bu kadınların hepsinin ayrı birer hikayesi, ayrı birer karakteri vardır. Akdeniz'in her kolları birbirinden çok farklı özellikler gösterirler. misal ege, sevdiceğini bekleyen genç bir kızdır. akdeniz'in kendisi ise bir orospudur. ege'de yaşar sirenler ama bütün akdeniz'i özetlerler kanımca. akdeniz sizi kendine çeker, kıpkırmızı dudaklarıyla. ruhun akdeniz'in büyüsüne kapılır, ona gider ve boğulursun. sirenler gibi işte tıpkı. durgun gözükür akdeniz ama kalbinde fırtınalar kopar, seni boğan da o fırtınalardır.
heyhat, karadeniz böyle değildir. her daim dalgalıdır, adı üstünde karadır, kapkaradır. onun seni öldüreceğini bile bile yürürsün üstüne, akdeniz gibi tuzağa düşürmez. karadeniz'i yenmek için, ona sahip olmak için gidersin ve sonunda başarılı olamasan da onun için verdiğin mücadeledir onu değerli kılan. gelme der karadeniz, gelme öldürürüm seni ben. ve sen gidersin yine de. zor kadındır karadeniz.
etrafımızda var böyle kadınlardan. kendini çevresine kapatan, ördüğü duvarlara hapsolmuş kadınlar. kimseyi kendilerine yaklaştırmazlar, sadece çok az kişi onlara erişebilir. budur onları bu denli değerli kılan. demem o ki fahişenin büyüsüne ya da genç kızın masumiyetine sahip değildir belki; ama onu hepsinden güzel kılan bir sırrı taşır kalbinde.
şüphesiz ki, türkiye'nin en güzel yerlerinin bulunduğu bölgedir. cennetten bir parça gibidir her yer orada. trabzon yayları olsun, rize olsun, bolu olsun her her şehri güzeldir. Paristir, eyfeldir, pizza kulesidir, italyadır yalan yalan. Zigana geçidinden bir geçin bakalım.
bilindiğinin aksine kırmızı olmayan denizdir. anasını satayım biri ortaya karadeniz kırmızıdır diye bir efsane atmış, herkes ''kırmızıda kırmızı'' diye tutturmuş gidiyor, karadeniz mavidir. hemde karaya çalar zaman zaman. kırmızı değil.
birçok kez sahil şeridindeki evleri yıkmayı başarmış, varolduğundan bugüne çevreye sayısız kez zarar vermiş, zaman zaman dev denilebilcek kadar büyük dalgalar oluşturabilen, karadeniz bölgesinde bulunan, hırçın deniz diye tabir edilen deniz. Deniz milattan önce altıncı bin yıla kadar bir tatlı su gölü olarak kalıp daha sonra bir tuzlu denizine dönüşmüştür.
yaz gelsede sandalımıza atlayıp balığa çıksak, sonra ızgara yapsak, taze fındık yesek yol kenarlarından böğürtlen toplasak dediğim türkiyenin en güzel bölgesi.
adı kara, yüreği ışıklı deniz.
gavur izmir'den selam olsun!
o karadeniz değil mi ki atatürk'ü samsun'a taşıdı dalgalarında, nazım'ın hasretli ellerini götürdü memed'e, devrim efsanesi fatsa ile eşkıya hopa'yı çıkardı bağrından; uy dalgasını sevdiğim karadeniz'i...
uy karadeniz'in gümüş telleri...
dokunanın yanar elleri.
insanı kafein bağımlısı yapan bölgedir. kıyı kesimlerinde genel olarak bulutlu, kapalı bir hava hakim olduğu için tüm gün uyuklamanıza neden olur. ondan sonra gelsin nescafeler, gitsin türk kahveleri...
bilmeyenlere tehlike oluşturabilecek kadar hırçın dalgalar vuran,aşırı tuzlu olmayan ve 'karadeniz insanı sıcaklığı' kadar soğuk olan, karadeniz bölgesine adını veren denizdir.
Sakarya Karasu'dan Hopaya kadar karadeniz candır canandır. bazıları derki Karadeniz Ordu'dan sonra başlar hadi ordan!
Karasu'da Düzce'de de fındık var, köylerinde bizim gibi Karadeniz kültürü var, düğünleri aynı bizimki gibi. öyle bir yerdir ki lanet edersiniz, sıkılırsınız, kaçmak istersiniz, o deniz üstünüze üstünüze gelir ama 1-2 ay uzak kalınca deli gibi özlersiniz. garip bir memlekettir vesselam insanıda denizi gibidir sakin durur damarına basarsanız bir anda patlar sonra yine durulur. her ne kadar popüler kültürle falan yozlaşsada karadeniz canımızdır memleketimizdir.
kolbastı, ismail türüt, çakma lazlık falan değildir karadeniz kültürü. ayrıca tüm karadenizliler laz değildir ve ula uşağum gibi saçma sapan konuşmazlar lütfen bu argümanlarla gelmeyin bize.