boş zamanlarda değil de her zaman yapılması gerekendir.
ortada kesin olan bir şey varsa kitap okumak ile ilgili bunun yüzde yüz hevesle ilgili olduğudur. bir öğretmen öğrencilerine isterse onları mezun edene dek kitap okuyun diye baskı yapsa dahi öğrencilerin içinde bu heves yoksa çırpınması boşa olacaktır.
türk milleti zamanı öldürmeyi, boşa vakit geçirmeyi seven bir milletir. televizyon denen siyah kutuya öyle bir bağlanmıştır ki okuma düzeyi diğer ülkelere göre oldukça batak bir haldedir. insanların çoğunun ortak olarak okuduğu bir şey varsa o da ya haydar dümen köşedi ya da spor sayfalarıdır.
okuyan insan okuduğunu çabuk kavrar, daha düzgün konuşabilir, mantıklı düşünebilir.
bunların hepsi sadece kitap okumak gibi basit bir aktivite ile yapılabiliyor.
insanları zorlamadan, bıktırmadan nasıl kitap okumaya teşvik etmeliyiz bunu düşünmeli.
bu aşıyı nasıl enjekte edeceğiz milletimize? halbu ki ufak bir iğne hiç de acıtmayacak.