bekirpaşa denen ve 50 inegöl köfte'nin 3; kola + et dönerin ise 1 liraya satıldığı bir semti bulunan yer.
evet şu an burdayım ve izmir'e dönmeyi çok ama çok arzuluyorum.
kalbimin attığı, her gece bana kilometrelerce uzaktan göz kırpan şehrim. hep özlerim ama bu sefer çok özledim. aklıma getirmemeye çalışıcam, aklımdan çıkartabilirsem eğer.
istanbul'un yamacında kurulmuş gittikçe büyüyen kocaelinin merkez ilçesi. ne zamandır özlemini çektiğim sevgilinin bulunduğu yer. gitmek isteyip gidemediğim, adını her duyduğumda içimde binlerce parça koparan kent.
an itibariyle 15 sene ve 4 gündür yaşadığım ilçe. evet, şehir değil ilçedir.
öncelikle bu küçük yer, istanbul'un yandan yemişi olarak tanımlanır. içinde sevenlerini ve sevmeyenlerini barındırır. sevenler genelde mekanın yerlileridir. kocaelisporlu gençleri meşhurdur. sık sık binaların ve köprülerin altında 'hodri meydan' yazıları ile karşılaşabilirsiniz. maç günleri pencerelerinizden uzak durunuz. savaş başladı sanmayınız.
sevmeyenleri vardır bir de, bunlar ya izmit'in kargaşasından ve insanlarından bıkmış olan yerlileridir, yada izmit'e sonradan gelen öğrencilerdir. ben birinci gruptan oluyorum. insanları bi tuhaftır bi kere. belsa plaza, ncity, dolphin gibi yerlerde sözlü tacizle karşılaşmanız normaldir. yürüyüş yolunda toplu halde arkadaşlarıyla gezen 15-18 yaş aralıklı çocuklardan uzak durunuz. konuşma tarzları da bi değişiktir bunların. nerden mi biliyorum? aynı zamanda duyma problemi olan gençlerdir bunlar. birbirleriyle aralarında 20 metre uzaklık varmış gibi konuşurlar. yolda birbirlerine el şakaları yaparak, birbirlerine küfür edip gülerek eğlenmeyi tercih ederler.
bu küçük yerin güzel mekanları da mevcuttur tabii. seka park ve marina sizi manzara açısından tatmin edecektir. garsonları da iyidir bu yerlerin. izmit'in en iyi yönü, istanbul'un yanı başında olmasıdır. 15 dakikada bir otobüs kalkıyor bi kere. nerdeyse unutuyordum, gelindiğinde pişmaniye ve simit yenmeden gidilmemelidir. söyleyeceklerim bu kadar sözlük.
soğuğunda , buharı tüten kestaneyi yürüyüş yolunda yürürken ayıklayıp yemesi pek keyiflidir.* bir de bu kestaneciler hep cami yanlarına mevzilenmiştir..yeni cuma olsun..fevziye olsun..
4 yılımı yiyen şahsiyetin oturduğu ve o güne kadar pek sevdiğim(şahıstan dolayı değil şirinliğinde) şehir olmasına rağmen bu sıfatını gözümde kaybeden şehirdir.
Özellikle pişmaniyesi ünlü diye bilinir fakat okulum sebebiyle bulunduğum bu şehirin aslında türü daha farklı olan apaçisi meşurdur. Havası kötüdür güven olmaz yazın dahil sürekli elinde bir hırka bulunması gereken şehirdir iğrençtir kötüdür kakadır boktur lanettir istanbulun göxünü seveyim dedirten şehirdir.
booolum moruk kayıntı gibi izmit dili ve edebiyatına özgü kelimelerin her adımda duyabileceğiniz ve benim gibi artık isyan edeceğiniz tiplerin çoğunlukla bulunduğu şehirdir. bunların dışında kampüsü dağın başında da olsa okunası bir üniversiteye sahip kentimizdir üniversitesi de ilginçtir aslında yollar tamamen açık olduğunda bütleri erteleyen eğer tabiri caizse tatili piç eden bir mantığa sahiptir.