belli bir eğitim seviyesinin altında kalmış kimsenin anlayamayacağı adamdır.
mesele zenginlik fakirlik de değildir. mesele sadece adam gibi adam olabilmektedir.
zenginin çerçevesinden bakalım...
sigorta primlerini ödeyen, işçiyi sömürmeye değil de hakkını vermeye çalışan, onun köpek değil de insan olduğunun farkında olan adamla klasik patron zihniyetindeki yavşak bir midir?
evet zengin olunca unutulabilir bir dönem emekçi olunduğu. bu doğrudur. kapitalizm maalesef hal-i hazırdaki düzenin kanunudur.
amma ve lâkin insan insanlığını unutmazsa her şey daha güzel olacaktır.
belki marx'ın ideolojisi bir daha yerinden çıkarılmayacak bir kitap gibi artık herhangi bir kütüphanedeki.
fakat emekçinin hakkını gasp etmek en büyük namussuzluktur.
takipçilerine ve bizzat kendisine göre peygamber , tanrı filan değildir. marks'ın söylediklerinin , yazdıklarının bazıları zaman içerisinde geçerliliğini yitirmiştir. kendisi bunları görseydi hiç de gocunmazdı. onun istediği değişmeyen , mutlak doğruluğa sahip fikirler ortaya atmak değil ortaya attığı fikirlerin eşit-sınıfsız toplum perspektifinde geliştirilmesiydi.
onun ortaya attığı fikir-ideoloji hala daha halkların umudu olmaktadır. bu fikir zamanla lenin tarafından geliştirip marksizm-leninizm ismini almıştır. yeri geldiğinde pratikte yaşananlar teoriye ışık tutmuştur.
bu arada yok zenginlik içinde yüzüyormuş , yok kızları açlıktan ölmemiş , işçi sınıfına eşşşşeloğlu eşşek demiş falan filan.
takipçilerinin çoğu kendisini anlamadan severler. bir nevi tasavvuftaki şeyh ve mürid arasındaki fikri olmaktan çok ruhani yakınlık hissine benzer bir hal vardır. sadece bir kaç kalıp düşüncesi onu sevmek için yeterli görülmektedir. eşitlik felan fişman.
marx ın dahi olduğundan şüphe yok...ama
bazı öngörüleri tutmamıştır... fikri kurgusunun sosyalizm aşaması adeta cortlamıştır.
üstelik günümüz dünyasında 19. ve 20. yy ın aksine sekülarizm hızla ivme kaybetmekte...din ve dine dayalı milliyetçilik duyguların yeniden ivme kazanmaktadır.tarihin seyri bambaşka akmakta her anlamda.
özellikle sovyetik takipçilerinin perspektifi sovyetlerin ışık hızıyla yıkılması ile tamamen dumura uğramıştır.
sosyalizm, liberal demokrasilerde her zaman siyasal çoğulculuk içerisinde yaşayacaktır..ve hatta ülke bazlı yeni devrim deneyimleride yaşayabilirler tarihsel süreç içerisinde ama bundan öteye gitmeyecektir.
komünizm gibi bir yalan uydurarak binlerce salağı tastiklemiştir.
komünizm parayı bulana kadardır yeğenler.
kaça satıyorsanız gelin vereyim paranızı. *
en azından hayali bu dünya için yaşatıyor, dedirten yorumlarla dolu başlık.
san daha var mı yok mu bilmediğin bir yerin hayaliyle yatıp kalkarken, marks gibi bir filozof/ideoloğu eleştiri cesaretini nerden buldun demek istiyor insan.adamın yazdığı cümleyi anlaman bile mümkün değilken hem de
kimilerinin kutsalı olması hasebiyle bu şekilde olmasa idi daha iyi olurdu, ancak yabancı birçok kaynakda gördüğüm bir gerçek ise marks'ın kapitalizmin düsturlarını kabul edip eleştiren biri olmasıdır. yani onu yeni çığır açıcı olarak görmez iktisatçılar. siyasi yönden ise kapitalin almanca baskısı ile leninin kendi kılıfına uydurduğu rusca versiyonu farklıdır kavramsal açıdan özellikle.
kısacası kapitalisttir aslında her yönüyle. işçi sınıfına da "eşşekler" der ne yazık ki. ayrıca zengin,asilzade kızıyla evlenmiştir. yemiştir, içmiştir bolca. zannedilenin aksine 3 kızı fakirlikten ölmemiş,intihar etmitir. lükse,fahişelere meftun bir hayat içinde idi herkese borç takıp. borcu olduğu dostlarıyla ilişkisini kesecek kadar vefasızdır. kankası olan fabrikatör oğlu engels olmasa bu tenbellikle iyice rezil olurdu. şiir ve yazılarında "ruhunu şeytana sattığını" övünerek söyler. o zevke,şehvete adamıştır kendini. şeytanı sever çünkü hür olmak ister. kalemi kastedip "bu kılıcı bana seytan sattı" der. özetle marks'ın lafı icraatı tutmaz kesinlikle.
toplumu burjuvazi ve proletarya olarak iki sınıfa ayırmıştır. üretim araçlarının mülkiyetini elinde bulunduran sınıfa burjuva, emeğini satıp hayatını kazanmaya çalışanlara da proletarya demektedir.
endüstrileşme ve globalleşme süreci içerisinde orta sınıfın tamamen ortadan kalkacağını ve dünyanın iki sınıf etrafında kutuplaşacağını söylemiştir. bu kutuplaşma süreci içerisinde hakim sınıfın ise üretim araçlarını elinde bulunduran burjuvaziden oluşacağını, ekonomik durum ile iktidar arasında doğrudan bir ilişki olduğunu savunmuştur.
siyaset bilimi ve sosyoloji bilimi açısından fikirleri değerli bir insandır.
özel yaşamında çok zevksiz biriydi, bir yahudi olmasına karşın yahudi düşmanıydı, bilim adamı olmasına rağmen rakiplerine marazi bir hal alan mizahi küfürler savururdu, sosyalistti ama işçileri hor görmekteydi, hayatı boyunca bir yoldaşı hiç olmadı.
edit : harf hatası.
Marksizm, standard felsefi süreçten farklı olarak düşünüşün dışında eylemi de içerir (Marx, praksis ve felsefeyi birleştirerek, Marksizm'i "praksis felsefe" vasfına bürümüştür, buna göre Marksist felsefe düşünüş ve faaliyeti birlikte gerçekleştirir). Ölümünden sonra Lenin, Mao, Stalin ve Troçki gibi liderler Marksizmi çeşitli şekilde yorumlamışlar ve bu yorumların sonucu ortaya koydukları hareketler Leninizm, Maoizm gibi isimlerle adlandırılmıştır
inançsız olmasa çok daha kişileri arkasında sürükleye bilecek büyük flozof. bugünki bütün iktisatçılardan çok daha güzel düşünceleri olan ploteryanın babası.
cenazesine bile bir avuç kişinin katıldığı önemsiz, garabet bir yahudi iken, bir kel tarafından düşünceleri hortlatılınca bugünkü ününe kavuşmuştur.
hayatı boyunca yan gelip yatmış olmasına rağmen işçi haklarından, emekçi haklarından dem vurmuş, hak ettiği biçimde, sefil bir biçimde ölmüştür.