egosu tavan yapmış canlıdır delirtir adamı. az önce teyzem olacak kadın eşiyle kavgasını anlatırken kalkıp "- o karışamaz. benim çocuğum o 9 ay karnımda taşıdım." demiştir. bu ne egodur. bu ne bencilliktir. anlamıyorum kadınları sözlük. bir erkek bir kadına 300 milyon sperm veriyor, kadın bunlardan sadece 1 tanesini değerlendirebiliyor, onu da bir şeye benzetip çıkarması 1 yıla yakın zaman alıyor. ama sonuçta ne diyor. "-benim çocuğum". *
erkeğin eğe kemiğinden yaratılmış, erkeği önce eksik bırakmış sonra tamamlamış varlık. kadın erkeğin çeldiricisi, üstünü, eşyası, geride kalmışı değildir. kadın sadece erkeğin tamamlayıcısıdır. ne erkek olmadan kadın olur, nede kadın olmadan erkek tam.
4 bin ingiliz kadınla yapılan ankete göre; kendilerini en mutlu, kendilerinden en emin hissettikleri yaş 28'miş. bunun nedeniyse, 30'undan sonra yaşlanmaya başlayacaklarını düşünmeleriymiş. buna en güzel örnek olarak da; 28 yaşındaki adriana lima'yı göstermişler. adriana lima'nın 28 yaşında olduğunu öğrenen 28 yaşındaki kadınlar da muhtemelen bu saatten sonra mutlu olamayacaklardır. o sınır şimdiden 27'ye düşmüştür herhalde.
giderken yağmurda ıslanmış bir yavru köpek gibi kalakalırsın sonsuza kadar kapanmış o kapının önünde; sonsuza kadar kapanmamış olabilme ihtimalini en derinlerde hissederek, yağmurda ıslanmaya devam ederek. binlerce renkli renkli yumakların olduğu bir kutudan birlikte oturup; rastgele renkli renkli adı hayat olan yumakları çektiğin kadın bir gün sana sen görmeden uzanıp aldığı siyah yumağı verir. ve gider. hepsi bir gün gider.
Bir kadın, yaşadığı aşklar ne olursa olsun, o ufacık kimine göre kocaman olan yüreğinden kopan basit ya da ciddi aşk parçalarının geride bıraktığı iz ne kadar olursa olsun, şu dünya üzerinde hiç bir koşulda hiç bir zamanda ve mekanda yaşadığı aşk acısı dşında başka kişisel acılar dahi olsa, bir erkek kadar olgunlaşamaz. erkek hayatı yüklenendir. kadın ise onun bu hayatı yüklenme sürecünde duygusal açıklarından faydalanan bir bağırsak paraziti gibi yaşayıp, o organizmadan çıktıktan sonra o er kişiyi daha da olgunlaştırmasına farkında olmadan vesile olan, aşkın gerçek anlamının ve çıkış noktasının ne olduğunu bilmeyen, kendi birtakım hormonlarıyla yaşadığının en yüce duygu olduğunu sanan, ama beyniyle ve yüreğiyle "gerçekten" seven bir adamın hem ilişki sırasında hem de ilişki sonrasında bıraktığı izler ve acılar ve de güzel anılar, hoş dakikalar, yaşattıkları, yaptığı sürprizler vs vs itibariyle yanına dahi yaklaşamayacak derecede aciz, ama bir o kadar da kendini aslında dünyanın merkezinde sanan ve cidden bu bağlamda düşünüldüğünde elindeki gücün farkına vardığında dünyayı (tabii ki erkeğin dünyası) yöneten insandır.
sevmeye hakkı olmayan, sadece sevilmek için seçilmek için beklemek durumunda kalandır.
en çağdaşı bile en yobazı bile aşık kadını istemez, zira işler kolaylaşır. zaten kadınsan beklemelisin değil mi? erkek mantaliteli bir sahipleniş acayip, ben avayibim dostlar.
erkek neslinin avantajlarının binde birine ancak sahip olan yaratıktır.
kendilerinde var olan defans ve annelik icgudusu kisa ya da uzun surecte her kosulda agirligini koymaktadir. bencillik ve biraz narsisistlik ile baharatlanmis icguduler ile bir kadin kendi icine tamamen kapanip, ilk oyuncak bebegini, ilk sevismesini, ilk opusmesini, kisaca mutluluklarinin ilklerini -kendisine kotu bir sey animsatmadigi surece- cok rahat unutabilir. her sekilde kendisine hayranlik derecesinde baglanmis erkegini hic acimadan surundurebilir, ve yine kendisine sucsuz bir istek ya da yalnizca cinsel tatmin objesi seklinde yaklasan karsi cinsleri birbirinden ayirmadan rahatlikla kullanip istedigi an yuz ustu birakabilir, afallatip dagitarak toparlanma cabalarini zevkten yankilanan kahkahalariyla izleyebilirler.
kadinlar, sadistligin doruk noktasina bayrak diker, ancak bir sure sonra o bayragi daha da yuksek baska bir zirveye tasirlar. bunu, yaslanip yorulduklarini hissedene kadar yapabilirler, ve o andan itibaren kendilerini emeklilige ayirirlar. bir duraksama ya da afallama donemi olabilir, fakat cogu temiz bir sayfadan hayatlarinin kalanini mutlu ve sakince yasama sozunu verirler, tutmaya calisirlar. belki orta yaslarda halen dinamik kalabilmis bir erkek ile birlikte bahceli ufak evlerinde tatil yapip, sagi solu gezebilirler, ya da uyum sagladiklari entellektuel aktiviteleri gerceklestirebilirler.
gayet sakin devam eden bu durumdan, kadinlarin silkelenip kendilerine gelmeleri pek de uzun surmez, zira fizyolojik acidan yaslandiklarini bir saniye de farkina varabilirler. ancak sadizmin genc tuttugu zihinlerini tekrardan eskisi gibi calistirirlar ve kendilerini tekrardan kesfederler. tipki uyutulmus ve dondurulmus bir super kahramanin uyandiktan sonra olagan disi guclerini yeniden kesfetmesi gibi.
kadin, her yonuyle saygi duyulmasi gereken bir turdur.
osmanlı zamanında yargıyla ilgilenen kadı kelimesine konulmuş 2.tekil kişi ekiyle oluşan sözcükcüktür.
-kadım
-kadın
-kadısı
(bkz: hay kadısını aldığım)
düşünüyorum da çok ilginç olmalı lan türkiye şartlarında azıcık -bakın azıcık diyorum- güzel bi kadın olmak. hayat kadınlığına başlamayı kendine yedirirse, öyle bir seçim yaparsa yani. günde 500 lira kazanabilir. acayip zengin olursun. hem gez dolaş, hem yorulma, rahat rahat çalışma saatlerini sen belirle ve paraları götür. bir kadını sırf bunu tercih etmedi diye ayakta alkışlamalıyız bence. okul bitti, güzelsin, iş bulamadın biraz aradın. siktir et a.k der manken gibi giyinip takılırdım mekanlarda heralde. hem para yer hem gezerdim. ahahaha. derler ya hep '' kız olsam kesin orospu olurdum'' diye. hakkaten de böyle düşününce olurdum gibime geliyor.erkek içi öyle değil. şimdi bana kim bakar para verir birlikte olayım diye? ama kadın olsan, leş gibi çirkinde olsan her gittiğin bakkalda en azından elletip alır malı gidersin. bunu tercih etmemiş her kız bence baş tacıdır. yoksa benim kafam bayağı güzel de fazla mı saçmaladım? onu seçmeyen nası baş tacı olsun a.k onu seçmemek zaten normal olan dimi *