ne onunla ne onsuz olmuyor be özledim şehrimi. şimdi olmak vardı şehirde önce bir istiklalde yürümek gerek boydan boya tünelden karaköye inip galata köprüsünden boğazı izlemek. eminönü girip mahmutpaşada kalabalağına karışmak sultanahmette bir çay içmek beyazıtta bir tur atmak sahilden otobüsle bakırköye geçmek bakırköy sahilde yosunla karışmış denizin kokusunu içine çekmek bakırköy dolaşıp floryaya geçmek sahildeki taşlara oturup bir sigara yakmak derince çekerken içine dumanı hayallere kapılmak. ah be istanbul
dünyanın en eski ve açık ara en güzel şehridir. şehir avrupa şehirleri gibi bir saatte ölmez, ortadoğu şehirleri gibi çöl havası vermez, anadolu şehirleri gibi tek merkezli değildir.
bugün afedersiniz yaprağın kımıldamadığı, havanın gavur amı gibi yandığı şehir. kenarda köşede kalmış üç beş sakin mahallesinden birinde yaşamak hala bambaşkadır.
gelenin pişman, gidenin daha da pişman olduğu bir şehir.
berlin'de, londra'da, paris'de... ne varsa burada da var. hatta buranın bir artısı daha var.
bir türk olarak herkes ile iletişim kurabilirsiniz.
Ayrıca bir anda avrupa'dan asya'ya da geçebilirsiniz.