haylazlıkta üzerine tanımadığım canlı. bizim oğlanı görmeye durun hele. en sevdiği oyun boğuşmaca, maç, ebelemece. bir de piçlik olsun diye bazen bilgisayar masasına çıkıp fareyi sağ tıklatıyor elimin üzerine yayılıyor. ama güzel olan tarafı insandaki negatif enerjiyi çekip almaları moralim mi bozuk iki seviyorum keyfim yerine geliyor. böylesi tatlı varlıklar. aha bu da bizim oğlan.
ben, çekyat denen rahatsız bir zımbırtının üzerinde yandan izlemeye çalıştığım televizyon ve kucağımda laptopla iki büklüm otururken, kendisi üç kat kuş tüyü yastık üzerinde döne döne uyuyan bir çeşit zühtü. ha bir de arada osuruyorlar.
bugün oğlumu aşıya götürdüm. 2 tane birden vurdular. miyavladı yüreğim sızladı. doktor ablası bugün halsiz yatar belki ateşi de çıkar, kusarsa acilen getirin dedi. inşallah birşey olmadan atlatır bugünü. evimizin neşesi mısırımız bizim.
yanı başımızdaki sevimli hayvanlardandır.
hele bi de bulundukları çevreye yeni yeni alışmaya çalışan yavru kedilerdense; saatlerce oynamak bi yana deli gibi yanaklarını sıkma isteği uyandıran sevimli şeyler bunlar. gel gör ki onlardaki yanak kavramı bizimki gibi değil.
ilkokula yeni başlayan öğrenci edasındalar hep. merak merak merak. cama yapışıp insanları izleyenini gördüm bugün. hem de saatlerce. *
ben özlemedim ki seni
kedi özledi
çağır onu gelsin diye
bana kedi söyledi
çok severmişsin onu
doyamaz öpermişsin
sarılıp uyurmuşsun
nasıl özlemesin ki seni
o da çok severmiş hani
derdinde yanındaymış
sevincinde o da mutlu
sen özlemedin mi onu
ben istemedim gitmeni
kedi istedi
sonra pişmanım diye
bana kendi söyledi
sen bilirsin bu kedi
karşılıksız sevdi seni
belki de her kedi gibi biraz bencildi
sende itiraf et hadi
suç biraz da senindi
dayanamıyorum de hadi
çok özlemesin bu kedi