Bütün dünyayı saran ve yok edmeye çalışan sistemdir. Kapital üikelerin ekonomisi hergeçen gün büyür ve dünyayı yemeye devam eder örnek verecek olursak şuanki abd kişibaşına gelir 60bin dolar ve abdde de tam bir tüketim çılgınlığı var bazı veriler 10 yıla kadar abd denin kişibaşına düşen gelirinin 120bin dolar olacağını söylüyor. Ozaman ne olur dünyanın hali paylaşacak neyimiz kalır dünya bize yeter mi?
Bütün dünyayı saran ve yok edmeye çalışan sistemdir. Kapital üikelerin ekonomisi hergeçen gün büyür ve dünyayı yemeye devam eder örnek verecek olursak şuanki abd kişibaşına gelir 60bin dolar ve abdde de tam bir tüketim çılgınlığı var bazı veriler 10 yıla kadar abd denin kişibaşına düşen gelirinin 120bin dolar olacağını söylüyor. Ozaman ne olur dünyanın hali paylaşacak neyimiz kalır dünya bize yeter mi?
ülke siyasi haritalarını tarihten bu yana şekillendiren, insanların sınıf çatışmalarını mı yoksa farklı sınıfların uyumunu mu simgelediği hala tartışılan, değerin üretim bakış açısı mı yoksa fayda bakış açısı tarafından mı belirlenmesi gerektiği tartışmalarının geçtiği ekonomik sistem.
(bkz: david ricardo vs frederik bastiat jean baptist say)
sosyalizmin (dolayısıyla komünizm) düşmanıdır. insanları insanlıktan çıkartmaya doğru sürükleyen ekonomik sistemdir. üretimi tetiklemeyen, aksine gerileten sistemdir. bu tür sistemlerle yönetilen ülkeler güçlenirse emperyalizme doğru hızla yol alır. insanlığı karamarlığa sürükleyebilir. hatta sürüklüyor da. sosyalizmi yenmiş görünse de hala sosyalizmin gerisinde bir yerlerde beklemektedir. dikkatinizi çekerim dünya genelinde üretimde sıkıntının baş gösterdiği bu zamanlarda sadece sosyalist ülkeler bu tür sorunlar ile bu denli uğraşmamaktadır.
(bkz: küba)
(bkz: kuzey kore)
en büyük düşmanı milliyetçiliktir. komünizm, kapitalizme en fazla onun ile işbirliği yapılacak kadar düşmandır.
ikinci dünya savaşında abd'nin sscb safına katılması, avrupa'daki kapitalist baronların komünistlerin yaptığı milliyetçilik karşıtı mitingleri desteklemesi ve hatta finanse etmesi bundandır.
köleleri aynı zamanda reklam yüzleri olan düzen. örnekleştirirsek; arkadaşında gördüğün ve çevreden olumlu tepki almış bir giysiyi/eşyayı senin de alman.
Kapitalizm hayatın 'iş'e indirgendiği bir toplumsal yapıdır. Yaşam işle subordine edilir. Dinlenme zamanı bile işgücünün kendini yeniden üretebilmesi amacı ile vardır. işten arta kalan zaman da iş için güç toplama, işe hazırlanma, işe gitme ile geçer. Ücretlendirilmemiş emek de iş için seferber edilmiş durumdadır; ev kadınları kocalarının rahat çalışması gerekli ortamı hazırlar, gelecekte kapitalizmin emek ihtiyacını karşılayacak olan çocuklarını yetiştirirler. Çocuklar gelecekte iş sahibi olabilmek,kendilerine gerecek yetenekleri geliştirmek üzere çalışırlar. Kapitalizm toplumsal yeniden üretimin 'iş' merkezli olduğu bir mekanizmayı empoze eder. insanlar kendilerini gerçekleştirmek için yaşamaz, iş için yaşar. Çocuklar hayatı deneyimlemek doğrultusunda eğitilemez, iş için eğitilir. Kapitalizm kendi sürekliliğini sağlamak amacıyla tüm yaşamı işe dönüştürür.
yok vahşiymiş yok zartmış yok zurtmuş. bunu diyen arkadaşlara "e stalin neydi" dediğimiz zaman "stalinin uyguladığı gerçek sosyalizm değildi" diyorlar. o zaman bu sistem de gerçek kapitalizm değil belki. gerçek kapitalizm ile belki de insanoğlu çok mutlu olacak refaha erecek.
gerçek sorunun sistemler değil insanın vahşi doğası olduğunu anladığımız zaman belki 60.000 yıllık şu tarihimizde kayda değer bir başarı elde edebiliriz.
bu bebek, küçük bir kesme tanrıcılık oynamanın hazzını vermektedir. kalanınaysa iyi yaşamak için fırsat bile vermez. ama bu bebek elbette intihar edecektir.
kapitalizm, küçük bir sınıfın - kapitalistlerin çıkarları ve karları için daha büyük bir sınıfın işçi sınıfının pahasına işleyen bir ekonomik sistemdir. bugünkü toplumumuzun tamamı kapitalizmin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelmiştir. bu emeğimizi ihtiyacımız olan mal ve hizmetleri temin edebilmek için para karşılığı sattığımız mekanizmadır ki bu mal ve hizmetleri aslında zaten kendimiz yaratmışızdır! bunla birlikte emeğimizin ürettiği zenginliğin sadece bir kısmını alırız, kalanı kapitalistin karlarına gider.
bu kapitalizmin temelidir. onun işleyebilmesi için pek çok insanın birkaç insan için zenginlik üretmesi gerekir. batı tipi kapitalizm sık sık serbest piyasaya dayanmakla övülür, oysa bunun manası bizi sömürmeye serbest olmasıdır.
durum komünist ülkelerin planlı ekonomileri için de tamamen aynıdır. Karl Marks kapitalizmin doğal yasalarla işleyen bir makine olduğunu iddia etmişti lakin öyle değildir. o, bizi soymak için aralarında şiddetle rekabet eden bir gurup insan tarafından yönetilen bir ekonomik sistemdir. Kapitalizm bize bitmeyen bir savaş, kıtlık, durgunluk ve işsizlik döngüsünden başka bir şey sunmaz. Kendi kendisine öleceği kaçınılmaz değildir, krizden krize sallanarak daha yüzyıllar boyunca sürebileceği için yıkılması zorunluluk taşır.
üretim araçlarını elinde bulunduranların çalışmadan çaba sarf etmeden üretim araçları olmayan insanları çalıştırarak parayı götürdükleri düzen. sonunun gelmesi yakındır.
entelektüel savunucularının sanat, siyaset, basın vb. camialarında dışlandığı adeta linç edildiği sistem. var olan doğal durum. ayrıca insanın yerine koymaya çalıştığı tüm suni, aptalca, düşünce ve sistemlerden münezzeh.
''insan mükemmel değildir ve mükemmel bir sistemde mutlu olamaz. insanın yapması gereken doğayla ve kanunlarıyla bütünlük içinde yaşamaktır.''
zaten mükemmel olduğunu iddia eden 'büyük anlatılar', mutlak eşitlik ve mutlak özgürlük hayalleri etrafında insanoğlunu saçma sapan ve tutarsız ancak çok çekici, örgütleyici fikirlerin etrafında sürükleyip, onları köleleştirdikten sonra eli boş olarak, boşluğun, anlamsızlığın kucağına bırakmaktan başka bir şey yapamamış/yapmamıştır.
kapitalizm doğal durumdur. dedim sadece ve bunu açmadım. ayrıca bu pek de önemli değil. kapitalizmi bununla savunuyor değilim. sadece ortalığa en dikkat çekici yorumu atmak istedim ve derinliği kavranamayınca da sığ algılandı tabi. kapitalizmle ilgili burada, gözü dönmüş fanatiklerle tartışacak değilim. ama en azından biraz insaflı olup veya kendilerine karşı dürüst olup başka tür entelektüel geleneklerin varlığını değerini fark etmelerini onları yadsımamalarını bekliyorum.
"Dünyanın tüm gücü, etrafta doğanın verdikleri dışında kalan her şey emekle yapılmış, emeğin elindeyken, tüm güç işçinin elindeki şalterdeyken, makineyi üreten, çalıştıran, işleyen işçi dünyanın tüm gücünü elinde tutarken...
Çok zor geliyor ulan bana! Kapitalizm hayatın her yerinde, sokmadığımız yerler haricinde. Ve burjuvazi büyüler! işçi ki; dünyanın gücünü elinde barındırırken otoritenin birlik olmaya karşı baskısına yenik düşmüş, ezilmiş, ezilmekte.
işçi ki; kapitalizm yüzünden hayati ihtiyaçlarından sonraki tek derdi telefonu, giysileri, arabası olmuş. Burjuvaziye yenik düşmüş. Ha sanılmasın düzgün bir hayat yaşıyorum bunlardan uzak duruyorum, bu yüzden eleştiriyorum. Okuyanlardan önce ben kendime sağlam bir hassiktir çekerim o noktada. Bu bir yerde öz eleştiri.
Hapsediyorlar hepimizi, bizim üretip sahip olmak için bedel vermek zorunda olduklarımıza, cebiMiZde, çantaMIZda, eviMiZde madden duracak şeylere. O kadar içimize işlemiş ki yeni bir şey aldığımızda mutlu oluyoruz(yine kendime geçirdim). Ulan olay o değil ki?