jack london

entry162 galeri9
    162.
  1. 161.
  2. “Neredeyse ilk farkına vardığım şey sorumluluklardı. Sekiz yaşımda ağır işlerde çalışmaya başladım. içimde güçlü bir macera arzusu vardı. istiridye korsanlarına katıldım. Bir yelkenliyle Japonya kıyılarında fok avlamaya gittim. Yedi aylık tayfalıktan sonra geri dönüp, kömür küremek, kıyı balıkçılığı ve bir Hint keneviri fabrikasında işçilik yaptım. Daha sonra California’dan Boston’a kadar bir aşağı bir yukarı avarelik ettim. Tanıştığım insanların hepsi emek, zorluk ve kazalarla eğilip bozulmuş, sahipleri tarafından yaşlı atlar gibi yüzüstü bırakılmış denizciler, askerler, işçilerdi. Onlarla yolculuk edip, yük vagonlarında, parklarda onlarla birlikte titrerken yaşam öykülerini dinledim. Onları dinledikçe beynim çalışmaya başladı. Bu gezilerde sosyalistlerle tanıştım ve sosyalist oldum. ilk yılda üniversiteden ayrılmak zorunda kaldım. Klondike’a altın aramaya gittim. Klondike kendimi bulduğum yerdi. Orada kimse konuşmaz, herkes düşünür. Gerçek bakış açısı kazanırsınız. Ben de kendi bakış açımı kazandım.”
    0 ...
  3. 160.
  4. harika bir yazar.

    "john barleycorn".

    there were three men, came out of the west,
    their fortunes for to try
    and these three men made a solemn vow:
    john barleycorn must die!
    well, they've ploughed, they've sown, the've harrowed him in.
    threw clouds upon his head.
    till these three men were satisfied.
    john barleycorn was dead.
    they've let him lie for a long long time,
    till the rains from heaven did fall.

    and little sir john sprang up his head
    and so amazed them all.
    they let him fly till the midsummer's day,
    till he looked both pale and wan, oh,
    then little sir john has grown a long long beard
    and so became a man.

    they have hired men with the scythes so sharp.
    to cut him off at the knee,
    they rolled and they tied him around the waist,
    serving him most him barbarously.
    they hired men with the sharp pitchforks
    to prick him to the heart.
    and the loader he has served him worse than that,
    for he's bound him to the cart.

    well, they've wheeled him 'round and 'round the field,
    till they came onto a barn.
    and there they made their solemn oath,
    concerning a barleycorn.
    they hired men with the crab tree sticks
    to split him skin from bone, yeah,
    but the miller he has served him worst and bad
    for he ground him between two stones.

    well there's beer all in the barrel
    and brandy in the glass,
    but little old sir john with his nut-brown bowl
    proved the strongest man at last.
    john barleycorn, throw him up, throw him up!

    now the huntsman, he can't hunt the fox,
    nor loudly blow his horn
    and the tinker he can't mend his pots
    without john barleycorn,
    john barleycorn, john barleycorn,
    barleycorn, barleycorn
    john barleycorn, john barleycorn.
    0 ...
  5. 159.
  6. “Hayatımı gerçekten zorlu bir okulda geçirdiğimi, zulüm ve insanlık dışı işlemlerden, ortalama bir insanın payına düşenden daha fazlasını aldığımı, gemilerden hapishanelere, bataklıktan çöllere, idam sehpalarından kimsesizler yurduna, savaş meydanlarından askeri hastanelere dek her şeyi tatlısıyla acısıyla tattığımı eklemeliyim.”
    0 ...
  7. 158.
  8. birçok ünlü yazarın aksine, hayattayken ünlü olan ve romanlarından çok para kazanan yazardır aynı zamanda.
    0 ...
  9. 157.
  10. martin eden romanı çok güzel olan abd'li yazardır.
    1 ...
  11. 156.
  12. Bir kuzey macerası (an odyssey of the north) isimli kısa hikaye kitabının yazarı.
    0 ...
  13. 155.
  14. her sabah oturup 5000 kelime yazmadan kalkmadığını dile getiren, aynı zamanda gezgin ve denizci de olan, beyaz diş, vahşetin çağrısı, martin eden gibi çarpıcı romanların sahibi olan ünlü edebiyatçı.
    1 ...
  15. 154.
  16. Yalanci orospu cocugunun tekidir bu jack london. Denizcilik hakkinda gram bilgisinin olmadigini the pursuit of a dream kitabindan cok rahat bir sekilde dile getirmistir. Hatta bu yalanci orospu cocugu snark adli yatini yaptirabilmek icin ayni anda birkac kitap yazmistir. Cunku got deligine kadar borca battigini sik dile getirmektedir bu kitapta. Bunlardan birisi de martin eden’dir. Sagdan soldan carptigi denizcilik bilgileri ile kendisini denizci ilan etmis. O donemin gercek bir denizcisi olan joseph conrad’a hem bok atmis hem de ondan arak bilgiler kullanmistir.

    Iste boyle bir orospu cocugudur jack london. Sosyalist ayagina yatip, kapitalizmden paralari cukkalamistir. Ac bir kopek gibi bes kurus etmeyecek kitaplarini fahis fiyata satmis ve bunu da john barleycorn’da dile getirmistir.
    0 ...
  17. 153.
  18. Dünya edebiyatında karşıma çıkan lavuk. Gel de basim kafana soruda.
    1 ...
  19. 152.
  20. denizci olarak da çalışmış amerikalı, genelde vahşi doğa hakkındaki eserleri ile tanınan, edebiyatçı.
    0 ...
  21. 151.
  22. ademden önce kitabıyla insansı maymunların yaşamlarını çarpıcı bir biçimde ifade etmiştir. henüz konuşamadıkları için bir şeylerin farkına varsalar bile bunu anlatacak kadar uzun süre akıllarında tutamadıkları detayı harika. bir de ağaçtan düşerek ölen maymunların değil de düşerken son anda kurtulan maymunların torunu olduğumuz gerçeğinden bahseder.
    1 ...
  23. 150.
  24. muhteşem bir yazar olarak tarif edebilirim onu!
    benim en sevdiğim yazar.

    ''vahşetin çağrısı'' ile girdi hayatıma... ''beyaz diş'' olarakta bilinir..
    sonra ''denizin çağrısı''...
    sonra devam ettim...
    son okuduğum ise ''intihar'' adlı hayat hikayesinin çok eski basımı...
    sayfaları sararmış, mavi ciltli çok eski bir basımı...

    o insanı çok iyi anlatır, insanın yaptıklarını ve beraberinde iç sesini..
    varlıkların yaşadıklarını ve bunun iç dünyalarında karşılıklarını serer önünüze...

    ''intihar'' isimli roman da tam da böyle bir yaşamsal ve içsel bir çırpınışı anlatmış...
    ne kadar birbirlerine geçtiklerini anlatmış...
    yaşananlar ve hissedilen duygular bütününün bir yaşamı nasıl etkilediğini aktarmış...
    duygular yaşamı ve ardından yaşanılanlar yeni duyguları ve yeni yaşanmışlıklar...
    bazen bir içsel direniş, vazgeçiş, değiştirme, değşime çabası...
    bazen teslimiyet...
    bazen sürükleniş...
    o kadar insanı anlatmış ki...
    okurken beni nereden tanıyor bu kadar iyi dedim çoğunlukla.

    bunu o kadar iyi yapar ki tüm kitaplarında...
    vahşetin çağrısında bunu bir kurt köpek, yaşamına ve davranışlarına...
    kaderi ve o kaderin şekillendirdiği yeni kaderini..

    denizin çağrısı ise başka bir baş yapıt...
    bir çocuk evden kaçar, denizlerde gemilerde çalışır ve evine geri döner...
    hikaye basittir. fakat bu basit hikayenin içerisinde şekillenen duygular ve yaşanmışlıklar bütünü başyapıt yapar romanı...

    insanı anlatırken yüzünü anlatmaz jack landon, ellerini anlatmaz...
    onları, yaşanmışlıkları ile, duygusal karşılıkları ile anlatır...
    bir çiçeği anlatmaz o. o çiçeğin zaman, yaşam ve duygusal karşılığını da anlatır...

    hiçbir romanını okurken sıkıldığımı veya zorlandığımı hatırlamam.

    efsane tadı damaklarda kalan bir yazar...
    henüz okumamışlar, tanışmamışlar çok şanslı bence...

    jack'e saygılar.

    iy ki yazmışsın.
    2 ...
  25. 149.
  26. "Her zaman böyle olur işte, tam biz kaçış planımızı mükemmelleştirirken her şeyi karman çorman ediverecek bir kadın çıkagelir. Hiç şansımız yok.”

    jl.
    4 ...
  27. 148.
  28. Okuduğum en iyi kitabı demir ökçe. Bir sosyalist ihtilal hayal etmiş o dönemlerde sanırım. 1907 yılında yazmış. Yani sosyalizmin palazlandığı dönemler.
    1 ...
  29. 147.
  30. beyaz diş kitabı okuduğum tek kitabı olmasına rağmen bende bir iz bırakmıştır. bu adam yüzünden ileride yavru bir kurt sahiplenip bakabilirim o derece.
    4 ...
  31. 146.
  32. beyaz diş
    vahşetin çağrısı (favorim)
    bay alkolik
    martin eden
    kızıl veba (tavsiye ederim mükemmel)
    ateş yakmak (ilk benim için)
    demiryolu serserileri

    hedefimde uçurum insanları var.
    sakin bir zamanda ilk işim.
    1 ...
  33. 145.
  34. Vahşetin çağrısı, beyaz diş, kızıl veba ve demir ökçe adlı kitaplarını okuduğum yazar. Kitaplarında muazzam bir sistem eleştirisi olduğunu görüyoruz sanırım sosyalist ve eşitlikçi olmasından kaynaklanıyor. En güzel eserinin demir ökçe olduğunu düşünüyorum tabi okuduklarım arasında. Şimdi yeni hedefim martin eden'i okuyup bitirmek.
    1 ...
  35. 144.
  36. En iyi dostunun alkol olduğunu ifade eden Amerikalı yazar. Martin Eden isimli kitabında sarsıcı ve çok etkileyici bir dünya sizi bekliyor.
    0 ...
  37. 136.
  38. bi kış ayında, şu tarantinonun hateful eight filmindeki gibi bi ortamda, hiçliğin ortasında bi barda denk gelip viski ve sigara eşliğinde uzun uzadıya sohbet etmek istediğim bir bilge.

    bir kral.
    0 ...
  39. 135.
  40. 134.
  41. "Belki de hiçbir şeyde hakikat yoktu, hakikatin kendisinde bile."

    edit medit: çünkü bizler için gerçek olan, yanılgı di-li geçmiş zaman gibi bir eylem. bizler birer kusur elçisiyiz.
    1 ...
  42. 133.
  43. Beyaz dis i okumuştum ama hatırlamıyorum.
    Okumadan bi adamı araştırmış, hayatina üzülmüştüm.
    Ayrıca ortaokul mezunudur,bu beni şaşırtmıştı. Ortaokul mezunu olup dünya çapında taninabilmek büyük olaydır diye düşünürüm.
    2 ...
  44. 132.
  45. Kendime çok yakın hissettiğim Keşke bir iki sohbet edebilseydim dediğim zarif yazar.
    0 ...
  46. 131.