komünizm

entry1409 ↓ galeri
    393.
  1. Komunizm'i bir devlet biçimine sokmaya çalışanların veya Sovyetler'in komünizm'le yönetildiğini söyleyenlerin komünizm'i eleştirmek gibi bir haklarıda yoktur!. Öncelikle komünizm'e, kızıllara karşıda savaşıyorsanız ''ne'' olduklarını bilmek zorundasınız. Ama bunun için öncelikle sorgulamanız gerekmektedir.

    Komünizmi Karl Marx insanlığın ulaşacağı son aşama olarak ifade etmektedir. Komünizm'in tam olarak nasıl işleyeceğinden bahsedilmemiş, yani çok ileriki aşamada ki koşulları tahmin etmek gibi bir saçma işe girişilmemiştir. Komünizm tüm dünya devletlerinin kendilerini yok etmesiyle birlikte Dünya'da var olacak yaşamın kendisidir.

    Yani devletsiz, kurumsuz bir yaşamdan bahseder. Bu nedenle en başta devlet olmak üzere tüm kurumları, asker, polis, din ortadan kalkacaktır. Fakat bu aşama Anarşist düşüncenin olması gerektiği şekilde değil diyalektik olarak ele almışlardır. Öncelikle var olan devlet kurumu yerine yeni bir baskı kurumu olan demokrasisi Diktalığında olan sosyalist devletler gelecektir. Bu devletler içerisinde yeni kuşaklarla beraber insanın kendisi toplumla beraber değişime uğrayacak daha sonrasında artık üzerinde baskı uygulanması gereken insanlar bugünkü tabularından sıyrılmış olarak bir dünya devletinde komünizmde yaşayacaktır.

    Bunun imkansız olup olmadığına değinebiliriz tabii ki. Fakat öncelikle eksik kalmış noktaları tamamlayalım.

    Marx tüm bunlardan bahsederken komünizm sonrasından bahsetmemiştir. Diyalek süreçte mücadele asla bitmeyecektir. Yani Komünizm insanlık için son nokta olmayacaktır. Komünizm dediğimiz yaşayış içerisinde de elbette sorunlar ve çatışmalar yaşanacak değişimler sürekli olarak var olacaktır. Fakat bunlar bugünkü düzeyde anlayabileceğimiz, kavrayabileceğimiz noktalarda değişiklik olmayacaktır. Bugün nasıl ''surlar ardında'' düklükler yoksa ve olması imkansız olarak görülüyorsa geri devlet biçimine dönüş o zaman için öyle olacaktır. Veya Dinlere dönüş bu şekilde olacaktır. Bugün Zeus'A tapma ihtiyacı duymamak gibi.

    Kısaca komünizm bir devlet, otorite değil, insanlığın var olan yaşamının kendisi olacaktır. Ayrıca gelmesi sosyalizm'in gelmesi gibi yine savaşların olması belki muhtemeldir. Şunu anlamalıyız ki, Komünist olmak, sosyalist olmak demokrat olmak, hümanist olmak tüm savaşlara hayır demek değildir.

    Komünist sürekli bir pürüz arayıp pürüze takılanları arar, ve savaş, iç savaş patlak vermesi için uğraşır, yer altındadır, ne giydiği yediği önemli değildir. Çünkü devlet otoritesi başka türlü yıkılamaz.

    Bu noktada kızıllara karşı savaşırken bunu kullanabilirsiniz. Fakat unutmayın ki kızıllara karşı savaş bitse bile insanlık tarihi isyanlarla sürekli olarak diyalektikle doludur, illaki komünistlerin isyanın fişnekleyicisi olması gerekmiyor (bkz: eski türk devletlerinde eşitlik isyanları).

    Yani Turan birliği bile sağlansa mutlak huzur, kaostan uzak olma durumu olmayacaktır. Devletler yıkılmaya mahkumdur. Özellikle kapitalist anlayış kendini tükettiğini kanıtlayarak, yıkılması kesinlikle uzak değildir.

    (bkz: kapitalizm in çökmeye mahkum olduğu gerçeği)
    --
    Şimdi gelelim işin imkansız olup olmadığına;(Bu noktada işin pratik kısımlarına değinmeyeceğim, yani maoizm, leninizm gibi...)

    yukarıda verdiğimiz bakınızla aslında işin imkansız olmadığını kanıtlıyoruz. Fakat bu noktada ortaya konulan bir sorun vardır ki oda insanın ''Ben'' olmaktan vazgeçemiyeceğidir. ve sürekli olarak yeniyi isteyeceğidir, daha çok olanı isteyeceğidir.

    Biz bu noktada şu söze katılıyoruz, (bkz: ha siktir diyoruz ha siktir) Neden katılıyoruz? Çünkü insan toplumdan öğrenir yani dolaylı olarak devletin yetiştirdiği toplumdan yaşam standartlarını alır. Kapitalist devlet sürekli tüketimi körükler sürekli yeni diye kakalar, modayı yerleştirir. Fakat daha zengin olabilmek için tükettiren burjuvazi bir süre sonra tüketimi karşılamak için kaynak sıkıntısı çekmeye başlar. Kaynak sıkıntısını doğayı yok ederek, savaşlar ile sağlar. Birilerinin az tüketimi demek birilerinin daha fazla tüketimidir. Kapitalizm ise budur. Zenginlik!

    Demek istediğim şudur. insanlar komünizm'i seçmeyecek. Buna öyle ya da bu şekilde mecbur kalacaktır. Yaşamlarından başka bir şeyi kalmayan insanlar, tükenen Dünya'nın karşılayamadığı tüketim bunu zorunlu kılacaktır.

    Ayrıca tabuların değişmesine imkansız olarak bakmak vardır birde. Bunun için sadece tarihe bakınız veriyoruz ahanda (bkz: tarih). Zeus'a tapan ve bu adamın kararına gülmeyen akıllı birini bulursanız özel mesaj bekliyorum sadece. Tabii bunu yaparken eskiden inanmamanın cezasının ölüm olduğu bir inanç sisteminden bahsediyoruz.

    insanların moda kavramından uzak yeniden uzak yaşayamıyacağı düşüncesi ve sosyalizm'in kapitalizmde ki tüketim olmayacağı için teknolojik gelişmeyi sağlayamayacağı düşünceside vardır.

    insanlar mecbur kaldıklarında modayı düşünmez ekmek düşünür. Ayrıca bizde bu nedenle tek Ülke sosyalim'ini tehlikeli görüyoruz. Fakat sosyalist devlet içerisinde tüm bunlar eritilecektir. Elbette yeni olan olacaktır. Fakat lüks pahalı olacaktır. Daha iyisinede insanlar Komünizm ile birlikte kavuşabilirler. Fakat sosyalim içerisinde ertesi gün eskiyen bozulan metalar olmayacak.

    Teknolojik gelişme kısmına gelecek olusak, bugün kapitalizm'in neleri geliştirdiğine bakmalıyız. ENerji ihtiyacını karşılamak için yapılan atom araştırmaları, daha fazla satabilmek için üretilen yeni özelliklerde kulağı kuyruğu geliştirilmiş telefonlar, arabalar, çikolatalar. Tüm bunlar kapitalizm'in teknoloji yutturmasıdır. Oysa ileriki teknolojileride sunmadan ellerinde tutmaktadırlar. Bu durumda ilerlemeden bahsedemeyiz. Çünkü her seferinde bir yenilik koyarak tükettirirler. Uzay araştırmaları ne için? Ve neden Abd nin elinde? Yeni kaynaklar ve ve yaşanabilir yerler için elbette.

    Bugün para etmeyecek yarar sağlamayacak şeyler üzerinde çalışmalar fazla desteklenmez(Kapitalizm faydacılıktır, açın okuyun felsefesini). Düşünsenize bir de desteklendiğini? Nasıl sıçramalar yaşanır. Ayrıca unutmayalım; kapitalizm için düşünen toplum tehlikedir. Sadece ufak azınlık düşünür gerisi uyutulur ve düşünenlerde çoğunlukla satış üzerine düşünür. Tüm bu gelişmelerin önünde büyük kurumlsal ahlaksal engellerde vardır.

    Artık yazıyı sonlandırıyorum umarım okuyan her kim olursa biraz daha bu konuda kendine katkı sağlayabilmiştir.
    0 ...