yahu saatlerdir evimde var bunlardanbir tane bu kadar sevimli ve meraklı hayvan görmedim ben. bu yılışık birşey yalnız birde sürekli mırlayıp tırlaklarıyla etımı cekıstrıyor ne anlamı var bunun bılmem ama...
şu an klavyeyi yatagımın ustune koyduğum halde, sol kolumun yanına kıvrılıp mır mır uyuyan kar topu kıvamındakı mırıldayan canlı. hatta bu yazıyı yazarken bır yandan uyuyup bır yandan nevresimi tırnaklıyor...
hepsi birbirinden güzeldir bu canlıların. genelde kollarını içe doğru kıvırıp yatarlar. sarıldığın zaman yıllardır anlatamadığın bir sırrı anlatmış gibi rahatlarsın.
çocukluğumda sürekli olarak beni tırmıklayan gaddar canlı.. ve her seferinde benim yerime en nefret ettiğim arkadasımı göbekten iğne vurmaya sevk eden mübarek hayvan *
yağmurun altında, sudan nefret ettikleri için bir kenarda saklanmış olarak bulunabilirler hep. yavruları ayrı sevimlidir. insan yolun ortasında durup sevebilir onları.
tabii bazı yaratıklar ise beyinlerinin bir kısmını kaybettiklerinden ötürü bu zavallı canlıların minnacık hayatına kastedebilirler.
tanrıya inanmamı sağlayan yaratıklar, fındık büyüklüğünde ki kalpleri sevgiyle dolu mucizeler. 6 tanesiyle birlikte yaşanıyorsa guur guuur orkestrası kuruluyor evde.
sırf kucağımda uyuduğu için kıçıma kıraplar girene kadar kalkamadığım bebekler. uyurken başını poposuna sokabilecek elastikiyette, çekip sündürmek, ısırmak istediğim hatta arasıra ısırdığım varlıklar,
uyumadan önce yatağımı ısıtan ritmik battaniyeler, sadakatlerini hiçbir insan sadaketine değişmeyeceğim meleklerim.