istanbul taşı toprağı altın diye akın akın insanların aktığı,insanların umut kapısı olduğu,deniziyle göz boyadığı,filimlere konu olan,sevenlerin kız kulesinde buluştuğu,çamlıcanın tepesinin şarkılara söz olduğu vb.birçok sayılabilecek özelliği olan ama benim aklıma şimdilik bunların geldiği ve ömrümün 17 senesini iyi kötü geçirdiğim bende vazgeçilmez bir geçmiş bırakan tarih kokan eşsiz il.seni seviyorum.
Evin içinde bir oda, odada istanbul
Odanın içinde bir ayna, aynada istanbul
Adam sigarasını yaktı, bir istanbul dumanı
Kadın çantasını açtı, çantada istanbul
Çocuk bir olta atmıştı denize, gördüm
Çekmeğe başladı, oltada istanbul
Bu ne biçim su, bu nasıl şehir
Şişede istanbul, masada istanbul
Yürüsek yürüyor, dursak duruyor, şaşırdık
Bir yanda o, bir yanda ben, ortada istanbul
insan bir kere sevmeye görsün, anladım
Nereye gidersen git, orada istanbul.
her yerine, her mekanına tapılır. (eğer istanbul anlanır ve sevilirse)
hiç bi şehirde olmayan ayrı bi havası vardır.
en tiki yerinden, en çöpçü mahallesine, en arka ıssız sokaklarından en zengin, lüks semtlerine kadar
1453. entry mi hediye ettiğim başlık. içinde koşuşturmak ve yaşamaktan bunalınsa da, istanbul her şeyi ile bir dünya başkenti ve tarihin babası. türk'ün kalesi.
her nereye gitsem, özlediğim şehir.
fatihin fethederken düşündüğü neydi bilmiyorum ama her günlük güneşlik gün vapura atlayıp bir yakadan bir yakaya geçtiğimde kendimi cennette gibi hissediyorum ***********
kafamda bu şehire bir tanım getirmeye çalıştığım günlerde, bir taksicinin tam tanımını bana verdiği şehir. sigaranın zararlarından açılan bir muhabbet gider, devamında taksici abim büyük lafı söyler:
"bu şehirde bu meret içilmez mi be.."
böyle bir şehirdir istanbul, size hiç yanaşmayan bir sevgili gibi, hakkında tek yapabileceğiniz alkol ve sigarayla ona tapmaktır.
istanbul istanbul dedim sana geldim
istanbul istanbul geldim de ne buldum
anam ayırmazdı benden gözünü
söylemişti dinlemedim sözünü
yıllardır unuttum artık yüzünü
beni ne dertlere saldın istanbul
beni ne dertlere saldın istanbul
bir ateş buldum, yandım yakıldım
esti geçti rüzgarına kapıldım
bir o yana, bir bu yana yıkıldım
hayallerim vardı çaldın istanbul
ne ümitle geldim, ama ne buldum
hani taş toprağın altın istanbul
istanbul istanbul dedim de geldim
bu koca şehirde ben yalnız kaldım
bir o yana, bir bu yana yıkıldım
hayallerim vardı çaldın istanbul
ne ümitle geldim, ama ne buldum
hani taş toprağın altın istanbul
'istanbul istanbul' diye özendim
beyaz mermerlere yattım uzandım
çalış çalış üç-beş kuruş kazandım
onu da elimden aldın istanbul
çalış çalış üç-beş kuruş kazandım
beni ne dertlere saldın istanbul
bir o yana, bir bu yana yıkıldım
hayallerim vardı çaldın istanbul
ne ümitle geldim, ama ne buldum
hani taş toprağın altın istanbul
edit: ezginin günlüğü'nün 2007 tarihli çeyrek isimli 25. yıl özel tribute albümünde mirkelam tarafından pek olumlu bir şekilde yorumlanmıştır.