Hayvandır. Kuyruğu, tüyleri falan vardır. Bir örneği ektedir:
(img:#978536)
Bu kedi şımarığın tekidir, kimseyi beğenmez hayvanoğlu hayvan. istediği yere girer, ikamet yeri fakültedir. Benden daha çok derse girmişliği vardır. Bazı kızların korkulu rüyasıdır. Ama güzel kedidir vesselam.
Köyde evimiz tahtaydı. Ev tahta olduğundan sağda solda her yerde fareler gezerdi. Kapan, zehir, yapışkan başetmezdi farelere. Birgün köy muhtarının da evde olduğu köyün kaderini belirleyebilecek ufak çapta bir MGK toplantısı hüviyetindeki bir toplantıda ufak pembe Kuyruklu bir fare köy erkanının Şaşkın bakışları Arasında ortalık yerde bıyıklarını oynatınca ufak çapta bir diplomatik krize sebep oldu.
işte o an zaten halihazırda fareye benzeyen köy muhtarı kriz sebebi fare gibi bıyıklarını oynatıp köy evinde kedi Şart. Benim var bir Avcı kedim çok avcıdır. Yarın gelin bitane alacalı yavrusundan vereyim dedi.
Ve biz bu protokol krizini başarıyla Yöneten über politik zeki muhtarımız sayesinde alacalı bir kedi sahibi olduk.
ilk Başlarda kuyruğunu kovalamaktan başka bir meşgalesi olmayan kedimiz günler ayları aylar Yılları kovaladıkça gelişiyor adeta bir minyatür bir Aslan gibi farelerin korkusu oluyor çok fantastik fare imha operasyonlarına imza atıyordu.
Günü geliyor kilim Altında kaçmaya çalışan bir fareyi pençesiyle bayıltıyor tam ayılıp başka bir kenara kaçacağı vakit tekrar pençeliyor oyun ediyordu.
Bazen harmanda yakaladığı bir fareyi havalara atıp yere düşmeden tekrar havalara fırlatıyor adeta sirkte lobut Çeviren bir cambaz gibi Neş'e kaynağımız oluyordu.
Derken bir gün kara bir Yılanla boğuşurken denk geldim. Samanlıktan kaptığım tırpanla bu can dostumuzun imdadına koşuyordum ki zalım yılan kedimizi vurdu. Tamamen atadan duyduğumuz şekilde kocakarı yöntemleriyle kedinin Ağzına bir tas Pekmezli süt döküp ilk müdahaleyi yapıp kusturduk kediyi.
Şaşılacak şey kurtuldu kedimiz.
Sonra aradan yıllar geçti. Dede evinde kaldı kedi. Yıllar yıllar sonra köye geldiğimizde ekmek sobasının Altında uyuklarken gördüm. Eski şaşaalı zamanından eser kalmamış. Bir gözü kör olmuş, kulağının biri yırtılmış, tüyleri dökülmüş, kuyruğu Yarıdan kesilmiş. Sağlam kalan gözü ekseri kapalı. Arada önündeki ekmek doğranmış yoğurdun kenarında biriken yoğurt suyunu içmek için Kafayı kaldıran. O kafasını kaldırdığında kafası Parkinson hastaları gibi titreyen bir hale gelmiş.
Herkes Ağzına bakıyordu kedinin. Hatta iki büklüm dede bile. Yattığı yerden kediyle dertleşiyor. Kah Havaların soğumasından kah meyve ağaçlarını don vurmasından şikayet ediyordu kediye.
Kedi de durur mu kâh bir hırıltıyla kâh da cigerden bir mırıltıyla cevap veriyordu.
Sonra bir sabah ölüsüyle karşılaştık kedinin. Sabaha kadar kedinin inlemesine tanık olan dede verdi kara haberi dişsizlikten peltekleşmiş sesiyle.
Asla bir kediye sahip olunmaz, kedi size sahip olur. Canı istediğinde gelir yatar istediğinde oynar. Zorla hiçbir şey yaptıramazsınız. ilgilenmeyince trip atar, surat asar. Bütün koyafetleriniz kedi tüyü ile kaplanır. Kızgınlık dönemine gelince - normalde hiç miyavlamayan kedi - bir aslan edasıyla kükremeye başlar. Size masaj yapar patileriyle, kendileri de keza masaj yapılmasına bayılır. Karnınız ağrıdığında tam ağrıyan yere gelir oturur yalar, o ağrı geçer. Gece siz uyurken gelir poposunu yüzünüze dayar. Evdeki hayaletleri yakalamaya çalışır, vazo saksı ne varsa devirir. Tüm bunlara rağmen günün sonunda kucağınıza yatıp sev beni insan bakışları eşliğinde mırrrlaması paha biçilemez.
demin bir kedi gordum. buyuk ihtimalle bir sey yolda carpmis yuzunu kesmis kan damlaya damlaya kaldirima cikip son nefesini vermis. insanlik(varsa) olmedi ya gittim belediyeye soyledim alsinlar diye. ama gorseniz yoldan gecenlerin umrunda degil. cesetin ne oldugu fark ediyor bunlara gore. sonra insan hakkindan, irkciliktan, insanlari kucumsemenin ne kadar kotu olduguna dair ahlak dersi veriyorlar.
ve sonra bana soruyorlar neden hayvanlari daha cok seviyorsun diye. susuyorum