yerlisi çok garip kelimeler ve hitap şekilleri kullanır mesela:"moruk, aynen moruk, olayı kes moruk, hadi kayıntı yapalım moruk..." gezilecek pek bi' yer yoktur. sanayi şehri olmasından mütevellit insanı boğar, sıkar. eğer ki burada üniversite okuyor olmasaydım burada yaşamazdım verig rekortmeni olması ya da kişi başına düşen gelir umrumda değil sıkıldıktan sonra neyleyeyim.
-lan nassı aptal bir proje bu? dediğim eski E5 yolu transit geçişinin tamamlandıktan sonra beni utandırdığı şehir. otobana girmeden şehri boydan boya geçmek zorundaki araçları trafiğe hiç bulaştırmamayı başarmış bir belediyeye sahip. önyargımı kırdı şerefsizim.
yaşarken insana sevimsizmiş gibi gelen ama uzaktayken körfezinin eski kokan halinin bile özlendiği türkiye sanayisinin kalbi şehir. bitmeyen yağmuru, eski kirli havası, körfezinin kokusu, eğimli topografyası, depremi, kosmopolit nufusu ile özlenendir.
içinde sevdiğim çok insan olmasına rağmen senelerdir ayak basamadığım, bana çocukluğumun sonlarını gençliğimin başlarını hatırlatan şehir. hayatıma dair anı, mazi adına her ne varsa bu şehirde yaşanmıştır. yıllar sonra gitsem hala o eski tadı alır mıyım bilmiyorum. hayalimdeki, hafızamdaki haliyle kalsa belki daha güzel. şehirler de insanlar gibi değişiyor çünkü.
akşam ışığında ağaçların arasındaki yürüyüş yolunda yürümesi keyif verir,burada yasayan biri farkında olmadan alıstıgı o nemli havayı il dısında farkeder, ozler hatta..
eglence alanı dar olan bu sehir aksam kargalarıyla, ölen kızıl saçlı, mutemadiyen tayt giyen kokoş çakmakcı teyze ile, ve katıkla anılıyordu bir donem..
nüfusunda her memleketten insanı barındıran çok göç alan, kalabalık, küçük ama her türlü imkana sahip kışın kayak, sahil gece hayatı , alışveriş, doğa sporları v.s. güzel memleketimdir.
sevgilisi gri bulutlara kavuştu yine izmit. uzun bir süre de kimse ayıramayacak onları. hayatımda sevinçten bu kadar çok gözyaşı döken iki sevgili görmedim.
kocaeli'nin temel ilçesi. kendisinde eğlence hayatını bulmak zordur ama kültürel faaliyet çoktur. şehir içindeki kirli havayı solumaya alışan insanlar biraz dağın tepesine çıkınca oksijen tarafından çarpılır ve bir hafta kendilerine gelemezler. çarşının ortasındaki fethiye caddesi sürekli dolu olur. şöyle bir aşağıdan yukarıya doğru bakınca insan sürüsünü görür, tırsar ve kaçarsınız. bu kalabalığa alışan bizler pazar günü oldu mu o caddeyi bomboş görünce kendimizi kötü hissederiz. ilk geldiğinizde insanı bunalıma sürükleyebilecek kadar karmaşık, kirli bir şehirdir. üstelik bir de küçük olunca değmeyin bunalımın keyfine. ama alışırsanız da bırakamazsınız izmiti. bambaşka bir havası var gibi gelir nedense..
edit: içinde bulunan insan populasyonuyla şehir yüzölçümü doğru orantılı değildir. insanlar artık yerleşecek yer bulamamaktadır. trafiği de istanbul halini almıştır bundan mütevellit. 2-3 sene sonra artık istanbulu bile trafik konusunda geçebileceği kanaatindeyim. dikkatli olmakta yarar var.
geçen gün sırf izmit simidi almak için otobandan çıkıp 10 dk. parketmek için de 5 lira verdiğim şehir. 10 tane simit aldım bir de fruko gazoz. 5 ini ben yolda götürdüm zaten. gittiğim yerde de kalanı kapıştılar. pişkin simit fırını ndan aldıydım. abiye rica ettim bir sürü de susam koydu bi kağıda süperdi.