Geçen gün izlediğim film.
Filmde "orospu" temasından bağımsız olarak bizi gördüm.
-spoiler-
Bekir gibiyim, çabalıyorum ediyorum. Olmuyor işte. E sensiz de olmuyor. Para, kadın, alkol, sigara kim ne arıyorsa şu hayatta sahibim sanki. Ama o yokken de yetmiyor hiçbiri. Deniyoruz sürekli olmuyor beraber, ayrılıyoruz ben yapamıyorum. Yine gidiyorum ona, sonra yine olmuyor. Sürekli bir döngü. Gözümü açsam orda uyanıyorum. Film gibi hayatımız ne güzel.
Yarısı sigara yarısı cigara içmekle gecen masumiyet filminin tamamlayıcı filmdir. Masumiyet filminin gölgesinde kaldı. Bekir karakterini Haluk Bilginer'den sonra kimse oynamamalıydı.
Daha basite indirgemek için şöyle örnekleyeyim; bir odada 2 insan bulunduğunu farzedelim. Bu iki insan arasında olabilecek herşey ihtimaldir. Bu iki insan dövüşebilir, sevişebilir, oyun oynayabilir, aklınıza gelen her ihtimal kaderin içindedir. Bunu biz seçeriz yaratıcı da yaratır.
Aksi takdirde her yaptığımız veya yapacağımız bilinseydi veyahut yaptığımız seçimlere göre kaderimiz şekillenmeseydi hiçbir surette yaptıklarımızdan mesul tutulamayacaktık.
Allah herşeyi biliyor tamam ama bildiğini değiştirebilecek kudrete de sahip. O değişimler sizin ihtimaller dahilindeki seçimleriniz işte.
Bir şarkı sözüyle perçinleyelim bu bilgiyi..
Ben seçerim kaderimi şansımı..
Ben bilirim sevap ve günahımı..
Her şeyiyle çok güzeldir yaşamak..
Ben isterim bu yaşamdan hakkımı..
Senryonun, diyalogların kopuk olduğu basit bir film. Hiç öyle ciğer falan rendelediği yok. Uğur karakteri resim olarak yetersizdi bir kere. Bekir'in donuk oyunculuğu. Rezalet.
sanılan -tanrı insan için bir başlangıç ve son yarattı. insanın dünyada ki tek görevi bu başlangıç ve sonu ibadet içinde yaşamak- fikirdeb ayrı olarak tanrı insanın başlangıç ve sonunu önceden görüp kader kavramını yaratmıştır. aksi halde insan eylemlerinden sorumlu olmazdı.
teistler için isra 13 “biz, her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık...” diyerek insan eyleminin kaderden üstün olduğunu, insanı şekillendirenin kader değil, kaderi şekillendirenin insan eylemi olduğunu açıkça vurgulamıştır.
bilindik bir örnek ama ay takvim yaprağında yazdığı için mi tutulur, tabi ki hayır, tutulacağı için yazılmıştır. insan bile sınırlı ilmi ile bu kadar ilerileri görebiliyorsa sınırsız ve evrendeki her zerrenin bilgisine sahip olan Allah senin ne yapacağını önceden görüp yazamaz mı?...
kader hayatımızın önceden çizilmiş olması demek değildir. bu sebepten,”ne yapalım, kaderimiz böyle” deyip boyun bükmek cehalet göstergesidir. kader yolun tamamını değil, sadece yol ayrımlarını verir. güzergah bellidir ama tüm dönemeç ve sapaklar yolcuya aittir. öyleyse ne hayatının hakimisin,ne de hayat karşısında çaresizsin.
Sanılanın aksine basit bi tiyatro senaryosu değil anlaşılmayacak kadar karmaşık bi kavramdır.
ipler bizim elimizde.
bir çöldedir insan; tanrı tarafından çöle atılmıştır, daha doğrusu çöle atılıp atılmaması kendi istencine tabi değildir, ama yolu kendisi alacaktır nasıl gideceğini kendi belirleyecektir.