En nankör hayvanların başında gelir. Benimde birara kedim vardı daha doğrusu balkonda bulmuştuk annesi doğurur doğurmaz ölmüş , neyse biz baktık büyüttük yedirdik vs vs sonra evden kaçtı. Boşuna dememişler kediler nankör olur diye.
bazen bir insanla bütünleştirilen en güzel kelimedir. Çünkü kedi istediği zaman kendini sevdirir,istemediğinde tırmalar. Sevgini verdiğinde guruldar karnı, ama yinede kendi halindedir.
öyle bir yaratık ki , alerjik astım olmana rağmen atarsın hapını , yatırısın yere sırtüstü , o güzelim kırma mavi yeşil oğlanı , kuyruguna kudret yetmez o derece güzel , başlarsın pipişinin hemen üstündeki o muhteşem pembe göbüşüne yumulup öpmeye ,böyle var ya o güzelim koku ( ki bebek oldugu için acemice kaka yapar ve uzun tüylerine yapışır çakıldakları ) işyerinde burnuna tüter de eve gidip yumulmak istersin. öyle birşey işte kedi.
kendisini besleyen, onunla aynı evi paylaşan kişinin iltifatlarına, sevgisine, ilgisine arada sırada 1-2 saniyelik sürtünme ve mırlayış ile karşılık verebilecek kadar umursamaz bir hayvandır. çok ilgiden sıkılır genelde, tek başına vakit geçirmeyi daha çok sever. adını bildiği halde, seslendiğinizde bazen inadına takmaz sizi, yüzünüze bakmaz, iplemez. köpekte olduğu gibi sizin istekleriniz yerine getirilmez; siz onun isteklerini yerine getirirsiniz.
kedi dediğin bambaşka bir hayvan.
siz uyurken gelip göğsünüzün üstüne uzanır mır mır mırıldanır. siz rahatsız olsanız bile sırf kedinin rahatı bozulmasın diye onu üzerinizden kaldıramazsınız. o derece sevimlidirler.
Asil, zeki, kendisi istemediği sürece hiçbişey yaptıramıcağınız, bilinenin aksine nankör olmayan, saatlerce izlemeye ve oynamaya doyamayacağınız bir canlı.
değişik bir canlıdır bu. akşam akşam motora kaçıp "miyaaav miyavv" diye bağıranı içinden çıkarmak için de dünya kadar çaba harcatanı görülmüştür.
(bkz: based on a true story)
adnan oktardan çektiği kadar kimseden çekmemiş hayvan. her karıya kedi diyor kedininde bir gururu var ayrıca sanki bütün kediler dişi gibi düşünüyor. bir kedim var ne zaman sevmeye kalksam adnan oktar geliyor aklıma bünyeye tesiri zararlı.
biraz önce uyuduğu koltukta ''meov meeaaaoovv'' diye sızlanıp, siklenmeyince yavaş yavaş kalkıp yanıma gelen, önce dirseğime kafasını sürtmeye çalışan ve yine siklenmeyince suratıma pati atan bir manyağın dahil olduğu tür. O da erkek ben de erkeğim ama aşık heralde bu piç bana.*
2 yaşında,erkek.beyaz bir van tabby. onu mühendislik kantininde bulmuşlar, 3 aylıkken tekstilden bir hocadan aldım.adı paris. ama siz sakın onun bir dizi karakterinin köpeği paris gibi düşünmeyin. o prens paris.kendimi kraliçe ilan ettiğim günden bu yana ona da sir ünvanı verdim, resmi ortamlarda prens paris diye sesleniyorum. kendisi isim babası prens parise de pek benzemez aslında,korkusuz bir savaşçıdır. annesi queen blackmind'ı ölümüne korur, annesi sebepsiz ağladığında gelip yüzüne uzun uzun bakarak saçmaladığını ima eder. sir paris oldukça akıllı ve yardımseverdir, ayrıca çapkındır da. dönem dönem eve annesinin ilk bakışda isim koyduğu köke, carpet, balgöz ve kurabiye adlı kedicikleri atmıştır. ayrıca kökenin kendinden olmayan çocuklarına da babalık etmiştir. sir parisin oldukça pahalı zevkleri vardır ne yazık ki... yengeçli, tuna fish li, av hayvanlı ıslak mamaları çok sever. ayrıca doritos nacho, dondurma ve jöleye de bayılır. ama siz onu sakın bir zengin züppe de sanmayın. annesinin paraya kıyıp aldığı tasmaları, nasıl beceriyorsa, sokaktaki arkadaşlarına bırakır gelir. günlük olarak kuru mama, salam ve su tüketir. ama suyunu asla plastik kaptan içmez. annesinin geçen yıl akçaydan bir beach clubdan aşırdığı kesme kristal viski bardağını kullanır. çok yer ama hareketli, kıpır kıpır, sportif yapısı sayesinde pek kilo almaz.özgür ruhludur. iki hafta öncesine kadar annesi blackmindla yaşadığı ev 1. katta olduğu için gayet pencereden, balkondan atlayıp gezip takılırdı. hatta eski ev yerleşime oldukça uzak olmasına rağmen kendisi gece saatlerinde yerleşim civarında görülmüştür. hatta annesinin arkadaşları sir parisin gizli polis ya da ajan olduğunu iddia etmektedir. paris genelde annesiyle beraber uyur. yanlarına yanaşmaya çalışan babasını patileriyle ittirir ve annesine sarılıp yan gözle de babasının tekrar gelip gelmediğini kontrol eder. baabsını da sever aslında ama annesiyle aşk yaşar. ne zaman annesiyle babası yanlız kalıp romantik dakikalar yaşayacak olsa ikisinin arasına girip yerleşmekten onur duyar. parisin kahramanlık yanı da vardır, mazgala düşen yavru kedileri başlarında dakikalarca miyavlarak dikkat çekip, kurtarmamıza vesile olmuştur. 11 saatlik otobüs yolculuklarında kendi adına alınan koltukta seyehat etmişliği de vardır.aslında paris ve annesinin nice entresan macerası vardır. biz anlatırız da, siz abartıyoooosuuuuuuuun diyebilirsiniz...