arkadaş bu sistem insanı ne hale getiriyor evden içeri anahtarla değil akbille girmeye çalışıyorum sonrada bu kapı neden açılmıyor diye kendime kızıyorum korkuyorum yakında arkadaşlarımla konuşmak için böyle girişimlerde bulunabilirim.
mesela;
önce akbil basıp sonra :ne haber ahmet ?
sonra: ding don yetersiz bakiye ahmet'e bugün nasıl olduğunu soramazsınız
ama isterseniz el işareti ile bugün paranız olmadığını anlatabilirsiniz diye şeyler çıkabilir piyasaya..
tek alternatifi sosyalizm olduğu müddetçe dünya kendini yok edene kadar çatur çutur devam edecek sistemdir. çökmesi, silinmesi falan mevcut şartlarda mümkün değildir.
kapitalizm kötü, insanların mutluluğunu azaltıyor, yaşam sevincini en aza indiriyor falan filan. peki alternatifi sosyalizm ne yapıyor, o insanların mutluluğunu, yaşama sevincini hatta ve hatta çoğu kez bireyin kendini bile yok ediyor.
rezıl gibi sicak bir gunde, sizin üstünüz yapiş yapiş ter iken sadece tişörtle, yanınızdan camları kapalı olarak gecen, takım elbise, kol dügmeli bir adamın kullandıgı klimalı arabadır kapitalizm.
oyunun kuralları artık sorgulanıyor. çünkü başta ekonomik, hukuksal, demokratik, insan hakları alanlarında sistemde anlaşılamayan şeyler olduğu artık çok açık. dünya da çok büyük ayaklanmalar var. özellikle ab her gün biraz daha ısınıyor. yunanistanda olanlardan sanırım bahsetmemize gerek yok, bunlara paralel olarak ekonomik olarak büyüyen afrika, insani gelişmişlik anlamında durumu ortada. dünyanın en değerli yakıt madenleri rezervi bulunan demokratik kongo, nijerya, mali, nijer gibi ülkelerde durum ortada. arap baharından sanırım çok söz etmesek daha iyi olur. durum çok kötü. filmin baş rolünde ki abd içinde durum çok iç açıcı değil.
sonuç olarak sisteme bir baş kaldırı sizce de yok mu ? bunlar tesadüf olamaz. akademik anlamda da bu konuda bir mutabakat zaten var.
biraz geriye dönersek soğuk savaş döneminde kapiralist sistemin bir alternatifi vardı, ama artık oda yok. ve bu süreçte kapitalizm savaşı kazandı kazanmasına ama vaat ettiklerini gerçekleştiremedi ! bununla da kalmadı ! insanlar arasında eşitsizliğin uçurumlaştığı, işsizliğin hat safhada olduğu, kültürün ve ulus olmanın, toplumsal değerlerin köküne benzin döküp yaktı dersek az bile olur. üstelik doğa katliamlarını saymıyorum bile. içtiğimiz su kirli ! yediğimiz her şeyde kanser olmamızı sağlayan endüstriyel katkı maddeleri var.
ekonomik ve siyasi arenada durumlar çok enteresan, misal imf olan güven yok oldu, libor sıkadalı ortada, ab merkez bankası, o.e.c.d vs bürokrasi içinde kayboldukları ve nereye gittiklerini bilmediklerini görüyoruz. küreselleşme başları yeterince döndürdüğü çok net. bir de şu ekonomik büyüme denilen nicel olgu var. sizce ekonomik büyüme gelişmişlik mi demektir ? yoksa daha farklı nitel bir şeylere mi ihtiyacımız var ?
aklı fikri büyümekte olan sistem. mesela sağlık harcamaları büyürse o çok mutlu oluyor ama sanırım sizin için aynı şey geçerli değil, muhtemelen kanser ilaçlarının satışlarındaki artış kapitalist sistemi sevindirirken sizi üzecektir.
ve aklıma marx'ın ingiliz ekonomisini incelerken dile getirdiği can sözü geldi, der ki kendisi ; yoksulluğu azaltmadan zenginliği artıran sistemin özünde çürümüş bir şeylerin olması gerekir.
esnek kapitalizm adı verilerek yumuşatılmaya çalışılan, küresel kültür silahıyla ortalığın ağzına sıçan, esnek bireyler yetiştiren çok kötü bir şey. toparlayamamıs olsam da kötü işte pis kapitalizm. (bkz: tukaka)