türkiye'nin bana göre en güzel şehridir. bütün ömür boyunca yaşanası yerdir. iyi ki var kendileri. güneşin doğuşunu izmir'de izlemek ayrıcalıktır. tanrı'nın izmire kıyağıdır.
türlü yalanlar kırk kere söylenirse gerçek gibi olur. bu yüzden insanlarının ilüzyon gördüğü şehirdir.
mesela iş piyasası ölücüdür. çoğu izmirli arkadaşım iş bulamıyor (üni. mezunu özellikle) bulanda başka yerde buluyor.
birde kendilerini övüp ardından ülkenin geri kalanına çamur atma gibi bir huyları vardır. başkalarını kötüleyerek yücelemez ki bir insan, ancak zayıflık gösteren insanların duyacağı ihiyaçtan doğan davranış biçimidir.
konak iskelesinden vapura binerek o mükemmel silüeti ile insanı sarhoş eden karşıyakadan gelen esintiyle ruhunu sarıp ayıltan birkere başlanınca yarım bırakılamayan bağımlılıktır izmir.
an itibariyle eu kütüphanesinin çatısını uçuracak güçteki rüzgara sahip şehir , yine son baharı atladı direkt kışa geçti kerata. Soğuk rüzgar yüzünden kütüphanede sabahlayasım var .
an itibariyle sandy kasırgasının giderken ''şöyle bir bir merhaba diyim.'' diye uğradığı şehir. arkadaş bu ne rüzgardır ya.çatılar, ağaçlar uçtu. hoov hoov.
köyde yaşadıysanız doğduğunuzdan beri şehir olarak görebilirsiniz. ama hasbel kader bi anadolu kasabasında bile büyüdüyseniz bu ne lan tepkisi verdirir. öyle geri kalmıştır. bir de büyükşehir olacak. yollar bakımsız, otobüsleri leş, ulaşım ağını belediye eline yüzüne bulaştırmış daha iki sene önce denizinden resmen bok kokusu geliyordu, suları arsenikli. say say bitmez. evet.