu ülkelerin erkekleri başları eğik gezmeye ? tabi ki hayır...
    7 ...
  42. 261.
  43. birtakım insanların açgözlülüğü ve hırsları yüzünden ütopya olmanın ötesine geçemeyecek olan ideolojidir.
    4 ...
  44. 262.
  45. kadınlarının şimdiki hali olmasından değil olmamasından kaynaklı olan sistem. cehalet kötü birşey vesselam.
    8 ...
© 2026 uludağ sözlük