telefonda konuşurken * arada sesi içine kaçardı ve uyarırdım onu, kedi gibi konuşuyorsun azıcık canlan diye, ben öyle deyince miyav'lardı aklı sıra dalga geçerdi. sonra gülüşürdük..*
bir eli yağda, bir eli balda olan, krallar gibi bakılan kısırlaştırılmış dişi chinchilla olanı havaların ısınması nedeniyle çoraplardan kurtulduğumuz için manyaklaşmaya başladı. resmen çığlık atıp ayak parmaklarımıza saldırmaya yelteniyor.
ben hayvandan korkmam. sinirlenirsem de kralını tanımam, ağzının payını veririm. ama iş benim prensesime gelince moralim yerlerde sürünüyor. o asil, o uslu hayvanın bu akşam yaptıkları resmen içimi acıtıyor...
--spoiler--
ceza ayağına kulağına yapışıp, kafesine kapattım. ama işte evlat * ...
(bkz: kedi babası)
--spoiler--
ilginç özellikleri var mesela, kara sinek peşinde koşuyor yakalamaya çalışıyor, düz duvara tırmanıyor.. yakalamayınca kızıyor sinirleniyor yatağımın altına girip çıkmıyor.
yapılan kedi muhabbetinin üzerine büyük bir özlemle anılır. için burkulur, yanında olsun istersin ki sevesin. herşeyine razısındır, tırmalasın, ısırsın. karnını sevip sinir etmek istersin. sevgiliyi özlemek gibidir sahibi olduğun kediyi özlemek...
besliyorum değil de onunla beraber yaşıyorum denmesi gereken hayvandır. zira o kadar cool takılır ki evin içinde kim kimin evinde yaşıyor bazen unutursunuz.
bu pezevenkler bazen aynen komedi filmlerindeki gibi felaketler zinciri (hani karakterin başına kova geçer, ondan kurtulmaya çalışırken tırmığa basar vs vs..) başlatabiliyorlar.
sabah kalkmışsınız, elinizde yeni yaptığınız kaynar kahve var, gelmişsiniz bilgisayarın başına oturmuşsunuz, netten günün gastelerini okuyorsunuz.
bey efendi hop diye gelip kucağınıza atlıyor, orda olduğunu farketmemiş olduğunuz için kahveyi dökmekten son anda, fincanı havaya kaldırarak kurtuluyorsunuz.
sonra fincanı bilgisayar masasına koyuyorsunuz
ama arkadaş yerleşemedi, kucağınızda dönüp duruyor.
bir anda fincanın çok yakında olduğunu farkediyorsunuz. aklınızdan tek bir düşünce geçiyor;
"dökecek"
fincanı daha güvenli bir yere koymak için hamle yapıyorsunuz, ama artık çok geç.
kedi götüyle fincana çarpıyor.
döktüğü anda panikle basıyor gidiyor tabi,
sonuçları;
*ayakta 1. derece yanık (şu an henüz sadece kızarık, bir şey yok da acıyo biraz ahahdsadsad)
*içine kahve kaçmış klavye (yedeğiyle değiştirildi)
*kahve içinde kalmış zemin & bilgisayar masası (ıslak bezle silindi)
*kahve olmuş koltuk (tuvalet kağıdı döşedim üstüne oturuorum)
*aynen kirliye atılmış eşofman*, çorap ve t-shirt
*göğüsteki tırmık yarası (kahve döküldüğünde kaçarken benden destek alıp göğsüme basarak zıpladı, arka pençesini derime geçirdi)
*piç olmuş sabah kahvesi keyfi