öyle bir şehirdir ki; hatunları genelde güzel olduğu için abaza erkek tayfası tarafından sürekli bok atılır, öyle bir şehirdir ki; o özgürlükçü ve çağdaş duruşu nedeniyle ampüllerin ve onlara benzer geri kafalılar tarafından boka bulanır. ''izmir'in kızları kahpe, izmir'e gittim 3 günde 5 hatun kaldırdım, izmir'de bakire kız yok aradım aradım bulamadım'' gibi nidalar 'gavur izmir' gibi basit bir söylemin artık kesmediğini gösterir ve bu kişileri buhranlara sürükler.
sol frame'de ankara'da verilen 70 bin kişilik iftar yemeğinde yemek kutularının bile üstünde evet yazmasının nasıl leş bir durum olduğu ısrarla vurgulandıkça izmir'i karalayan başlıklar artıyor. açık bir şekilde genç ampül kardeşlerimiz parasının kaynağının nereden geldiği bilinmeyen bir iftar yemeğinin tartışılmasından çok rahatsız oluyorlar. tabi sadece parasının nereden geldiğinden değil; aynı zamanda iftar gibi dini bir olaya siyasetin alenen karıştığından da.
öyle bir şehirdir ki, vatandaşlarının çoğunluğu kendilerinden başka herkesi abazan, ampul kafalı zannederler. ayrıca bu çağdaş insanlar, farklı siyasi görüşleri olan insanlara da "ampul" diyorlarmış, ne acayip.
insanıyla, doğasıyla güzel şehirdir. kıskanılan şehirdir, öyleki bu şehre hiç gelmemiş insanlar bile yorum yapmaktadırlar hakkında. çok göç almasına rağmen türkiye'nin geri kalanından bariz şekilde farklıdır. buraya alışan başka şehirde yapamaz.
şahane bir belediyenin yönetimde başarıdan başarıya koşan il. 8 ay süreceğine kendilerinin de inanmadığı ve uğrunda iki işçinin canının ve binlerce insanın iş güçünden eksilen zamanlarının kaybedildiği metro çalışmaları nedeniyle allak bullak ve kendinden kopuk bir şehir haline sokulması sonucunda belediye ye duyduğum kin ve nefret daha da artmış bununla birlikte bağnaz izmir halkının "yolumuz da olmasın akp de" tarzı yaklaşımları sonucu ilerideki seçimlerde chp nin atamasıyla bir belediye başkanın geleceği de aşikar olmasının üzüntüsü vardır.
akp nin tek başına hükümet kurma olayına ambargo koyduğu bu 8 yıl boyunca, anadolu da bazı şehirlerimiz çağ atlamış özelliklle kayseri çoşmuş, dsp olmasına karşın eskişehir kendini aşmış, istanbul ve ankara ortalığın .mına koymuşken, izmirin basiretsiz yönetimlerle kendi kaderine terk edilmiş atıl durumu, başka şehirlerle karşılaştırma fırsatı bulabilen izmirlileri derinden üzmekte ancak izmirden dışarı adımını atmamış dimağları farkındalıksız bir tevekküle sürdürmekte ve belediye ne yaparsa tepkisiz ve umarsızca yollarına devam etmektedirler.
en son öğrenci bileti ve tam bilete yapılan mükemmel fiyat düzenlemesiyle geciktirdikleri metronun faturasının da yine halkın cebinden kesildiği aşikar bir şekilde görülmekte, eskiden 30 dakikada yapılan yolculukların 50 dakikaya çıkmasının "güzel günler görmek için biraz fekadakarlık yapınız" tarzı cümleler ve tavırlarla geçiştirildiği bir belediyecilik anlayışının esiri olmaktadır.
anlamadığım şehir dışından olanların öve öve bitiremediği izmirlilik duyarlılığının nereye kaybolduğudur. eskiden otobüslerde telefonla konuşturmayan yaşlı teyzeler ve torunları nereye kaybolmuştur.
geçenlerde ankara da otobüs geçiktiği ve bunu uzun süredir tekrarladığı ve alışkanlık haline getirdiği için kızılaya akan işlek yollardan birini kapatıp i.m.gökçek'i istifaya çağıran uzun süre dağılmayan ve otobüsler geldiğinde otobüslere prensip olarak ego basmadan binen duyarlı ankara halkı bunları yaparken, metrobüs zammı sonrası çeşitli eylemlerle protestolar yapıp, "belediye bunun parasını bize ödetmeye çalışıyor, yapılamaz" diyerek zammın iptal edilmesine çalışan istanbullular zaferlerini kutlarken, duyarlı olduğu söylenen izmir halkı ne yapıyor? doğru ya kitap okuyup yaşlılara er veriyorlardır.
burunda tüten şehirdir.
modern çağdaş saygın bir kent kültürüne sahip şehrimizdir. kaldırımında yürümenin bile ayrıcalık olduğu, keşke her yer öyle olsa dedirten yaşam şeklidir.
aşık olmak için, sevmek, gezmek, eğlenmek, özlemek, özlenmek, günü birliğine gidip yüzlerce kilometre yol çekmek, ihanet etmek, terk etmek, terk edilmek, kalp ağrısıyla karışık sarhoş olup içkiye gömülmek, ömürlük kazıklar yemek, küfretmek, hayal etmek, hayallerini bir bir kaybetmek, dibi vurup çökmek, erkek gibi kavga edip karı gibi acı çekmek için, aciz düşüp sonunda tanrıya sığınmak için, vazgeçip tanrıdan soğuyarak içinizdeki inancı yitirmek için; en en en ama en uygun, kutsal ve yaman çelişkilerle dolu, sürekli nefes alan, sürekli akan, sürekli yağan, sürekli uçan, uçarken de kuş misali sürekli üstünüze, başınıza sıçan bir garip şehirdir.
* gün batımının en güzel seyredildiği şehirlerden biridir.
kitapçıların, gazete bayilerinin çok olduğu şehirdir.
süslü hatunlarından dolayı incik, boncuk, takı, toka çok satılır.
en az bir kere kemeraltında kaybolursunuz. izmir'li çocuklar gibi karakoldan gelen anonslarla bu halinizden utanırsınız. çıkıncaya kadar o hengameden bir hayli daralırsınız.
hayatınızda depremi yaşamadıysanız bu şehirde en az bir kez sallanacaksınız. tuhaf havalar bunun habercisi gibidir.
masmavi bir deniz beklemeyin, hayal kırıklığına uğrarsınız.
sinirli, ayar veren otobüs şöförleri vardır. önden inmeye kalkmayın.
kedileri insanın yemeğine göz dikecek kadar yüzsüzdür. inatlaşmayın üzerinize atlıyorlar. **
evka 4 'e * eski otobüslerle gitmeyin, yokuş yukarı çıkarken,* mutlaka bozulur. *
fırtınaya eşlik eden yağmurda çalkalanan denizi hüzünle karışık bir korku verir insana.
yani üzerine daha çok cümleler yazılabilecek kendine özgü bir ruhu olan şehirdir.