mutsuz olduğunuzda en yakınınız bile bunu hissedemeyebilir, ancak kediniz hisseder. önce o minik kafasını sağa doğru yatırır size bakar, sizden tepki gelmezse yanınıza gelir ve yanağınızı yalamaya başlar. o an hem güler hem ağlarsınız. ve bir kediniz olduğu için çok şanslısınızdır.
asil, sevimli, vahşi, tembel, kıskanç, atik gibi kelimeleri birleştirerek hakkında türlü türlü tanımlar kurulabilir.
bu canlılarla ilgili ilginç olan nokta ise; insanlar tarafından ya fanatik derecede seviliyor olmaları ya da fanatik derecede nefret ediliyor olmalarıdır. ortada bi yerde olanların sayısı çok az galiba.
çok büyük bir iftiraya maruz kalan masum bir hayvancıktır. nankör felan değildir onlar, sahibine çok bağlanır.
ayrıca günlerdir netten sahiplenilmeyi bekleyenlerden birini aradığımdır. şöyle mini mini bi yavru kedim olsun! bi kedim olsun artık!
gece boyu peşinden koşturduğunuz hayvandır aynı zamanda. aniden ayaklarınızın üstünde yatmaktan vazgeçip uykuya daldığınız anda kafanızın üstüne kurulur, kuyruğunu suratınıza çarparak uyandırır ve sevilmek istediğini beyan eden bol tüylü şirin şeylerdir.
kediyle ("kedimle" diye yazmıyorum. zira varlık varlığa sahip olur mu lan?) uyuyoruz. yatmadan önce güzel güzel gırladı. güzelce sevdim onu. o da teşekkür baabında patilerini yüzüme uzattı. birkaç kere dokundu, gözüme baktı ve uykuya daldı.
herhangi bir sorun yaşamadık yani.
saat gecenin 4'ü. kedi bir anda suratıma suratıma patisiyle vuruyor. (tırnaklarını çıkartmadan tabi. yoksa kavga çıkar bilader.)
uyanıyorum. uyanmamla bir depar atarak koltuğun arkasına saklanıyor.
ee noldu hani niye uyandırdın bakışı atıyorum, o da bana 'bilmiyorum ya' der gibi bakıyor.
lan nasıl bilmiyorsun, uyuyordum ben, bakışı atıyorum. bir depar daha atıyor.
kapıyı açıyorum, işeyecekse işesin, sıçsın. yok... dışarı çıkmıyor.
noldu lan gel seveyim diyorum. bir depar daha atıyor.
oyun oynamak da istemiyor.
böyle acayip yaratıklar.
kendi kendilerine sorun çıkartmayı seviyorlar.
hafif şizofren lan bunlar.
iyi ki de varlar.