Belediye otobüsü duraklarında 3.500.000(üç milyon beşyüzbin tl) (eski para ile üç trilyon beşyüzmilyar) tutarındaki evlerin boy boy reklamı olduğu bi tuhaf şehir...
hiç şüphesiz en duyarlı il. nerede olduğunu hatırlamıyorum (sanıyorum bornova) down cafe vardı, tesadüfen gittim. bütün garsonlar down sendromlu bireylerdi. limonatamı başka masaya götürmüş, olay fark edilince gelip yarım yamalak özür diledi. serçe kadar bir kız çocuğu. kalbimi çıkarıp avuçlarının arasına veresim geldi, ben kimim ki sen benden özür diliyorsun güzel yüzlüm benim.
böyle bir il izmir. yaşayamıyorum ama hiçbir ile değişmem.
Doğduğum, büyüdüğüm, özlediklerimi koynunda rahat uykularına bırakıp çıktığım, gün geçtikçe gidilmesi daha da imkansızlaşmaya başlayan şehir.
Bir ayağım orada diye bir deyim vardır ya, artık maalesef bir ayağım orada değil. Hoş, çook uzun zamandır değildi ancak kardeşimin hala "bizim" şehrimizde oturması kalbimi hep ferahlatmış olsa gerek. Gel gör ki şehir her her zaman senin onu sevdiğin kadar sevmiyor bugün itibariyle kardeşim de izmir'de yaşamıyor. O da maalesef başka bir şehire gitmek durumunda kaldı.
Bizi öksüz burakan şehir izmir... Bizi yrtim burakan şehir izmir... Bir gün seni bırakıp çıktık işte çok sevdiğimiz sokaklarından. Heep özlenen, özlenecek olan şehir.
Umarım birilerine güzel şeyler verir. Zira o birileri biz olmadık. Hep acı verdi bize.
Ayrıca Türkiye'nin en çekilemeyen şehri.