komünizm

entry1409 ↓ galeri134
    385.
  1. (bkz: komünizmin vatan hakkında görüşü)
    (bkz: komünizmin bayrak ve sınırlar hakkında görüşü)
    (bkz: komünizmin kan şerefi hakkında görüşü)
    (bkz: komünizmin toprak hakkında görüşü)
    (bkz: komünizmin askeri güç hakkındaki görüşü)
    şimdi hiçbir şeyden haberi olmayanların, kızıl abilerinin bile tam anlamıyla yetiştiremediği sikim akıllıların çoğu* bu görüşü taşıdığını zannediyorlar ama bildikleri tek şey pokemon yaz ligine nasıl katılacakları. taşıdıkları görüşü bile farklı göstererek insanlara benimsetmeye çalışıyor çoğunluk. amma korkakmışsınız amına koyayım diyesim geliyor çoğuna.

    ilginç bir kitledir bu görüşü taşıyanların bazıları. "hav hav hav" edebiyatı yapanları vardır ki aralarında kendilerini bir sikim zannederler durur. düşün düşün derler ama savunduğu düşünce adına bir hiçtir. ve ağırına gider bu çakma komünistin, forumlarda okur okur sonra gelir kafanızı siker.

    be aciz herif diyesim geliyor bazen... görüşünde bu şu yer alıyor neden reddediyorsun? ulan en azından görüşünü tamamıyla savununan komünist bir davayı taşıyor, kendine bir yol belirlemiş ve hiçbir şeyi reddedmiyor. vatanı toprağı reddeddiğini söylemiyorsun değil mi? vatan sadece bir toprak parçasıdır görüşünü diyemiyorsun değil mi? kabul edenleri var ama çoğu samimi olmadığı için zırvalar durur. bir de ayar verdiklerini zannederler yarım yamalak bilgileriyle. aralarında bazı sikim akıllılar var ki savunduğu görüşü tam yediremediği için herkese sevdirmeye çalışıyor ve sağa sola aç köpekler gibi saldırıyor.

    savunduğu görüşü inkar edebilecek olan sürüsüyle orospuyu barındıran bir görüştür komünizm. çevremizde binlerce örneği var. ya komünizmi savun ya da arada orospu gibi kalma... temel görüşlerini bile reddedecek olan korkaklara sahiptir bu görüş. ve hiçbir ülkenin geleceği korkaklara emanet edilemez.

    (bkz: anla demiyorum sonuç ortada)
    (bkz: bir sikim biliyormuş gibi devam eden insan modeli)
    0 ...
  2. 386.
  3. kısa ve öz tanım gerekirse;
    elbet 1 gün.
    1 ...
  4. 387.
  5. sözlerde süslü bir hayal, gerçekte insanlık için tekarı yaşanmaması gereken acı bir tecrübedir. nedense 150 yıldır teorisi mevcut olmasına ve birbirinden farklı kültür ve devletlerde uygulanmaya çalışılmasına rağmen hep aynı olumsuz sonuçları doğuran, ama bu sonuçlar taraftarları nezdinde yanklış uygulama asıl uygulama o değildir bahanesiyle görmezden gelinen ideolojik vebadır. en iyi yaptıkları şey vahşi kapitalizm eleştirisidir. marx'tan beri durum böyledir. ortaya koydukları yeni toplumsal düzenin uygulanabilirliği olmadığı tecrübeyle sabittir. başlarda eşitlikçi devrim havasında gerçekleşirken ilk fırsatta kendi vahşi elitini oluşturup kan dökmeye başlaması manidardır.
    0 ...
  6. 388.
  7. kapitalizme göre tercih edilebilesidir. önünüzde sadece 2 alternatif olduğu yanılgısına kapılırsanız, kapitalizme göre daha bi insancılmış gibi durmasından dolayı tercih edilebilir. ancak unutmamak gerekir ki her iki felsefe, sistem artık ne derseniz merkezine parayı koymaktadır. merkezinde insan değil de paranın olduğu herhangi bir sistemin ise bu ülkede yürürlükte olması ne yazık ki herşeyi dışarıdan hazır almaya alışmış olmamızdandır.
    1 ...
  8. 389.
  9. türkiyede anarşizm ile karıştırılan siyaset felsefesi. aslında toplumculuktur. kim toplumu savunmak istemezki ama su-i tefehhüme kurban gitmiştir.
    1 ...
  10. 390.
  11. türkiye'de hala bazı savunucularının var olduğunu gördükçe şaşırmakla acımak arasında bir duyguyla doluyorum.
    3 ...
  12. 391.
  13. çok e, kaka, pis bir şey.

    herkes birbirinin karısını sikiyo, bööölee nası deseem, kadın meta olarak qullanılıoo tamam mıaa? choq kötü pişi yaoo... ban geçen gün gördüm bi tanaa, haraket çekiyodou... inanamadım kızım yaa...

    ergen sefillerin eline, diline ve beline düşmüş, haddizatında kaka olmuş sistemdir.

    uygulamaydı, teoriydi hiç girmiyorum.
    önceki hocalarınız 200394711949945000189 kez anlatmış, anlamamışsınız, haberlerinizi aldım.

    neyse, tahtayı sil.
    1 ...
  14. 392.
  15. ahmet kaya bu olayı müziğine en iyi yansıtandır.
    2 ...
  16. 393.
  17. Komunizm'i bir devlet biçimine sokmaya çalışanların veya Sovyetler'in komünizm'le yönetildiğini söyleyenlerin komünizm'i eleştirmek gibi bir haklarıda yoktur!. Öncelikle komünizm'e, kızıllara karşıda savaşıyorsanız ''ne'' olduklarını bilmek zorundasınız. Ama bunun için öncelikle sorgulamanız gerekmektedir.

    Komünizmi Karl Marx insanlığın ulaşacağı son aşama olarak ifade etmektedir. Komünizm'in tam olarak nasıl işleyeceğinden bahsedilmemiş, yani çok ileriki aşamada ki koşulları tahmin etmek gibi bir saçma işe girişilmemiştir. Komünizm tüm dünya devletlerinin kendilerini yok etmesiyle birlikte Dünya'da var olacak yaşamın kendisidir.

    Yani devletsiz, kurumsuz bir yaşamdan bahseder. Bu nedenle en başta devlet olmak üzere tüm kurumları, asker, polis, din ortadan kalkacaktır. Fakat bu aşama Anarşist düşüncenin olması gerektiği şekilde değil diyalektik olarak ele almışlardır. Öncelikle var olan devlet kurumu yerine yeni bir baskı kurumu olan demokrasisi Diktalığında olan sosyalist devletler gelecektir. Bu devletler içerisinde yeni kuşaklarla beraber insanın kendisi toplumla beraber değişime uğrayacak daha sonrasında artık üzerinde baskı uygulanması gereken insanlar bugünkü tabularından sıyrılmış olarak bir dünya devletinde komünizmde yaşayacaktır.

    Bunun imkansız olup olmadığına değinebiliriz tabii ki. Fakat öncelikle eksik kalmış noktaları tamamlayalım.

    Marx tüm bunlardan bahsederken komünizm sonrasından bahsetmemiştir. Diyalek süreçte mücadele asla bitmeyecektir. Yani Komünizm insanlık için son nokta olmayacaktır. Komünizm dediğimiz yaşayış içerisinde de elbette sorunlar ve çatışmalar yaşanacak değişimler sürekli olarak var olacaktır. Fakat bunlar bugünkü düzeyde anlayabileceğimiz, kavrayabileceğimiz noktalarda değişiklik olmayacaktır. Bugün nasıl ''surlar ardında'' düklükler yoksa ve olması imkansız olarak görülüyorsa geri devlet biçimine dönüş o zaman için öyle olacaktır. Veya Dinlere dönüş bu şekilde olacaktır. Bugün Zeus'A tapma ihtiyacı duymamak gibi.

    Kısaca komünizm bir devlet, otorite değil, insanlığın var olan yaşamının kendisi olacaktır. Ayrıca gelmesi sosyalizm'in gelmesi gibi yine savaşların olması belki muhtemeldir. Şunu anlamalıyız ki, Komünist olmak, sosyalist olmak demokrat olmak, hümanist olmak tüm savaşlara hayır demek değildir.

    Komünist sürekli bir pürüz arayıp pürüze takılanları arar, ve savaş, iç savaş patlak vermesi için uğraşır, yer altındadır, ne giydiği yediği önemli değildir. Çünkü devlet otoritesi başka türlü yıkılamaz.

    Bu noktada kızıllara karşı savaşırken bunu kullanabilirsiniz. Fakat unutmayın ki kızıllara karşı savaş bitse bile insanlık tarihi isyanlarla sürekli olarak diyalektikle doludur, illaki komünistlerin isyanın fişnekleyicisi olması gerekmiyor (bkz: eski türk devletlerinde eşitlik isyanları).

    Yani Turan birliği bile sağlansa mutlak huzur, kaostan uzak olma durumu olmayacaktır. Devletler yıkılmaya mahkumdur. Özellikle kapitalist anlayış kendini tükettiğini kanıtlayarak, yıkılması kesinlikle uzak değildir.

    (bkz: kapitalizm in çökmeye mahkum olduğu gerçeği)
    --
    Şimdi gelelim işin imkansız olup olmadığına;(Bu noktada işin pratik kısımlarına değinmeyeceğim, yani maoizm, leninizm gibi...)

    yukarıda verdiğimiz bakınızla aslında işin imkansız olmadığını kanıtlıyoruz. Fakat bu noktada ortaya konulan bir sorun vardır ki oda insanın ''Ben'' olmaktan vazgeçemiyeceğidir. ve sürekli olarak yeniyi isteyeceğidir, daha çok olanı isteyeceğidir.

    Biz bu noktada şu söze katılıyoruz, (bkz: ha siktir diyoruz ha siktir) Neden katılıyoruz? Çünkü insan toplumdan öğrenir yani dolaylı olarak devletin yetiştirdiği toplumdan yaşam standartlarını alır. Kapitalist devlet sürekli tüketimi körükler sürekli yeni diye kakalar, modayı yerleştirir. Fakat daha zengin olabilmek için tükettiren burjuvazi bir süre sonra tüketimi karşılamak için kaynak sıkıntısı çekmeye başlar. Kaynak sıkıntısını doğayı yok ederek, savaşlar ile sağlar. Birilerinin az tüketimi demek birilerinin daha fazla tüketimidir. Kapitalizm ise budur. Zenginlik!

    Demek istediğim şudur. insanlar komünizm'i seçmeyecek. Buna öyle ya da bu şekilde mecbur kalacaktır. Yaşamlarından başka bir şeyi kalmayan insanlar, tükenen Dünya'nın karşılayamadığı tüketim bunu zorunlu kılacaktır.

    Ayrıca tabuların değişmesine imkansız olarak bakmak vardır birde. Bunun için sadece tarihe bakınız veriyoruz ahanda (bkz: tarih). Zeus'a tapan ve bu adamın kararına gülmeyen akıllı birini bulursanız özel mesaj bekliyorum sadece. Tabii bunu yaparken eskiden inanmamanın cezasının ölüm olduğu bir inanç sisteminden bahsediyoruz.

    insanların moda kavramından uzak yeniden uzak yaşayamıyacağı düşüncesi ve sosyalizm'in kapitalizmde ki tüketim olmayacağı için teknolojik gelişmeyi sağlayamayacağı düşünceside vardır.

    insanlar mecbur kaldıklarında modayı düşünmez ekmek düşünür. Ayrıca bizde bu nedenle tek Ülke sosyalim'ini tehlikeli görüyoruz. Fakat sosyalist devlet içerisinde tüm bunlar eritilecektir. Elbette yeni olan olacaktır. Fakat lüks pahalı olacaktır. Daha iyisinede insanlar Komünizm ile birlikte kavuşabilirler. Fakat sosyalim içerisinde ertesi gün eskiyen bozulan metalar olmayacak.

    Teknolojik gelişme kısmına gelecek olusak, bugün kapitalizm'in neleri geliştirdiğine bakmalıyız. ENerji ihtiyacını karşılamak için yapılan atom araştırmaları, daha fazla satabilmek için üretilen yeni özelliklerde kulağı kuyruğu geliştirilmiş telefonlar, arabalar, çikolatalar. Tüm bunlar kapitalizm'in teknoloji yutturmasıdır. Oysa ileriki teknolojileride sunmadan ellerinde tutmaktadırlar. Bu durumda ilerlemeden bahsedemeyiz. Çünkü her seferinde bir yenilik koyarak tükettirirler. Uzay araştırmaları ne için? Ve neden Abd nin elinde? Yeni kaynaklar ve ve yaşanabilir yerler için elbette.

    Bugün para etmeyecek yarar sağlamayacak şeyler üzerinde çalışmalar fazla desteklenmez(Kapitalizm faydacılıktır, açın okuyun felsefesini). Düşünsenize bir de desteklendiğini? Nasıl sıçramalar yaşanır. Ayrıca unutmayalım; kapitalizm için düşünen toplum tehlikedir. Sadece ufak azınlık düşünür gerisi uyutulur ve düşünenlerde çoğunlukla satış üzerine düşünür. Tüm bu gelişmelerin önünde büyük kurumlsal ahlaksal engellerde vardır.

    Artık yazıyı sonlandırıyorum umarım okuyan her kim olursa biraz daha bu konuda kendine katkı sağlayabilmiştir.
    2 ...
  18. 394.
  19. insanların genelde komünizmden anladığı şudur , parasal olarak eşitlik amaan ne kadar sıkıcı , e çok parası olan sinan cemgil o zaman niye önde gelen komünistlerdendi , demekki herşey para değilmiş.insanlığı bilinçliliğe , duyarlılığa , dürüstlüğe , sevgiye , kardeşliğe iten bir ideoloji..kağıt parçaları önemini yitirir..
    0 ...
  20. 395.
  21. nirvana' ya ulaşmak gibidir. bugüne kadar uygulandığı hiç bir ülkede sistem sağlanamamıştır. Komünizm' in temelinde yatan neden, sınıfsız, ortak mülkiyete dayalı bir toplumun kurulması isteğidir. Sınıfsız toplumlarda en genel anlamıyla tüm bireylerin eşit olması gerekmektedir. özünde mükemmel bir sistemdir fakat bunu sağlamak imkansıza yakındır. çıkış amacı dinsizlik ve anarşizm olmasa da bu hale getirilmiştir.
    1 ...
  22. 396.
  23. atatürk hayranı ateşli anti-komünistlerin atatürk'ün emriyle yaptırılan anıtta bulunan komünist generalleri oradan çıkartarak karşısında şanlı bir mücadele vermeye başlayabilecekleri ideoloji.

    http://hurarsiv.hurriyet....r.aspx?id=9623890&p=2
    0 ...
  24. 397.
  25. kimilerinin cinsel özgürlük üzerinden bok atmaya çalıştığı ideoloji. onlara gelsin:

    "Cunta sonrası oligarşi bir ''devrim nikahı'' tutturdu gidiyor. Nedir bu devrim nikahı? Nereden çıktı?

    Bu konuya açıklık getirmek için önce Marksist-Leninistlerin evlilik kurumuna nasıl baktıklarına değinmemiz gerekiyor. Bizler evliliğe, nikaha karşı mıyız?

    Sadece ve sadece sevgiye dayanan, yaşamı paylaşmayı içeren bir evliliğe inanıyoruz.

    Burjuvazinin ve feodalizmin sevgi dışında oluşturduğu evlilik kurumunu reddediyoruz.

    Evliliğe paranın, şirketlerin birleşmesi olarak bakan burjuva evliliği kurum olarak yok edeceğiz.

    Kadını eve bağlayan ve kadını bir süs eşyası olarak gören ve erkeğin egemenliğine, tek eşlilik görüntüsü ardında ''dost'', ''metres'' tutmayla çok eşliliğe vardırılan evliliği, aileyi kurum olarak yok edeceğiz.

    Evet, biz burjuva aile kurumunu, sevginin, saygının, yaşamı paylaşmanın yerini; para, cinsel sömürü ve aldatmanın aldığı aileyi kurum olarak yıkıp, yerine sosyalist esaslar üzerine kurulu aileyi kuracağız.

    Üretim içinde yerini alan kadının hiçbir ekonomik kaygı duymadan, hiçbir toplumsal baskı altında kalmadan, sevgiye dayalı bir ilişki sonucu yapacağı evlilikten oluşan aileyi savunuyoruz. Özgür evlilik, ancak, özel mülkiyetin ve eş seçiminde ekonomik etmenlerin yok edildiği koşullarda sözkonusu osabilir.

    Kadının ve erkeğin ortak sorumluluğuna, iki taraflı bir sevgiye dayalı aile kurumumuzda, kadın ve erkek boşanma hakkına sahip olacaktır. Ve nasıl ki evliliğin temeli aşksa, aşkın bittiği koşullarda da evlilik bitmelidir. Bu, her iki tarafa da acı veren bir ilişkiye son vermek demektir. Ancak, bundan boşanmayı teşvik edeceğimiz, boşanma çağrıları yapacağımız anlaşılmamalıdır, ya da bu hakkın varlığı herkesin bu hakkı kullanacağı anlamına da gelmez. Biz, sadece toplumumuzun aşkı ve yaşamı paylaşmayan evliliklere dayanamayacağını, bunun üzerine sağlıklı bir toplumsal yapı kurulamayacağını söylüyoruz. Ve iddia edilenin aksine, Marksist-Leninistler sağlam temeller üzerine kurulmuş aile kurumunu güçlendirirler.

    Bizler kadın-erkek ilişkisine, evliliğe sadece ve sadece aşk yön vermelidir diyoruz. Ve aşk, beraberce yaşanılacak bütün bir yaşamın paylaşılmasında ifadesini bulur. Aşk, sadece duyguda birlik değil, düşüncede de birliktir. Yaşam, ancak duygu ve düşünce ortaklığıyla paylaşılabilir.

    işte bizim kadın-erkek ilişkilerine ve evlilik kurumuna bakışımız. Bu düşüncelerin sonucu olarak evlilik ilişkilerine sadece bir resmi nikah, kağıt üzerinde birlik olarak bakmadığımız anlaşılacaktır. Kadın ve erkeğin kağıt üzerine imza atmasıyla oluşacak evlilik, eğer sevgiye dayanmıyorsa ne anlam ifade eder? Güya tek eşliliği gösteren ve kadın ile erkeği taahhüt altına sokan resmi nikah bugünkü aile kurumunda erkeğin kadını (ya da az da olsa tersi) aldatmasını ve erkeğin dost, metres ve fuhuş yoluyla çok eşliliğini engelleyebiliyor mu? Esbette hayır! Çünkü tek eşliliğin maddi ve manevi koşulları hazır değilse, eş aldatma ve fuhuş engellenemez. Eğer bugün burjuva-feodal aile kurumu hâlâ şöyle veya böyle ayakta duruyorsa, bu, kadının ekonomik olarak özgürlüğüne kavuşamamış olması, toplumsal baskı ve kadının bilinçsizliğindendir. Burjuva-feodal aile kurumunun sağlamlığından değil.

    Tüm bunlara karşın biz Marksist-Leninistler halkımızın değer yargılarına saygılı olduğumuz için, bizim açımızdan pek bir şey ifade etmeyen nikaha da karşı değiliz. Yoldaşlarımızın evliliklerinde temel olan şey sevgi ve yoldaşça ilişkiler olduğu halde, nikah kıymakta da bir sakınca görmüyoruz. Ancak kimi durumlarda yoldaşlarımızın nikah kıyma koşullarını bulamadıkları ve bu nedenle evliliklerini Hareketimizin bilgi ve izni dahilinde sürdürdüklerini, bunu da yeterli gördüğümüzü belirtelim. illegalite koşullarında resmileştirilemeyen evlilikler, Hareketimizin nezdinde resmileşmiştir. Ancak kadın ve erkek yoldaşlarımız arasındaki ilişkide harç görevi gören aşk ya da yoldaşlık bağları koptuğu zaman, bu ilişki de biter.

    Burjuvazi ''devrim nikahı'', ''kadın ortak'' vb. ile bizleri nasıl karalamaya çalışırsa çalışsın, bunların hiçbirini bizde bulamaz. Serbest aşk, cinsel özgürlük bize değil, burjuvaziye ait kavramlardır. Bizlerin bu kavramlarla en küçük yakınlıkları dahi yoktur. Bu konuya yaklaşımımız, hiçbir yanlış anlaşılmaya yer vermeyecek kadar açıktır.

    ''Bu aşk özgürlüğü -diyor LENiN- ne yenidir, ne de komünistçedir... Komünizm keşişler getirmemelidir, tersine, yaşam sevinci, yaşam gücü, gerçekleşmiş aşk yaşamı getirmelidir. Oysa (...) cinsel azgınlık, yaşam sevinci ve yaşam gücü vermiyor, yalnızca onları azaltıyor.'' (''LENiN'le Anılar'' Clara ZETKiN, Kadın ve Aile, s.257)

    Cinsel yaşamın dizginsizliğini burjuvaca bir çöküş belirtisi olarak değerlendiren LENiN'in bu yaklaşımları burjuvazinin ve birtakım feminist akımların hoşuna gitmeyebilir.

    Burjuvaziye ve küçük-burjuva aydınlara özgü olan cinsel özgürlük tezlerini Marksist-Leninistlere yamamaya çalışanlar boşa kürek çekiyorlar.

    ENGELS, aşkın üzerine kurulacak evliliği ''zorunluluk krallığından özgürlük krallığına'' geçiş olarak niteliyor. Bizler ''özgürlük krallığı''na geçişi savunuyoruz. Bizim evliliklerimizde hiçbir dış baskı hiçbir çıkar hesabı, hiçbir önyargı yoktur. O aşka, karşılıklı anlaşmaya dayanır. Bunu, ille de kağıt üzerinde sözleşmeye dönüştürmeyi şart koşmuyoruz, bu tür formalitelerin hiçbir bağlayıcı yanı olmadığını, burjuva-feodal evlilik deneylerinden biliyoruz. Gerçek dayanaklardan yoksun bir evliliği hiçbir akit kurtaramaz. Bütün bu gerçeklere karşın, nikaha karşı olmadığımızı, ama evliliği ayakta tutacak olanın kağıt üzerine imza atmak olmadığını da bir kez daha belirtiyoruz.

    Kendi çirkefine bizi bulaştırmak isteyen burjuvazinin bir diğer karalama malzemesi de, kadını ortak gördüğümüz iddiasıdır. Bu karalamaya en iyi cevabı MARKS ve ENGELS veriyor. Şöyle diyor:

    ''Komünist düzen, kadınların ortaklaşılmasını getirmez, tersine, daha çok ortadan kaldırır.'' (''Komünizmin ilkeleri'' ''Komünist Manifesto'nun Doğuşu'', Sol Yayınları, Ankara 1976, s. 216)

    ENGELS bu sözlerini Manifesto'da şöyle tamamlıyor:

    ''...Tüm burjuvazi, siz komünistler kadınlarda ortak mülkiyeti getireceksiniz diye koro halinde bağırışıyor.

    ''Burjuva için karısı üretim aracından başka bir şey değildir. Üretim araçlarının ortaklaşa kullanılacağını duymuştur ya, bundan doğal olarak, kadınların da sosyalleşmeye (paylaşılmaya -bn-) tabi tutulacağı sonucunu çıkarmıştır.

    (......)

    ''Proleterlerin karılarını ve kızlarını el altında bulundurmakla yetinmeyen burjuvalarımız, eğer resmi fuhuş kurumundan yararlanmalarının sözünü etmezsek birbirlerinin karılarını ayartmaktan büyük zevk duyarlar.

    ''Burjuva evliliği, gerçekte, evli kadınlarda ortaklık sistemidir; (...) Bugünkü üretim düzeninin ortadan kaldırılmasıyla, bundan doğan, kadında ortaklık, yani resmi ve gayri resmi fuhuş da zorunlu olarak kendiliğinden ortadan kalkacaktır.'' (Komünist Manifesto, Bilim ve Sosyalizm Yayınları, Mart 1976, s. 48-49)

    MARKS ve ENGELS'in tam yüz kırk yıl önce hiçbir yoruma gerek duymayacak kadar açık bir dille belirttikleri bu sözlere karşın, karılarını ortaklaşan burjuvazinin bizleri de kadını ortaklaşmak istemekle itham etmesi komiktir, aczini gösterir.

    Biz, büyük şairimiz Nazım HiKMET'in dizelerindeki gibi

    ''Yarin yanağından gayrı

    her şeyde

    her yerde

    hep beraber'' diyoruz.

    Bu konuda bize yönelik karalamalar hiçbir sonuç veremez. Ama burjuvazi devrimcilerin kadın-erkek ilişkilerine bakışlarının halka mal olmasını engellemek ve bizleri karalamak, daha olmazsa düşüncelerimizin kitlelere çarpıtılarak ulaşması için, çaba göstermekten vazgeçmeyecektir.

    Burjuvazi bu anlayışımızı çarpıtmak ve bizleri halktan uzaklaştırmak için, sol gözüken hatta kendisine Marksistim diyenleri kullanıyor. Sosyalizmin prestijinden etkilenen küçük-burjuva sosyalistlerinin, kadın sorununa bakışlarındaki çarpıklığı ve onların sapkın ilişkilerini gösterip, ''işte bakın! Komünistler böyledir, onlar kadın-erkek ilişkilerinde özgürlük deyip, her gün bir başkasıyla ilişkiye girerler'' diyor.

    Küçük-burjuva sosyalistlerinin, feminist akımların ''cinsel özgürlükçü'' anlayışları bizi hiç mi hiç bağlamıyor. Ve bu tür anlayışlarla mücadele eden biziz. Burjuvazinin bunları bize karşı kullanarak ahlak hocası kesilmesi, demagoji ve ikiyüzlülükten başka bir şey değildir. Çünkü kadını ortaklaşan ve her gün bir dala konan böcek misali resmi ve gayrı-resmi fuhuş ilişkilerinin içinde yüzen burjuvazinin kendisidir. Ama bu ikiyüzlülük de onun ahlaksızlığını örtemeyecektir.

    Biz, iki cinsin ilişkisini ''bir bardak su içmek gibi basit ve önemsiz'' bir ilişki olarak görmüyoruz. Bu konuda LENiN'in Clara ZETKiN'e deyişleri çok açıktır. Şöyle der LENiN:

    ''Komünist toplumda cinsel yaşamın eğilimlerini, aşk gereksinimlerini doyurmanın 'bir bardak su içmek gibi' basit ve önemsiz olduğunu söyleyen ünlü teoriyi elbette biliyorsunuz...

    (...)

    ''Ünlü bir bardak su teorisini tümüyle Marksist-dışı ve üstelik toplumsal-dışı sayıyorum. (...) Susuzluk giderilmek ister. Ama normal insan, normal koşullarda sokak çamuruna yatıp bir çirkeften içer mi? Ya da kenarı birçok dudağın değmesiyle yağlanmış bir bardaktan? Hepsinden önemlisi işin toplumsal yanıdır. Su içmek gerçekten bireyseldir. Aşkta iki kişi vardır ve bir üçüncü, yeni bir yaşam doğabilir. Bu olguda bir toplumsal çıkar vardır, topluma karşı bir ödev vardır.'' (Kadın ve Aile, ''LENiN'le Anılar'' Clara ZETKiN, s. 256-257)

    Sokak çirkefinden ya da yağlı bardaktan su içmeyi alışkanlık haline getiren burjuvazi, ''çamur at izi kalır'' örneği devrimcilere durmadan çamur atadursun, biz doğru bildiğimiz yoldan şaşmayacağız.

    Anaerkil toplumda liderlikten köleliğe düşen kadının serüveni, sosyalizmle birlikte yeni bir dönemece girmiştir. Bu dönemeçten sonra kadın, gerçek kurtuluşuna doğru emin adımlarla ilerlemeye başlamış, daha şimdiden gerek üretici gerek yönetici olarak yeni toplumun kuruluşuna katılmıştır.

    Dünya nüfusunun yarısını oluşturan kadınlara kurtuluşu kimse bahşedemez. Kadının kurtuluşu kendi eseri olacaktır.

    Bir ülkede demokrasinin ölçütlerinden biri de, kadınların hak ve özgürlüklerinin boyutudur. Bu anlamda, en ileri demokrasiyi içerecek olan yeni toplumun kavgasını veren biz Marksist-Leninistler, LENiN'in şu sözlerini bir an bile aklımızdan çıkarmıyoruz.

    ''Proletarya, kadınların tam kurtuluşu için savaşmadan, kendisini kesinlikle kurtaramaz.'' "

    http://www.sgdf.in/kadin-...2589-kadin-sosyalizm.html
    1 ...
  26. 398.
  27. güzel bir dünya hayali, gerçekten tüm yüreğiyle ve tüm insanlar için adanmış yoldaşları olan düşünce.

    ama basit bir gerçeği atlarlar, insan doğası. insan, tamamen iyi olmayan ve olamayacak olandır, yoksa adaleti tesis etmesi için devleti kurmaz, kendini kendinden korumak için silah ve silahlı kuvvetlere ihtiyaç duymazdı.

    yok edilse bile, tüm düşüncelerin yeniden varolacağına inanıyorum.

    ayrıca sscb ve doğu bloğu örnneği, bizzat parti'nin başarısız ve menfaatçi olacağını göstermiştir.
    0 ...
  28. 399.
  29. sınıfsız bir toplum yaratmak adına sosyal organizasyon üzerine kurulmuş kurumsal bir sistem, üretim araçlarının ortak mülkiyetine dayalı politik bir harekettir. yani anlayacağınız bir dilde anlatayım sevgili makarnalar.
    üretim araçalarının ve bütün özel mülkiyetlerin ortak kullanımını hedef alan ve sınıfsız, her yönüyle eşit bir toplum yaratmak amaçtır. herşey kamu malıdır ve herkesin bunlardan yararlanmaya hakkı vardır. zenginliğin toplum olarak paylaşılmasını amaçlar. ancak insanın bencilliğinden dolayı uygulanması zor bir düzendir. komunizm hiç uygulanmamış ve kuramsal düzeyde kalmıştır ne yazık ki. karl marx 19. yüzyılda yaşamış filozof, politik ekonomist ve devrimcidir. Komünizmin kuramsal kurucusudur. kapitalist düzenin yerini elinde sonunda komunizme bırakacağına inanır. komunizm karl marx'ın kaleme aldığı komunist manifesto kitabı ile birlikte anılır
    0 ...
  30. 400.
  31. Türkiye Cumhuriyeti'nde olmasını istediğim düzen.
    0 ...
  32. 401.
  33. tanrı bir kere yaşamı eşit yaratmamış ki. biri açlıktan ölüyor diğeri alem yapıyor. biri zeki diğeri zorlasada olmayı başaramaz. biri çalışkan diğeri tembel. biri lider diğeri pısırık. biri insan diğeri insalık dışı. sizce bu kadar zıtlığın içinde nasıl eşitliği getirebilirsiniz ki? bir doktorun bir işçiden farkı kalmayacaksa neden insan doktor olmak için okusun ki?

    biraz dün mantık oldu ancak çok çelişki var. belki araştırsam illa cevapları vardır ama neden yıkılmış bir idelojiyi araştırayım ki. kabul etmek lazım bu savaşı kapitalizm kazandı.
    0 ...
  34. 402.
  35. ırki kavmi her türlü milli değeri, dini ve ahlaki her türlü öğeyi reddeden türk aleminin en büyük düşmanı. her görüldüğü yerde ezilmelidir.
    ayrıca alakalı olarak:
    (bkz: cinsel özgürlük)
    0 ...
  36. 403.
  37. içinde ateizmi barındırmasa, bu kadar tepki çekmeyecek olan sistem.
    1 ...
  38. 404.
  39. bir solcuyu ifade derken her kullanıldığında insanın kullanana sövesini getiren kelimedir.
    0 ...
  40. 405.
  41. bir çeşit emzik. belli bir zaman diliminde herkes kullanır, sonra bırakır. ardından viski,ruslar, puro falan. *
    1 ...
  42. 406.
  43. 407.
  44. Amerika komünizme kesin olarak düşmandı, ve onun sayesinde komünizm dünyada yok edildi. çünkü amerika ve aslında amerikadan da önce en büyük bankerler insanları istedikleri şekilde idare etmek ve onların paralarını almak için yıllardır dini kullanıyorlardı.amerika devletinin kendisi bile bu durumda bankerlerin kuklasıydı.hoş hala da öyle.

    komünizmde ise din yoktu. eğer amerikaya komünizm yayılsaydı bankerlerin en temel ve etkili silahı yok olacak ve insanlar artık birçok anlamda eşit, hırsı olmayan, dini duyguları sömürülerek provake edilemeyen, gerçek anlamda hür bir kitle olacaktı. ve bu da onların gizli imparatorluklarının sonunu getirecekti. Bu yüzden ikinci dünya savaşından itibaren hemmen komünizme savaş açtılar, ve kazandılar da.

    insanları hala para,din ve yarattıkları ahlak kuralları çerçevesinde idare ediyorlar, belki aksini düşünüyoruz ama gerçekte hepimiz bir düzine insanın kurduğu hanedanlıkların kölesiyiz, onlar için kendini paralayan et yığınlarıyız.hayatlarımızın özel olduğunu falan zannedip, onların bu dev fabrikalarında çalışmak üzere çocuk yaparak, özel(!) soylarımızı devam ettirdiğimizi sanıyoruz.

    Tabii bu başta 1.dünya ülkeleri vatandaşları için geçerli, bizim ve diğer dünyada fazla iddası bulunmayan ülkelerin insanları için durum daha da vahim belki, onlar için dünyayı yeterince kalabalık tutan kitleyiz,onlar işgal edene kadar, toprakların başında duranlarız. hani "şu tezgaha ben gelene kadar bakalak ol be gülüm" derler ya.işlerine gelmediğinde, nüfuslar arttığında, gereksiz kalabalık olduğumuzda çeşitli salgınlarla, savaşlarla,etnik provakasyonlarla nüfuslarımızı azaltarak dengede tutuyorlar.

    not:hiçbir siyasi ideoloji yanlısı değilim.
    1 ...
  45. 408.
  46. Üniversiteye siyasi bi görüşü olmadan giden gençlerin ortamında güzel olmasından kaynaklanan seçtikleri görüşümsü bişey
    0 ...
  47. 409.
  48. amerika'nın boğduğu rejim. .
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük