yobaz, cemaatçi ve kavgadan nemalanan kürt faşisti takımını dellendiren, kıskançlıktan çatlatan şehirdir. sanırım kuyruk acıları var, ne geldiyse artık izmir'de başlarına. bok atma yarışındalar. sanırım karşı görüşe ancak bu kadar saygıları var, kendinden olmadı mı vur kır parçala. bunların demokrasi anlayışı bu kadar işte. yazık, allah akıl fikir versin.
sayesinde öğrendik ki, yunan askerleri kordon'a geldiğinde kendisi de karşılayan güruh içinde olan yazarlarımız da mevcut imiş, maşallah.
izmirli ilk kurşunu atarken; ataları, vahdettin'e yamanmaya çalışan, "ille de ingiliz mandası" diyen tatlı su demokratlarını görmek de gözlerimizi yaşartmıyor değil tabi.
ışık evlerinin zihin gelişimine olumsuz etkilerine güzel bir örnek daha. evrimini suda tamamlayıp karaya geçemeyen dostlara selam olsun.
sonra.
sonra, 9 eylülde izmir'e girdik
ve kayserili bir nefer
yanan şehrin kızıltısı içinden gelip
öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,
güneyden kuzeye,
doğudan batıya,
türk halkıyla beraber
seyretti izmir rıhtımından akdeniz'i.
ve biz de burda bitirdik destanımızı.
biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap,
türk halkı bağışlasın bizi,
onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
kitabımızda yalnız onların mâcereları vardır.
Nazım hikmet ran
88 sene evvel bugün vatanın düşmanlardan tamamen temizlendiği şehirdir. bir savaş başlatıp, bir savaşı bitiren şehirdir...
9 eylül'dü bugün. bugün binlerce kadeh izmir'in, anadolu'nun kurtuluşuna, özgürlüğe kalktı, düşmanın denize döküldüğü yerde, o çimlerde... bugün o çimlerde başörtülüsü, kürdü, elele sertab'ın sesinde, onuncu yıl marşında coştu, havai fişeklerin altında, fener alayının gölgesinde... çünkü bugün, o çimlerde hoşgörü, izmir, yani "cumhuriyet" vardı...
kısa süreli gidiş,gelişlerimin dışında 4 yıl okudum bu şehirde. sevdim de... faşist falan değildir izmir, kaypak da değildir. son yıllarda kendisine saldırılmasına, gavur diye nitelendirilmesine tepkidir şehir halkının yaptıkları. izmir'linin, kıyı egelinin derdi özgürlüktür, hür iradedir. dayatmaya karşı durmaktır. kimbilir, belki taa eski yunandan gelen bir serbest olma duygusudur. izmir'in içgüdüsü özgürlüktür.
izmir'i ona buna alet etmeyin lan, izmir'dir, kordonda rüzgar saçlarınızı yalarken rakı bardaklarını tokuşturmaktır. tüm uğraşlara rağmen osmanlı olmamış, müslüman olmamış bir kenttir, ayrıdır, gayrıdır. yobazlara karşı bir mücadele olacaksa yine ilk silahın ateşleneceği şehirdir.
Mustafa Kemal 11 Ekim 1925 günü izmir'den özel vapurla geçtiği Karşıyaka'da halka hitap ederken şunları söylemişti:
"izmir'in Karşıyakalıları...
Sizi sonsuz bir sevgi ile selamlarım. Ben bütün izmir'i ve bütün izmirlileri severim. Güzel izmir'in temiz kanlı insanlarının da beni sevdiklerinden eminim. Yalnız bir tesadüf beni Karşıyaka'ya daha fazla bağlamıştır. Karşıyakalılar...
Annem sinenizde, sizin topraklarınızda yatıyor."
faşist kelimesi kendisi için ağırdır. bir izmirli olarak kesinlikle kabul etmiyorum, o kadar da değil. ama bu şehirde, özellikle son yıllarda artan bir milliyetçilik var. daha önce de yok muydu? elbette vardı ama bu kadar hissedilmiyordu. kemalist insanların çoğunlukta olduğu bir şehirde bu normaldi zaten. son yıllardaki artışta; artan terör olayları, akp karşıtlığı gibi etkenlerle kişiden kişiye sıçrayarak gerçekleşti. yani akp düşmanlığı şehrin insanlarını ortak paydada birleştirdi(akp dışındakileri). chp, mhp ve diğer partilerin seçmenleri aşırı milliyetçilikle buluştu. ha bir de izmir'i solun kalesi görenler var, onlara bakmayın. burda sol mol yok. izmir ulusalcı çoğunluk ve muhafazakar azınlıkların şehridir.
kendisi çok güzeldir fakat içindeki insanların %60-70 kadarı acayiptir.
hala sandığa gömdü falan diyorlar lan, yazık... bu ülkenin izmir'in oylarıyla yönetilmeyeceğini, götünü anadolu'ya, doğu'ya dönüp muasır medeniyetler seviyesine(o neyse) yükselinemeyeceğini birilerinin öğrenmesi lazım artık. belki o zaman.