bu pezevenkler bazen aynen komedi filmlerindeki gibi felaketler zinciri (hani karakterin başına kova geçer, ondan kurtulmaya çalışırken tırmığa basar vs vs..) başlatabiliyorlar.
sabah kalkmışsınız, elinizde yeni yaptığınız kaynar kahve var, gelmişsiniz bilgisayarın başına oturmuşsunuz, netten günün gastelerini okuyorsunuz.
bey efendi hop diye gelip kucağınıza atlıyor, orda olduğunu farketmemiş olduğunuz için kahveyi dökmekten son anda, fincanı havaya kaldırarak kurtuluyorsunuz.
sonra fincanı bilgisayar masasına koyuyorsunuz
ama arkadaş yerleşemedi, kucağınızda dönüp duruyor.
bir anda fincanın çok yakında olduğunu farkediyorsunuz. aklınızdan tek bir düşünce geçiyor;
"dökecek"
fincanı daha güvenli bir yere koymak için hamle yapıyorsunuz, ama artık çok geç.
kedi götüyle fincana çarpıyor.
döktüğü anda panikle basıyor gidiyor tabi,
sonuçları;
*ayakta 1. derece yanık (şu an henüz sadece kızarık, bir şey yok da acıyo biraz ahahdsadsad)
*içine kahve kaçmış klavye (yedeğiyle değiştirildi)
*kahve içinde kalmış zemin & bilgisayar masası (ıslak bezle silindi)
*kahve olmuş koltuk (tuvalet kağıdı döşedim üstüne oturuorum)
*aynen kirliye atılmış eşofman*, çorap ve t-shirt
*göğüsteki tırmık yarası (kahve döküldüğünde kaçarken benden destek alıp göğsüme basarak zıpladı, arka pençesini derime geçirdi)
*piç olmuş sabah kahvesi keyfi