ikisi önde ikisi arkada olmak üzere toplamda dört adet bacağa sahip bir hayvan.
ayrıca bir adet kafasının üzerinde iki adet kulak ve göz ayrıca birer adet te ağız ve burun yer almakta. değişken olarak genelde üçü sağda üçü solda olmak üzere altı tel bıyıkları vardır, dişi erkek farketmez iki cinsin de bıyıkları vardır, sosyal yaşamlarına pek bir etkisi olmuyor kıllarının.
özgürlüğüne düşkünlüğü, gösterişi, estetikliği, hayır demesini bilen tavrıyla hayran kalınacak bir hayvandır. beraber yaşaması zordur. bilinenin aksine nankör değil özgürdür. hatta bir çok kişinin başarmak istediği ama başaramadığı kadar özgürdür. kıskanılası canlıdır.
evcil, eve sahip, sokağa sahip, doğaya doğal olarak sahip, kimilerince nankör-nefret uyandırıcı, kimi milletlerin tanrı kabul ettiği, oyuncağı kendinden çirkin, her zaman dikkat çekici ve hiçbir zaman sırrı çözülemeyecek bir hayvan mı?
tavanda gördüğü bir kepeneği yakalamak üzere duvara zıplayıp her an bir balyoz gibi beyninizin üzerine düşebilitesi olan ve verdiğiniz 'ağğh' tepkisi karşısında 'senin de canın ne tatlı a.ına koyyim!' bakışı atıp yakaladığı kepeneği afiyetle midesine indirebilen hayvan. üstüne üstlük biraz önce size bu bakışı atan kendisi değilmiş gibi 30 saniye sonra gelip, yavşakca bilgisayarın üzerine yatabilir, burnunuzdan başlayarak gözünüze kadar yalayabilir - ve hatta gözünüzü yalarken morartabilir- ve yüz vermezseniz burnunuza g.tünü yaslayıp osurup kaçabilir. bu saygısızlığına rağmen hem suçlu hem güçlü tavrı ile size küser ve bir köpek gibi kıçında dolanır her yerini ısırarak barışma talebinde bulunduğunuzda lütfederek barışabilir.
dün gece durup dururken masaya çıkmış, yanıma yavaş yavaş gelmiş ve yanağıma tokatı patlatmış afacandır. evet evet tokat. patisinden tırnaklarını çıkarmadan, hafif sert ve olabildiğince hızlı. hayır yaptığım sadece pc başında sözlükte takılmak ve tv de belgesel izlemekti. muhtemelen bana bir şey anlatmak istedi. neyse siki sağolsun. ama yüzümü çizseydi bende burda bir belgesel çakardım doğrusu.
geçen gün durakta otobüs beklerken bana arkadaşlık eden sevimli hayvan. geldi yanıma sırnaşmaya başladı. duraktaki diğer insanlar garip garip bakarken o bacağıma sürtünüp durdu. etrafımda döndü, dolaştı. eğildim ve okşadım hayvancağızı. tertemiz görünüyordu. bu da böyle bir anımdır.
reflekslerine hayran olduğum hayvan. adeta küçük bi aslan. çok sefil bi sokak kedisi değilse gayet asil durur genelde. mırıldaması sevimlidir. gözleri apayrı güzeldir. kurnaz ve zeki hayvandır. sevilir halihazırda.
iş yerinde, sosyal hayatında ezilen bünyeler ''lan bari şuna hükmedeyim'' şeklinde beyanat verirler.. e tabi ki kedi bu sikinde olur mu ? hayir pek tabi ki olmaz.. işte efendim bu nedenle de adi nankör e çıkmıştır..
ama bu ibnelerden süper kanka olabiliyor, kışın süper bir battaniye de olabiliyor.. adeta sizden ''beni sev lan'' gibilerinden isteklerde bulunarak kucağiniza yatabiliyor.. hatta bu entry yi girerken bile kucakta uyuyabiliyor..
dünyanın en sırnaşık hayvanı. metabolizmalarını ve davranışlarını neye göre belirlediklerini halen çözemedim. ama bir kedi ile birlikte aynı evi paylaşmaktan çok mutluyum.
Almancası Katze olan yenilesi canlı varlık.
Bu kadar asil ikinci bir hayvan görmedim ben. Nankör falan da değiller ayrıca. Beslersin, seversin, okşarsın; kapından ayrılmaz. hatta dışarı çıkınca gideceğin yere kadar seninle yürür. Hayır, ev kedisinden bahsetmiyorum ben, bildiğin sokak kedisi.
Hiç kedim olmadı benim evde. Annem izin vermedi hiç. Sokak kedilerini sevdim hep. Bu yaz Trabzon'a gittim, orda da iki kedi buldum; onları da sevdim. Okulumun bahçesindekini sevdim, evimin önündekini sevdim, yürürken gördüğüm kediyi sevdim. Stresimi aldılar benim, mutlu insan oldum sayelerinde. Yaa sözlük, öyle.