kitap okuyabiliriz ve kitap okumaklığımızla övünenlerden olabiliriz.
kaç kitap okuduğumuzu sayamayacak olmamız okuduğumuz kitapların çokluğundan değil de sadece saymadığımızdan olabilir.
kütüphane denemeyecek kitaplığımızı boşaltıp yeniden dizmekten mutlu olabiliriz.
kitaplarımızı sayıp okumadıklarımızı toplamdan çıkarabiliriz.
normalde almayacağımız ve okul sayesinde adını duyup biraz da mecburiyetten aldığımız kitapları toplamdan çıkarabiliriz.
onları soyadı sıralı, isim sıralı, yerse yayınevi sıralı, türkçe, çeviri, edebiyat, edebiyatdışı şekillerde tasnif edebiliriz.
sevebiliriz kitaplarımızı ve fazla olanlara öykünüp kendimizi bu fazlalıkla da övebiliriz.
bir gece ansızın tüm kitapların tüm sayfalarını teker teker götümüze sokabiliriz.
100'ün üzerinde kitap okuyan kaç kişi var diye lüzumsuz sorularla öğrencisinici itin götüne sokan Nurcan abacı'yı herşeye rağmen sevebiliriz.
sevmenin sövmeye engel teşkil etmeyeceğini tecrübeyle sabitleyebiliriz.
ve tüm bunları evde de deneyebiliriz.
yalnız kaldığımda yaptığım en önemli aktivite. kimsenin beni rahatsız etmesini istemem ve deli olurum ben kitap okurken biri gelip bana bir şey sorarsa. lan öküz, mal insan! görmüyor musun kitap okuyorum! bir gün dünyayı yöneteceğim gün geldiğinde önce kapı önü ve merdiven başında dikilen denyoları sonra da kitap okuyanları rahatsız edenleri ortadan kaldıracağım.
çok yaptığım bir eylem. roman, öykü, kişisel gelişim, ilim bilim bir sürü kitap okumama rağmen aklımda kalanlar hayal ürünü olan kurgulama olaylar olmuş ki hayal dünyamı geliştirmekten başka bir işe yaramadı. kelime hazinem hala dar. diksiyonum,tonlamalarım, noktalama işaretlerimde ve genel kültürümde hala bir gelişme yok. unutuyorum olmayınca olmuyor.
sonradan kazanılan bir alışkanlık olduğunda çok acı verir. daha önce niye okumadım gibisinden yakınmalar falan.
küçükken kazandıysan bu alışkanlığı okumadan bir gün bile geçirmezsin. sürekli okursun.
okudukça kendini bulursun. yeni bir insanı tanımak gibidir kitap okumak.
bazen sıkılırsın atarsın bir köşeye aylarca kalır orada. üzülürsün onu yeniden bulduğunda.
çok sevdiğin bir kitabı okurken de kendinden geçersin. kahraman sen olursun.
hayal dünyan fazlaca gelişir. insanları daha rahat anlayabilirsin.
em-pati de zorlanmazsın.
bir de üniversite giriş sınavlarında türkçe/paragraf sorularını yaparken zorlanmazsın.
dünya'nın en güzel eylemidir. kafa dağıma aracıdır da aynı zaman da. kendi kişiliğinden uzaklaşıp suç ve ceza'nın raskalnikov'u, çalıkuşu'nun feride'si olabilirsiniz.
Şartı şurtu olmadan tartışmasız bir kültür ve hayat tarzı göstergesidir.Maalesef ülkemizde neredeyse bir banallik göstergesi ve kitap okumamakla gurur duyabilen pek çok sığ insan var.
Örnek: Facebook "kitap mı? o da ne?" grubu.
insan'a ilk emir olarak vahyedilen oku emri olunca okumanın insan için ne denli önemli bir akli erdemlilik olduğu aşikardır. kitap okumak başlı başına erdemli bir eylemdir.
insanı insanlaştıran yegane eylem. okudukça derinleşir derinleştikçe fark edişimiz insanlaştırır bizi. ancak günümüzde fazla okuyan insanlar kalmadığı için iki ayaklı hayvanların yaşadığı medeniyetler inşa edilmekte. eksikliği bir başkasının konuşmasında bile hissettiriyor kendisini.
çok boktan arkadaşların vardır kendini bir köşeye çekersin ve seni aramalarını beklersin onların ama hayır onlar aramaz, sonra inandığın ve gerçekleşmesini beklediğin şeylerin aramasını beklersin hayır onlarda aramaz ve sevdiğin eski kadınlar yeni olma ihtimali olanlar bir belkiyle onları da beklersin ve sonuç yine aynıdır. en sonunda birileri çıkar ben buradayım der aramadığın zaman arar seni. başına geçen olayları en iyi kankan gibi anlatır ayıpsız günahsız zaman zaman suçlu zaman zaman masum ve onlara gidersen bazen ağır bazen soluksuz. son sayfaya geldiğinde "burada ayrılıyoruz ama beni yine bulabilirsin ve şunu çok iyi bilki en iyi dostum etrafında kimseler olmadığında ellerini bana teslim edebilirsin" diyen sayısız tanıdıkla ve seni yalnız kalmaktan alı koyan ağaçlarla dolu bir ormanda dolanmaktır kitap okumak ve ormanda dolanmak ne olacağını bilmeden yürümek çölde yürümekten iyidir...
bak işte, okumak harbiden güzeldir. gel gör ki o kitap beyninde edebi bir seks yaratmasın. beynimle o kitap sevişirse nasıl okurum farkında olmadan bir hışımla. tabi benim beynim seçici, zor beğeniyor o ayrı.
boş zamanlarda değil de her zaman yapılması gerekendir.
ortada kesin olan bir şey varsa kitap okumak ile ilgili bunun yüzde yüz hevesle ilgili olduğudur. bir öğretmen öğrencilerine isterse onları mezun edene dek kitap okuyun diye baskı yapsa dahi öğrencilerin içinde bu heves yoksa çırpınması boşa olacaktır.
türk milleti zamanı öldürmeyi, boşa vakit geçirmeyi seven bir milletir. televizyon denen siyah kutuya öyle bir bağlanmıştır ki okuma düzeyi diğer ülkelere göre oldukça batak bir haldedir. insanların çoğunun ortak olarak okuduğu bir şey varsa o da ya haydar dümen köşedi ya da spor sayfalarıdır.
okuyan insan okuduğunu çabuk kavrar, daha düzgün konuşabilir, mantıklı düşünebilir.
bunların hepsi sadece kitap okumak gibi basit bir aktivite ile yapılabiliyor.
insanları zorlamadan, bıktırmadan nasıl kitap okumaya teşvik etmeliyiz bunu düşünmeli.
bu aşıyı nasıl enjekte edeceğiz milletimize? halbu ki ufak bir iğne hiç de acıtmayacak.
en güzel dosttur kitap,bir de sarmışsa seni tadından yenmez,kimseye ihtiyaç yoktur artık.oturup keyfinin çıkara çıkara okumak kalmıştır size...kendini yalnız mı hissediyorsun,işe yaramaz mı hissediyorsun aç bir kitap,bak bakalım kalıyor mu o duygulardan eser...