küçük istanbul olmuş, trafik almış başını gitmiş ama istanbul trafiğini özleten şoförleri var.
alsancakta konakta deniz kenarında oturulmuyor denizden koku berbat. inciraltı bi nebze kafa dinlemeye birebir. (ilçelere laf etmiyorum çoğu tadından yenmez)
evlerin çoğu eski, şehre girince köye girmiş hissi uyandırıyor.
kentleşme, altyapı çok zayıf. çoğu yerde lavabolardan koku geliyor.
neyi mi güzel? bilmem yaşıyoruz işte.
universiteyi okudugum yurdumun guzide sehridir. halkapinar les gibi kokuyordu umarim care bulmuslardir. bucaya giderken bir ataturk bustu var kiiii akillara zarar.
Hayatında bir kere bile izmire gitmemiş barzoların hakkında sallayıp durduğu şehir. Hayır en çok eleştirdikleri konularda farklı olsalar içim yanmayacak.
Geçen gün gencecik yaşına rağmen 20 sevgilisi olmuş bir kız izmirli kızlara sallıyordu kanım dondu.
Belediye otobüsü duraklarında 3.500.000(üç milyon beşyüzbin tl) (eski para ile üç trilyon beşyüzmilyar) tutarındaki evlerin boy boy reklamı olduğu bi tuhaf şehir...
hiç şüphesiz en duyarlı il. nerede olduğunu hatırlamıyorum (sanıyorum bornova) down cafe vardı, tesadüfen gittim. bütün garsonlar down sendromlu bireylerdi. limonatamı başka masaya götürmüş, olay fark edilince gelip yarım yamalak özür diledi. serçe kadar bir kız çocuğu. kalbimi çıkarıp avuçlarının arasına veresim geldi, ben kimim ki sen benden özür diliyorsun güzel yüzlüm benim.
böyle bir il izmir. yaşayamıyorum ama hiçbir ile değişmem.