Kimi der ki kadın
Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
Kimi der ki kadın
Yeşil bir harman yerinde
Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki ayalimdir,
Boynumda taşıdığım vebalimdir.
Kimi der ki hamur yoğuran.
Kimi der ki çocuk doğuran.
Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
Hayat arkadaşımdır.​
instagram'ın alıp başını gitmesinden sonra tatmin olması iyice zorlaşmış varlık. önceden dokunsan ağlayacak, her daim bir şeylerden şikayetçi, ilgi arsızı olan bu cinsin mensupları artık hayal aleminde yaşıyorlar. onları doyurmak nerdeyse imkansız. bir de bu kadın cinsinde hep en iyisini isteme güdüsü her şeyden kuvvetli olduğundan erkek-kadın uyumunu yakalamak artık iyice zor. gözü hep dışarılarda. bilmemkimden gelecek tatil fotoğraflarını bekliyor, nasıl bir fotoğraf karesi yakalasam da beğenilsem, tapılsa bana falan diye geçiyor günleri.
şu besyo'daki arabalı yakışıklı. olmadı onun kankası. en olmadı bizim mülayim eczacılık öğrencisini bağlarız kafası hakim. bazı salaklar da tutturmuş yok efendim kadın şöyle kıymetliymiş böyle değerliymiş. yok ya. beğendiğine yaranmak yatakta her türlü pozisyona giren de bu, değer verdiğini anladığı aptal aşığı bulduğunda yatakta kımıldamadan duran da.
iki hidrojen ve bir atomun birleşmesiymiş de erkek ise tahta gibiymiş. erkekleri am buldun sik, yapıştı mı kaç kafasına getiren de bu kadın zihniyetidir. yoksa çoğu erkek için dokunulmaz olan, birlikte gelecek hayal ettiği, uğrunda amı götü dağıtmaya razı olduğu kadınlar vardı bir zamanlar. hep bunlar baştan çıkardı bu adamları.
atabildiğin kadar gol at ki, gol yediğinde geriye düşmeyesin.
sikilmek gibi iğrenç bir eyleme maruz kaldığı için tüm saygınlığını yitirmiş canlıdır.
Birde bu kadınların sikildiğini ispat edercesine hamile hamile dolaşanları vardır. *
Bir tasavvuf ehli olarak ne kadar kınasak azdır.
maneviyat dedigin esas kadinlarda vardir kardesim. sen de haklisin tabi anan seni dogurmaktan baska bi ise yaramamis onu da tam becerememis. (bkz: acacagin basligi sikeyim ben gidiyorum)
doğası gereği memnuniyetsiz varlık. geçen gün haklarında bir şey yazdım, o an ellerine geçirselerdi muhtemelen paralarlardı beni. kadın düşmanı falan değilim, kadınların üzerine yattığı gerçekleri gördüğüm kadarıyla dile getiriyorum. yok efendim benim anam bacım yok muymuş. var. var diye de toplumsal yanılgıya dönüşen bireysel hatalarını söylemeyelim mi yani. neyse. iki erkeğin arasını açma konusunda oldukça iyidirler. birbirini kazıklamaya çalışanları var tabi ama ayrısı gayrısı olmayan adamların bile başını yer, kanlı bıçaklı hale getirirler. örnek verelim,
+akifim, manzaralı odada niye şükrüler kalıyor?
-ya ben dedim, sabah güneşi vuruyor öğlene kadar yatarız diye.
+hmm. bana sorman gerekmez miydi.
-evet, haklısın öyle oldu boşver, keyfimize bakalım.
+zaten şükrü yaş tahtaya basar mı hiç.. neyse!.
-...(ehheh bizim şükrü mü nerdee.)
...
+akif. yanlarında söylemek istemedim, artan malzemeleri niye şükrüler alıyor?!
-bagajda yer yoktu, ben ısrar ettim adama alın diye.
+ne olmuş yer yoksa koltuğa koyardık, sen fazla iyi niyetlisin akif bilemiyorum. *
-ya nolucak iki parça eşya allahını seversen durduk yere fesatlık çıkarma.
+ne. ne ne. allah aşkına ne dedin. ben mi fesatım. çoluk çocuğunun rızkını yediriyosun elaleme kendine gel.
-yeter tamam. (saf mıyım lan ben acaba? malmıyım. doğru mu yoksa..) *
...
+ney. nasıl olur ya ne demek şirket arabasını şükrü'nün üzerine yaptık inanamıyorum sana.
-ya nolucak makinalar benim üzerimeydi diye yaptık.
+afierim sana akif! geçen karısının altına vermiş arabayı geziyordu ben de makinalara binerim artık.
-ne alakası var, ustalar kullanıyor zaten aracı.
+sen safsın akif, çok safsın.
+vırvırvır
+..zaten set almış karısına sen ne aldın hiç.... zırzırzır
+dırdırdır
-off yeter be, bi sus amk. (şükrü amına koyacam olum senin de siktin huzurumu amına koydun götveren sikerim devrediyorum dükkanıda yeter lan..)
kendi kocasının kafasını yemekle bu kadınların eline ne geçiyor çok merak ediyorum. keza bu muhabbetin aynısı kayınvalide gelin arasında kalan erkek için de geçerli. bir de bunların istediği tek şey aşk. hadi bir de şefkat isterler. olmuşken değer de verilsin isterler. hee, güven i unuttuk bak o da olsun. sadakat e zaten hiç değinmiyorum. ihihihi şirket arabası da fena olmaz hani kiki. gelinle kaynananın geçinememe sebebi de budur. biliyorlar çünkü birbirlerini. yazık erkek arada, işe gitsin çalışsın falan. açın oğlum gözünüzü. kadınlar bizim canımız ciğerimiz. kıymetini bilin kötü davranmayın. adam olun adam. adam gibi adam olun. ibneleeer.
" Onlarca öykü, hatta roman yazılır bağzı fotoğraflar üstüne
Bu da onlardan biri işte.
Yeryüzündeki insan soyunun geldiği noktayı yansıtan fotoğrafın konusu ise korku
* * *
Gün gelmiş, insanlar birbirinden korkar hâle getirilmiş
Okumayanlarla okuyanlar, üniformasızlarla üniformalılar birbirine düşman olmuş.
Daha da fenası, kadın erkekten, erkek de kadından korkarmış.
Hayatı güzelleştirmek" diye girmiş lâfa kadın, erkek sözünü kesmiş ve "düzen ve kontrol" diye bağırmış.
Bağırma" demiş kadın; "sen bağırdıkça güzelleşmiyor dünya; düzen tabiata uymayınca sorun çıkıyor, göremeyecek kadar kör mü oldun, Tanrı aşkına?..
Sus kadın" diye haykırmış erkek, "kontrol etmezsem kurda kuşa yem oluruz, soyumuz darmadağın olur
Gözünden iki damla yaş süzülen kadın Soyumuzu darmadağın eden sensin" demiş erkeğe ve elindeki sopayı sallayan erkeğin gözlerinin içine bakmış acıyla, "Muktedirlerin iktidarıyla kendi erkekliğini var edemezsin" demiş.
iyice tepesi atan erkek bir çevresine bakmış, bir de kadının gözlerindeki acı ve korkuya. Tek darbesiyle yıkılacağını bile bile karşısında dikilen ve diklenen kadının gözlerindeki korku hoşuna gitmiş bir an için Yine de indirememiş elindeki sopayı.
Sonra çevresindeki insanlara kaymış gözü, kadını susturması gerektiğine inanarak gözünü erkeğe dikmiş olan kalabalığın farkına varmış bir kez daha.
Erkek sopasını iyice kavrayıp indirecekken tekrar konuşmuş kadın; Ben seçimimi yaptım" derken gözyaşları yanaklarından yuvarlanıyormuş "Seçimimi yaptım ve geldim karşına" demiş; "insanca yaşamaktan bu kadar korkuyorsan ölelim diye geldim. Vurursan o sopayı, sadece ben değil, beni öldüren sen de öleceksin çünkü. Ve biliyorum; en zor seçim seninki. Gözlerime bak ve bir karar ver şimdi. Sopanı atıp ellerimi tutarsan ikimiz de yaşayabiliriz. O sopayı indirdiğin andan itibaren, sen de, ben de yaşamıyor olacağız artık "
Son günlerde yaşanan Kadınlar ve insanlık sorunu nedense bana Feminizmin avrupadaki isyanını hatırlatıyor.
Hatırlatmak isterim ki Türkçedeki insan kelimesi Kadın ve Erkekten bağımsız her iki cinsi de kucaklayan bir kelimedir, Fakat Avrupa da insan yerine kullanılan Human( the adjective form of homō man) kelimesi erkek kelimesinden türemiş ve Kadınlar, insan sayılmak için Erkek olma gereğini reddetmişti.
Bizler böyle bir isyanı hiçbir zaman yaşamadık çünkü bizdeki insan Erkek ve Kadından bağımsız her iki türü kucaklayan bir kelimedir.. Ama şimdi bakıyorum da isyan vakti gelmiş de çatmış
Kuran-ı Kerimde Ey iman edenler, kadınlarınızı derken kastedilen iman eden cins, sadece erkektir.
Yolda yürürken, birisine rastlar ve onun kötü bir insan olduğunu öğrenirseniz neler algılarsınız? Bu kişi, size de kötü davranmışsa neler hissedersiniz? Daha sonraki bir zamanda, aynı kişiyi acı çekerken gördüğünüzde neler algılar ve hissedersiniz? Onun acısı sizi etkiler miydi?
Leipzigdeki, Max Planck Enstitüsü, insan Bilişselliği ve Beyin Bilimlerinde, Sosyal Sinirbilim Departmanı Direktörü olan Tania Singer, bunu araştırmış.
Tania Singer, deneyi için bir denek alır. (Kadın veya erkek). Sonra, bu deneğin karşısındaki bir masaya iki kişi oturtur. Denek, deneyden habersiz iken, masa başında oturan kişiler deneyden haberdar olan (rol yapan) kişilerdir.
Deney, iki aşamadan oluşturulmuştur. Birinci aşamada, masa başında oturanlardan sadece birini iyi adam veya kötü adam olarak deneğe göstermektir (algılatmaktır). Bunun için, masa başında oturanlardan birine, bir miktar para verilir. Para verilen kişi, isterse, kendisine verilen parayı masada oturan diğer kişi ile paylaşabilir veya hepsini kendisine saklayıp, karşısındakine hiç para vermeyebilir. Varsayalım ki, kendisine para verilen kişi, tüm parayı kendisine saklamakta, karşısındakine tek kuruş vermemektedir. Bu durumda, denek için, parayı paylaşmayan kişi kötü adam konumunda algılanır. Daha sonra (deneyin birinci bölümü hala devam ediyor) denek, hala aynı kişi olmak üzere, masa başına başka iki kişi getirilir. Bu defa, para verilen kişi, kendisine verilen parayı, karşısındaki ile paylaşır. Bunu izleyen denek için, parayı paylaşan kişi, iyi adam konumunda algılanmıştır. Deneyin birinci aşamasının sonunda, denek için, biri iyi diğeri kötü olmak üzere iki kişi bulunmaktadır. (Deneğin, oyundaki iyi veya kötü adam rolü oynadıklarından haberi olmadığını biliyoruz). Denekler kadın olduğunda ve kendilerine sorulduğunda, iyi adamı sevimli ve çekici, kötü adamı ise sevimsiz ve itici olduğunu söylerler.
Deneyin ikinci aşamasında deneyi gözleyen denek (hep aynı denek olmak üzere), bu defa fMRI (fonksiyonel manyetik rezonans görüntüleme) cihazının içine konur. Bilindiği üzere bu cihaz, bir olay karşısında, beynin faaliyete geçen yerini göstermekte, böylece beyin hakkında bilgi sahibi olduğumuz bir sistemdir. (Tabii ki, sadece beyin değil, vücudumuzun diğer tarafları için de kullanıldığını ifade edelim). Beyin faaliyete geçtiğinde, faal olan kısmına (kısımlarına) daha fazla kan gitmekte, daha fazla kanın sağladığı oksijen ve glikozun tüketilmesi ile açığa çıkan ısının yarattığı sıcaklık farkı bu cihaz tarafından belirlenmektedir.
Deneyin ikinci aşamasının amacı, denek, fMRI cihazının içinde iken, ayrı zamanlarda, gerek iyi adama, gerekse kötü adama elektrik şoku verildiğinde, deneğin göstereceği tepkiyi ölçmektir. Yapılan düzenekle, denek, cihazın içinde iken bir ekran aracılığıyla, iyi veya kötü adama verilen elektrik şokları karşısındaki çektiği acıları görebilecektir.
Deneyin iki aşaması da tamamlandığında, deneye denek olarak katılan on altı kadına ait fMRI filmleri incelenir. Denekler, kadın olduklarında, iyi adama da kötü adama da elektrik şoku verildiğinde, beynin empatik ve/veya vicdan diyebileceğimiz iki kısmı olan singulat korteks ve insula devreye girmektedir. Bir başka ifade ile, kadınlar, iyi adamın hissettiği acı karşısında da, kötü adamın hissettiği acı karşısında da empati kurmakta ve acı hissetmektedirler.
Tren ikilemi ve Ahlak makalesinden hatırlayacağımız üzere, singulat korteks (kırmızı çizgi içinde kalan kısım ve bu kısmın özellikle şekle göre sol tarafı) bizleri, ahlak diyebileceğimiz bir olgu çerçevesinde, zaman zaman irademizi dışarıda bırakarak, davranışlarımızın denetlendiği kısımdır. Diğer taraftan, Nucleus Accumbens/Ödül Merkezimiz makalesinden bildiğimiz üzere, insula denen kısım ise, acı denen algıyı hissettiğimiz kısımdır. Bu kısım, elimiz bir yere sıkıştığı zaman çektiğimiz acı ve gariptir ki, aşk için çektiğimiz acı ve de karşımızdakinin çektiği acının bizde uyandırdığı acıyı hissettiğimiz yerdir.
Kadınların, hem iyi hem de kötü adam için gösterdikleri empatik duyguya karşılık, acaba, erkek deneklerle yapılan deneylerde beynin aynı yerleri için neler elde edildi? Erkek deneklerin, fMRI cihazının içinde iken, iyi adama elektrik şoku verildiğinde, kadınlar gibi onların da empatik davranış göstererek acı çektiği yani, singulat korteks ve insulanın faaliyete geçtiği görüldü. Fakat kötü adama elektrik şoku verildiğinde, erkek deneklerin beyninde bir etkinleşme görülmedi. Anlaşılıyordu ki, erkekler, kötü adamın davranışı karşısında tepkisiz kalmış, kötü adamı kendi kaderi ile baş başa bırakmıştı. işin ilginç tarafı, erkek denekler, kötü adamın çektiği acı karşısında sadece tepkisiz kalmamış, beynindeki nucleus accumbens denen kısım faaliyete geçmişti. Yine bilindiği üzere, beynimizin bu kısmı, ödül aldığımızda, bir şeyi başardığımızda, sonu iyi olacağını düşündüğümüz bir şey için beklentiye girdiğimizde, hatta birini cezalandırdığımızda, intikam aldığımızda burası devreye girmektedir. (Nucleus Accumbens/ Ödül Merkezimiz makalesine bakınız). Özetlersek, erkek denekler, kadınların aksine, kötü adamın elektrik şokundan duyduğu acı karşısında hoşnut olmuş keyif almışlardı.
Birçok ülke, savaşa, kadınları değil, erkekleri gönderirler. Erkek için iyi adam, ekipten birisi, kötü adam ise hasmı yani karşı taraftır. Şu halde, savaşan bir erkek için bu mücadeleden galip çıkması, hasmına karşı empati duymaması, daha doğrusu beyni tarafından empati mekanizmasının çalışmaması ile gerçekleşebilir. Bir savaş esnasında hasım için empati mekanizmasının devreye girmemesi, erkeğe, hasmını öldürme kolaylığını da getirmektedir. Erkek için, düşman tarafındaki ölümler katlanılabilirken, kendi tarafındaki ölümler ise katlanılması zor, acı veren olaylardır. Kendi ekibindeki bir kayba dayalı acının öcünü alabilmek için, nucleus accumbens devreye girerek, kişiyi (erkeği) intikam (ödül) arzusu ile donatıyor olmalıdır.
Elbette ki, kadın askerler de mevcuttur. Onlar da yeri geldiğinde, düşmanlarına zarar vermektedirler. Ancak anlıyoruz ki, kadınlar, erkeklere göre böyle bir davranış içinde bulunmaktan etkilenmekte ve daha olumsuz (savaşmaya değil, savaşmamaya meyilli) bir davranış göstermektedirler.
Peki, bu gibi savaş veya benzeri durumlarda irade ne konumdadır? Başka çalışmalar da göstermektedir ki, beynimizin empatik sistemi, içinde bulunduğumuz grubu (toplumu) ve kültürü (ahlakı, dini, gelenek görenek, ortak değerler vb.) korumak adına, ikna veya propaganda anlamında etkilenmeye açıktır. Bu tür ikna veya propagandalarda, genellikle, hasmın, insafsız davranışları gündeme getirilir. Bu tür propagandalar için Hitler, keza canlı bombalar örnek olarak gösterilebilir. Bir bakıma, empatimizin manipülasyonundan da bahsedebiliriz.
Şu halde, kadınlarımızın, hemşirelik veya benzeri bir mesleği seçmiş olmasını, diğer mesleklere bakarak, tesadüfe dayalı olmayan ve kadın beyninin mekanizmasının bir özelliği olduğunu söyleyebilir miyiz? Kadın egemen bir Dünya nasıl olurdu? (alıntı)
Kaynaklar:
Keysers, Christian, Empatik Beyin. Alfa Yayınları, (2011)
Brizendine, Louann, Erkek Beyni, Say Yayınları, (2011)
Brizendine, Louann, Kadın Beyni, Say Yayınları, (2011) http://en.wikipedia.org/wiki/Tania_Singer