şimdi bu meret yenecekse öyle spot ışıklarının altında, efendime söyleyeyim ahşap masalarda, hesabın şatafatlı kutularla geldiği yerde yenmeyecek.
çökülecek hasır tabureye, cızır cızır ızgara sesi dinlenecek.
daimi bir kokoreççi bulunacak, ahbap olunacak, kokorecin içine samimiyet de katılacak.
istanbul usulü denilen şekilde tercih edilmeyecek. ekmeğin içindeki dolu dolu kokorecin üstüne kimyon ve pul biber serpilip yola devam edilecek. yanında biber turşusuyla da pek güzel yenilebilecek.
bu kriterlerin dışına çıkanları ise tarih affetmeyecek. tarih affetse de biz affetmeyeceğiz.
temiz ve güzel yapılan yerde yenmesi gerekir. ayrıca, kokusu çok kötü kokuyorsa o mekandan yemeyiniz.
(tamam... evet kokoreç malzemesi gereği çok da hoş kokusu olan birşey değildir. fakat çok ağır ve çok rahatsız edici kokan kokoreç de yenmez be arkadaş. oradan derhal uzaklaşın. başka bir mekan seçin kendinize.)
gece uyku tutmadı, sabahlayacaksınız diyelim.
mide de hafif hafif kazınmaya başladı...
işte kokoreç tam o zamanların yiyeceğidir.
o saatlerde yediğim hiç bir yiyecekten kokoreç kadar keyif,zevk alamadım be sözlük...
ilk kez iki hafta önce tanıştığım yiyecek. Her türlü sakatat ürününden nefret ederim. Özellikle kokuları beni mahveder. Kokoreç'e karşı da bu önyargım vardı ancak arkadaşlarım çok ısrar edince birp şansımı deneyeyim dedim. arkadaş ustaya çok pişirmesini söylediği için pek kötü koku almadım. Tadı da fena değil. bağımlısı olmam ama arada sırada yerim artık.
aoç'a gece 3'de gidildiğinde dahi 1 saat sıra beklemeye neden olan yiyecek. başındaki ustaların etlere ritmli vurmaları ve ankara'nın ayazı uyku açmaya birebirdir. tavsiye edilesi.
''içi alınmış ve iyi kızartılmış yarım ekmek içine bol domatesli ve iyi kızartılmış kokoreç usta'' diyerek sipariş edin bir kez de. bana güvenin, pişman olmazsınız.