manik depresif yeşilliğin deniz kıyısında açtığı güzel yer. canım memleketim, buram buram özlediğim güzel evim. karadeniz, karadeniz insanının ruhudur klişesi çok doğrudur. onun sakinliğini, çoşkusu, hüznü, sevinci o insanların ta kendisidir. aslında yaşayan tek denizdir karadeniz. yaşadığını hissettirir. kimi zaman inersin deniz kenarına bakarsın karadeniz'e, yazın başka seslenir sana kışın başka. ormanları, yayalaları, arka fonda hep çalan kemençesi, tulumu... karadeniz insanı olmak gerekir belki bu güzellikleri böylesine yaşayabilmek için ama candır be karadeniz. şurimşine, şurimşine diye seslendiğimdir.
edip akbayram ile tanınan ezginin sözleri ahmet özdemir'e, müziği mehmet gümüş'e aittir. 1921'de karadeniz'de öldürülen tkp kurucuları için yazılmıştır. az bilinen son kıtası ise şöyledir;
kuşatıldılar geceden
duman tütmez bir bacadan
vuruldular gün atımı
yüreğim yandı acıdan
offffff offfffffffffffffff. şu okul bitse de şöyle hırçın dalgalarında boğulsam razıyım. aşığım sana aşık. bebeğim, aşkım, annem, babam, herşeyim. güzel memeleketim.
kap kara bir denizdir işte.. yunan mitolojisindeki söylentilere göre kara denizdeki dalgaların nedeni zeusun en sonunda Herkül ün annesini yaptığı kötülükler sonucunda yakalaması ve kara deniz üzerinde yeni bir Herkül yapma çalışmalarına başlaması ön görülür.. ve bazı türkiye haritalarında black sea olarak yazılmıştır.. buda beni bi hayli sinirlendirmektedir..
vahşi güzellikleri bağrında saklayan ülkemizin en güzel coğrafyasına sahip yerlerinden biri. denizi bir o kadar hırçın, yağmurları bir o kadar hüzünlüdür.
gözünüzü kapattınız ve hayatı dinlemeye başladınız. hırçın bir dalga sesi kulaklarınızı kamçılarken martıların şarkıları sizi rahatlatmakta. bunun yanında aniden yağan yağmur ile yeni doğmuş bir çocuk kadar ferahsınız günahsız sorunsuz sucsuz hissediyorsunuz birden kendinizi. burnunuza toprak ve yosun kokusunun harmanlanmış esintisi geliyor. ve kemençenin o eşsiz sesi martı sesleri ile karışıyo ve dünyanın başka bir yerinde duyamiyacağınız bir şarkı çalıyor kulaklarınızda. işte karadeniz böyle biyer. *
karanlığına hapseden denizdir o... kayıtsız seversin onu ve istersin...
kafan bozuk alırsın eline bi şişe birayı geçersin karşısına , kimseye ihtiyaç duymazsın o varsa yanında, dert dinler , ilaç gibi de gelir... öyle bir şeytan tüyü vardır.
karadeniz i sevdin mi bi kere, daha başka denizi görmez gözün... bi bahane bulursun mutlaka, 'akdeniz çok tuzlu be abi' diyecek kadar aşıksındır ona , yazın hasretini çekersin, buz gibi poyraz essin de çivi gibi olsun karadeniz suyu dersin serinleyeyim... ya da ah bi lodos essin dalgalarla boğuşalım oynayalım... bilmeyen giremez o denize, başkadır huyu, diğerlerine benzemez, bilirim ben yüzmeyi desen de karadeniz'in dilinden anlaman gerek; yok anlamıyorsan alır götürür seni hiç anlamaz...bundan tam 45 sene önce dedemi alıp kaybettiği gibi... dik başlıdır çünkü o, dediğim dediktir.
memleket işte ... elbette en güzeli benim ki diyeceğiz... ben de öyle yapıyorum o yüzden, sorgusuz...
çok fazla ili olmasına rağmen özellikle ordu ile başlar ve artvin de son bulur. sinop, samsun gibi batı karadeniz illeri karadenizin tipik özelliklerini gereği kadar yansıtamazlar o yüzden sinop, zonguldak veya samsunluyum dediğinizde aa laza bak demezler kolay kolay.
kıyısında yaşamış bütün toplumlarca "kara" olarak nitelendirilen deniz. ukraynacada "çorne more", yunancada "pontos melas", rumcada "mavri thalassa", eski iran dilinde de "koyu renkli" anlamındaki "axşaena" adıyla anılıyordu.
ayrıca "kara" kelimesi orhun yazıtlarında "kuzey" anlamında kullanılmaktadır. eski türkçede "güney"in karşılığında ise "ak" kelimesi vardır. karadeniz kuzey denizi, akdeniz güney denizi, marmara ise mermer denizidir.