biraz önce uyuduğu koltukta ''meov meeaaaoovv'' diye sızlanıp, siklenmeyince yavaş yavaş kalkıp yanıma gelen, önce dirseğime kafasını sürtmeye çalışan ve yine siklenmeyince suratıma pati atan bir manyağın dahil olduğu tür. O da erkek ben de erkeğim ama aşık heralde bu piç bana.*
2 yaşında,erkek.beyaz bir van tabby. onu mühendislik kantininde bulmuşlar, 3 aylıkken tekstilden bir hocadan aldım.adı paris. ama siz sakın onun bir dizi karakterinin köpeği paris gibi düşünmeyin. o prens paris.kendimi kraliçe ilan ettiğim günden bu yana ona da sir ünvanı verdim, resmi ortamlarda prens paris diye sesleniyorum. kendisi isim babası prens parise de pek benzemez aslında,korkusuz bir savaşçıdır. annesi queen blackmind'ı ölümüne korur, annesi sebepsiz ağladığında gelip yüzüne uzun uzun bakarak saçmaladığını ima eder. sir paris oldukça akıllı ve yardımseverdir, ayrıca çapkındır da. dönem dönem eve annesinin ilk bakışda isim koyduğu köke, carpet, balgöz ve kurabiye adlı kedicikleri atmıştır. ayrıca kökenin kendinden olmayan çocuklarına da babalık etmiştir. sir parisin oldukça pahalı zevkleri vardır ne yazık ki... yengeçli, tuna fish li, av hayvanlı ıslak mamaları çok sever. ayrıca doritos nacho, dondurma ve jöleye de bayılır. ama siz onu sakın bir zengin züppe de sanmayın. annesinin paraya kıyıp aldığı tasmaları, nasıl beceriyorsa, sokaktaki arkadaşlarına bırakır gelir. günlük olarak kuru mama, salam ve su tüketir. ama suyunu asla plastik kaptan içmez. annesinin geçen yıl akçaydan bir beach clubdan aşırdığı kesme kristal viski bardağını kullanır. çok yer ama hareketli, kıpır kıpır, sportif yapısı sayesinde pek kilo almaz.özgür ruhludur. iki hafta öncesine kadar annesi blackmindla yaşadığı ev 1. katta olduğu için gayet pencereden, balkondan atlayıp gezip takılırdı. hatta eski ev yerleşime oldukça uzak olmasına rağmen kendisi gece saatlerinde yerleşim civarında görülmüştür. hatta annesinin arkadaşları sir parisin gizli polis ya da ajan olduğunu iddia etmektedir. paris genelde annesiyle beraber uyur. yanlarına yanaşmaya çalışan babasını patileriyle ittirir ve annesine sarılıp yan gözle de babasının tekrar gelip gelmediğini kontrol eder. baabsını da sever aslında ama annesiyle aşk yaşar. ne zaman annesiyle babası yanlız kalıp romantik dakikalar yaşayacak olsa ikisinin arasına girip yerleşmekten onur duyar. parisin kahramanlık yanı da vardır, mazgala düşen yavru kedileri başlarında dakikalarca miyavlarak dikkat çekip, kurtarmamıza vesile olmuştur. 11 saatlik otobüs yolculuklarında kendi adına alınan koltukta seyehat etmişliği de vardır.aslında paris ve annesinin nice entresan macerası vardır. biz anlatırız da, siz abartıyoooosuuuuuuuun diyebilirsiniz...
haylazlıkta üzerine tanımadığım canlı. bizim oğlanı görmeye durun hele. en sevdiği oyun boğuşmaca, maç, ebelemece. bir de piçlik olsun diye bazen bilgisayar masasına çıkıp fareyi sağ tıklatıyor elimin üzerine yayılıyor. ama güzel olan tarafı insandaki negatif enerjiyi çekip almaları moralim mi bozuk iki seviyorum keyfim yerine geliyor. böylesi tatlı varlıklar. aha bu da bizim oğlan.
ben, çekyat denen rahatsız bir zımbırtının üzerinde yandan izlemeye çalıştığım televizyon ve kucağımda laptopla iki büklüm otururken, kendisi üç kat kuş tüyü yastık üzerinde döne döne uyuyan bir çeşit zühtü. ha bir de arada osuruyorlar.
bugün oğlumu aşıya götürdüm. 2 tane birden vurdular. miyavladı yüreğim sızladı. doktor ablası bugün halsiz yatar belki ateşi de çıkar, kusarsa acilen getirin dedi. inşallah birşey olmadan atlatır bugünü. evimizin neşesi mısırımız bizim.
yanı başımızdaki sevimli hayvanlardandır.
hele bi de bulundukları çevreye yeni yeni alışmaya çalışan yavru kedilerdense; saatlerce oynamak bi yana deli gibi yanaklarını sıkma isteği uyandıran sevimli şeyler bunlar. gel gör ki onlardaki yanak kavramı bizimki gibi değil.
ilkokula yeni başlayan öğrenci edasındalar hep. merak merak merak. cama yapışıp insanları izleyenini gördüm bugün. hem de saatlerce. *
ben özlemedim ki seni
kedi özledi
çağır onu gelsin diye
bana kedi söyledi
çok severmişsin onu
doyamaz öpermişsin
sarılıp uyurmuşsun
nasıl özlemesin ki seni
o da çok severmiş hani
derdinde yanındaymış
sevincinde o da mutlu
sen özlemedin mi onu
ben istemedim gitmeni
kedi istedi
sonra pişmanım diye
bana kendi söyledi
sen bilirsin bu kedi
karşılıksız sevdi seni
belki de her kedi gibi biraz bencildi
sende itiraf et hadi
suç biraz da senindi
dayanamıyorum de hadi
çok özlemesin bu kedi