halkın içinden bir insanı 24 saat s*** potansiyeli olabilen sistemi savunmak belki de s*** severler felsefesini doğruluyor. he patronlar, siyasetçiler, askerler savunur onu anlarım.
zamanında devletçiliği yerin dibine vuran mahfi eğilmez gibi kapitalizm ekonomistleri, bugün ağız birliği yapmış gibi "devletin istihdam yaratması gerektiği" yönünde beyanatlar veriyor. bunların arasında bankacılar da var. şaka mı bu!
Her ne kadar, çok yanlışları bulunsada ve düzeltilmesi gereken bir sistem olsada, bu yanlışların çözümünün kapitalizm yerine yeni bir sistem getirmek olmamalıdır. koca bir toplumu ve sistemi yeniden kalıba dökmek, tüm gelenekleri,inançları ve kültürü değiştirmek ne kadar zordur. eminim ki tüm toplumu yeniden inşa etmeye kalkışanlar, ona yarardan çok zarar verir. Toplumdaki düzeni bir anda değiştirmek yerine, sorunları yavaş yavaş ortadan kaldırarak bu düzene uyum sağlamak en mantıklı yoldur. insanlar bu sistemi değiştirmek için harcadıkları eforu, biraz da bu sistemde iyi bir yere gelmek için harcasalar daha mantıklı olmaz mı?. Tabiki bu emellerine ulaşmak için başkalarını sömürmemeliler veya insan aklına kilit vurmamalılar. Kısacası bu sistem tamamen değiştirilmesi gereken bir sistem değil, alışılması ve üzerinde ufak değişiklikler yapılması gereken bir sistemdir. Zaten hangi sistem zamanla kendisini yenilemez ve gelişmelere ayak uydurmazsa, gerici ve muhafazakar bir sistemden farklı olabilir mi?.Bu sosyalizm içinde geçerlidir(muhafazakar sosyalizm, gerici sosyalizm).
verimli ve kaliteli çalışan insanları ve kurumları ödüllendiren, insan ihtiyaçlarının sınırsız, doğal kaynakların sınırlı olduğu görüşü üzerine kurulmuş sistemdir. kapitalist bir sistemin başarılı olmasında en önemli unsur hukuktur. haksız rekabeti ve tekelleşmeyi önleyemeyen bir hukuk ile kapitalist sistemde büyük sorunlar yaşanır. bu hukuk sistemi amerika birleşik devletleri, avrupa ve japonya gibi gelişmiş ülkelerde başarı ile uygulanmaktadır. maalesef dünyanın geri kalanında bu şekilde başarılı sistemler yoktur. küresel şirketler bu ülkelerde hukuksuz işler yapabilmekte ve tekelleşebilmektedirler. tekel şirketlere izin verilen ülkelerde de rekabet olmadığı için verimlilik ve kalite çok düşüktür.
türkiye'de yasaların nasıl işlediğini görebilmek için eminönü'ne ya da kadıköy'e gitmek yeterlidir. kaçak elektronik eşyalar, saatler satan dükkanlar her sokakta rahatça bulunabilir. inşaat sektöründe yasal kurallara uyan, ruhsatlı bina bulmak neredeyse imkansızdır. türkiye'de hala türk telekom gibi büyük, tekel durumunda şirketler de vardır. her olumsuzluğu kapitalizm ve emperyalizme yormadan önce biraz da bu ülkede hukukun nasıl işlediğini düşünmek gerekiyor.
üretim araçlarının çoğunluğunun özel mülkiyete dayalı olduğu ve serbest piyasa kurallarına dayalı sosyo-ekonomik sistemdir.
kapitalizm tarihsel süreç içerisinde muazzam büyüklükte bir meta birikiminin oluştuğu toplumda doğdu büyüdü ve gelişti. bir kar topu gibi devindikçe büyüdü ve büyürken de marx' ın tespit ettiği gibi toplumun tüm yapısını değiştirdi.
seks köleliği, organ ticareti, beyaz kadın ticareti, genelev, porno filmler, pornografi... gibi insanlık onurunu ayaklar altına alan şeylerin yaratıcısı olan sistem. bir çok dinci ve sağ görüşlü kafasızlar tarafından böyle meyveleri vermesine rağmen şiddetle savunulması anlaşılır gibi değildir.
"Para arttıkça ona olan sevgi de artar." rus atasözünde söylenildiği üzre Kapitalizm, gücünü de buradan alıyor... Ona olan sevgiden. Bir de kimseye esasında faydası bulunmayacak, sadece birilerinin cebini daha da şişirmekten başka bir işe yaramayacak şeyler üretmekten. koltuk sevdası da buna en iyi örnek. herkesin kendisini düşündüğü gerçeği.
insanların her türlü olumsuzluğu yüklediği ekonomik sistem. ama biraz derin düşünen, şikayet edilen durumların kapitalizm'den değil, hukuksuzluktan kaynaklandığını anlar. bu tür sorunları batı dünyası yaşamıyor, doğu dünyası yaşıyor. çünkü doğu insanı şark kurnazıdır, uzun vadeli düşünemez, hep en kısa yolu düşünür. hukuktan önce cemaatini dinler. boşuna bu ülkenin aydın insanları hukuk devleti istemiyor. hukuk güçlü olursa biz de batı gibi bunun meyvelerini ve güzelliklerini almaya başlarız. ama onca hukuksuzluğu görüp hala bütün boku kapitalizme atmak aslında herkesin kendi içindeki kurnazlığıdır.
valla türk milleti yarın sosyalist ya da komünist olsun, bu hukuksuzluk ile çok daha beter olur. tepede bir kaç bürokrat ve akrabaları milyoner olurlar. halk da eşit ama aç bir şekilde yaşamaya devam eder.
üretim biçiminin geldiği son nokta fakat bilim bize gösteriyor ki insanlık var oldukça ilerleyecek ve kapitalizmin içinde uyuyan tohumlar canlanıp kabuğu parçalayacak. geçmişte örneğin feodalite döneminde yaşayan insanlar için o düzeninin zamanla değişip yok olması imkansız oalrak göründüyse bugün de olan aynıdır kapitalizm sanki asla bitmeyecek ,çözülmesi ve yerine başka bir üretim biçiminin gelmesi imkansız gibi görünür.
emekçilerin, üretim araçlarını ellerinde bulunduranlar tarafından sömürülmesi yoluyla sistemli bir biçimde artıdeğer elde edilmesine, ve bu artıdeğerlerin önemli bir bölümünün ek sermaye haline yeni bir artıdeğere dönüştürülmesine dayanan ve kendi iç çelişkilerinden dolayı yıkılmaya mahkum, siyasi, iktisadi ve ekonomik rejim.
veya zenginin daha zengin olduğu fakirin ise daha da fakirleştiği düzen.
tahteravallinin yukarıdaki kısmına oturanlar için keyif verici ayağıdakiler için ise acı vericidir.
o tahteravaliyi ne zaman eşitlemeye kalksak biri gelir gevşettiğimiz civatalarını onarır , mekanizmaya atılan taşları engeller , yukarıdakinin kucağına oturup netekim asmaktan kesmekten bahseder. insanların beyinlerini değiştirmek dünyanın en zor işidir işte bu yüzden o tahteravalliyi anlayabilenler birgün mekanizmayı tamamen çözüp bozabilirler. işte o gün geldiğinde kimse kimseye yukardan yada aşağıdan bakamayacaktır. herkesin boynu dik birbirine insanca ve saygı ile bakacaktır.
(bkz: gün gelir devran döner horoz domalır tavuk gömer)
şimdiye kadar insanlığın oluşturduğu sistemler arasında en başarılı olmuş sistemdir. insan zihninde ideal bir sistem yaratıp bunu bir ülkede oluşturmak hep felaketler doğurmuştur. şimdi çoğu filozof ve ekonomist de kabul ediyor ki komünizm gelecek olsa bile ancak kapitalizmden evrilerek oluşabilir. o da çoğu insanın tahmin edebileceğinin aksine küreselleşme ile olacak. bütün ülkelerin arasındaki ekonomik ve siyasi sınırlar inceliyor. eğer bütün dünya küreselleşme olgusuna katılırsa her ülke teknolojiye ve bilgiye daha rahat ulaşacak ve ülkeler arasındaki gelişmişlik farkı azalmaya başlayacak. küreselleşme süreci baya bir yol aldıktan sonra büyük ihtimal iskandinav ülkelerindekine benzer bir sosyalizm yaşanacak. ardından da komünizm gelir sanırım.
ama şu anda kapitalizmi bir devrim ile yıkmanın yolu yok. kapitalizmden daha iyi bir sistem şu anda ortaya koyamazsınız. ancak sistem yavaş yavaş iyileştirilebilir ve gelecekte bir yerlere varabilir.
bir çalışanın gelirini (maaşını) yine çalıştığı kurumlara yada belli başlı büyük firmalara onların ürün ve hizmetlerini kullanarak (çokta fazla alternatif yok rekabette çok güçlüler) onlara geri vermesi, zenginin giderek zenginleşmesi sonucu kölelik toplumunun oluştuğu bir sistemdir. mesela bakkalı olan bir esnafın süpermarketle rekabet edemeyip bakkalını kapatarak süpermarkette işçi olarak çalışmaya başlaması durumudur.
ihtiyaca göre ürün değil, önce ürün sonra o ürüne ihtiyaç oluşturulması, aşırı tüketim toplumu, sonucunu doğuran sistem.
temelinde yatan ve beslenip kendisini üreten çelişkilerin bir noktadan sonra bütünü krize soktuğu sistemdir.
not.kapitalizmin insanlara hak ettiği kadar kazandırdığına inanan kişilerin malum krizlerin birinde işsiz kalıp bankaya olan kredi borçları yüzünden kıçlarındaki dona kadar haciz geldikten sonra hala hak ettiğini kazandığını düşünecekler mi diye merak etmekteyim.
Demokrasi ile ortak özellik taşır. Nasıl demokrasi de bir toplum "hakettiği şekilde" yönetiliyorsa, kapitalizm de de bir insan "hakettiği kadar" kazanır. ne eksik ne fazla.
hiç unutmam bir kere bir arkadaş "kapitalizmde herkes hakettiği kadar kazanır" demişti de gözlerim dolmuştu.
kapitalizm dediğimiz şirret hakettiğin kadar vermediğini gibi, haketmediğin kadar da ezer.
kapitalizm ile zenginler daha zengin, beyazlar daha beyaz.
ister seve seve ister sike sike bu dunyanin duzenidir.aziz yildirim' in mehmet topal' i ozel jetiyle cat diye alip getirmesi, sike sike fenerde oynamsidir veya erdogan demiroren' in sif basindan atabilmek icin seve seve, oyalansin diye oglunu baskan yapmasidir.
işçilerin patrondan, patronun da işçilerden nefret etmesine sebebiyet veren sistem. tabii ki her yer aynı değildir ama genel olarak siz götünüzü yırtarken patronun ve onun ekibinin fiziksel olarak hiçbir şey yapmamasına rağmen paraları cebe atması zorunuza gider. arada bir de sizin işinizi kontrol etmeye gelirler ve hiçbir şeyden anlamamalarına rağmen yorum yapmaktan çekinmezler.