sertap erener şarkısıdır.
çok tatlıdır. ve sözleri de şöyledir.
kimisi sadece işinde gücünde
kimisi sadece heyecan peşinde
kimisine sorulmaz bile derdi ne
kiminle istanbul
kimisi paça sıvar dereyi görmeden
kimisi bütün yutar lokmayı bölmeden
kimisi düşmez başa çorap örmeden
inceden istanbul
gelip bu şehri bozan
bu şehre gelip bozulanlar
hepsi aynı kazanda kaynıyor istanbulda
doğru söylüyorlar
dile beni bir aşk
sev sen istanbul sever seni istanbul sen beni seversen
dile beni bir aşk
sev sen istanbul döver sen beni üzersen
ne çok canlar yakar istanbul
bolca günahlara sokar istanbul.
hızlı koşanları çabucak yorar istanbul istanbul
ama sen istesende bu şehirden kaçamayacaksın
çünkü aklın bende bende istanbuldayım
doğru söylüyorlar
dile beni bir aşk
sev sen istanbul sever seni sen beni seversen
dile beni bir aşk
sev sen istanbul döver sen beni üzersen
sen gidersen
istanbul beklemez
gelirsin gidersin
istanbul farketmez
acı çeker özlersin
istanbul üzülmez
nasıl nedir halin
istanbul hissetmez
istanbul istanbul birini sevmiyorsan çekilmez
doğru söylüyorlar
dile beni bir aşk
sev sen istanbul sever seni sen beni seversen
dile beni bir aşk
sev sen istanbul döver sen beni üzersen
dile beni bir aşk
sev sen istanbul sever seni sen beni seversen
dile beni bir aşk
sev sen istanbul döver sen beni üzersen
istanbul... Herkes kendini arıyor. Sokaktan geçen gemiler, boğazın altında dans eden melekler, raylardan ayrılmayı göze alamayan tramvay... Herkes, yolda gördüğü insanlara kendini soruyor... Beni gördün mü??
marmara bölgesi de il ve türkiyenin en büyük kenti tarih boyunca çeşitli imparatorluklara başkentlik yapan türkiyenin en kalabalık şehri kuzey ve güneyi denizlerle çevrili kuzeyinde karadeniz güneyinde marmara denizi vardır.
hayatımda bir kez gittiğim ve tek başıma gittiğimden mütevellit olacak ağzıma sıçan gerçekten güzel bir şehrimiz.
simidin 75 kuruş olması ben, çok dumur etmişti. 1 lira uzatıp, "abi 2 simit 1'i martılara ehe" diye şirinlik yapmamla simitçinin "2'si 1.50 lira" demesi koymuştur. martıları simidinden ettim. kim bilir bir daha ne zaman gelip, o şerefe nail olurum.
sırf vapurda sigara içme keyfini yaşamak için sigara kullanmayan ben sigara aldım. görevli de gelip "hop kardeşim yasak, yasak" dedi. filmlerde gördüğüm sigara içen adamlar hepsi koca bir yalanmış. "ya abicim olur mu öhöm" dediysem de adam yemedi. sigarayı deryaya attırdı.
otobüse binmesi güzel olan şehir. tabii yer bulabilirsen. bir oturuyorsun, tüm istanbulu gezdiriyor sana. eskişehir'de 2 km yer için 1.65 lira veriyorsun, yine tam bir adam sayılmıyorsun. neden? çünkü adamlar 5 kuruş için seni adam yerine koymuyor. istanbul'da eskişehir'e oranla inanılmaz ucuz geliyor.
işin özeti istanbul güzel şehir. tarihiyle, gözü açık insanıyla, martısıyla, mavisiyle herşeyiyle güzel bir şehir.
edit: simit olmuş 1 lira uh. şimdi gitsem dumurun kralını olacakmıştık.
tüm yoketme çabalarımıza rağmen hala tüm dünyanın hayran olduğu,ülkemizde avrupa şehri sayılan tek şehir diyebilirim.
Benim fikrim değil,avrupalılar öyle söylüyor canım..
iki ayrı kıtaya aynı anda ayak bastığından kendimle özdeşleştirdiğim şehir. bir yana ait hissetmez kendini. bir de üstüne karakterini oluşturan binlerce kişi farklı yerlerden gelince... bıçağın sırtında durur istanbul ama düşemez bir yana.
iki şehirde birden yaşamak, ikisi arasında gidip gelmektir istanbul. içinde aileyi, denizi, anıları misafir ettiği için özlem, artık kendi evinin başka şehirde olmasından dolayı misafirliktir.
her şehirden, her dinden bir şey yaşanır istanbul'da. zaman tüneli gibidir. byzas'a delphi kahinlerinin söylediği, körler ülkesi kalkedon'un karşısındaki yeni başlangıçtır. ayasofya'ya gidip justinyen'in 537 yılındaki gururunu yaşamaktır. Fatih'in kaçırdığı kız... bir devrin bittiği şehirdir istanbul, yeni sayfaların açıldığı yer...
ortaköyde oturup kedilerle oynamaktır. vapurda martılarla yol arkadaşlığı yapmak, hatta simidi çayla kavuşturup büyük aşklarına tanık olmaktır. taksimdir... günümüz insanları umursamaz, aceleci, yorgun, yalnız ve kalabalık akıp giderken istiklal caddesi üzerinde, zaman "tüneli"ne binmiş insanların bir yüzyıl öncesinden gelip, bugünü izlemesidir karaköy'den taksim'e çıkarken. st. antuan kilisesi'nde gözleri kapatıp, huzur bulup, dışarı çıktığında günahların arasına karışmaktır. sultanahmet'e gidip tarihi solumaktır istanbul. ve camiye girip maviye aşık olmaktır. su'dur istanbul... denizinin yanında sarnıçlarıdır, dehlizleridir. ayasofya'nın altındaki iki sarnıçtan başlayıp, topkapı sarayı'nın harem dairesinden çıkabilmektir yer altındaki dehlizlerden giderek.
ayasofya kadar dinsizdir istanbul, ayasofya kadar evrensel... kubbesinde pantokrator isa'nın çevresinde nur suresinin işli olması kadar "tek" tir istanbul, herkesin birleştiği merkezdir. deisis mozaiği önüne gelince, aziz yahya'nın suratındaki pişmanlığı, yakarışı hissetmektir.
yangındır istanbul, bir sürü sokağı, mahalleyi, konağı silip, baştan yazmaktır. depremdir istanbul, güzelliğinin bedelini ağır öder.
erguvandır istanbul. Bizans soylularının kutsal rengidir. sedir ağaçlarının gölgesidir istanbul, ıhlamur kokularıyla sarhoş olmaktır. kestane kızıllığında sonbahardır ve kestane arabalarından gelen enfes isli kokulardır. yazın mısırcıların bağırışıdır, iyot kokusudur, içine çekip rahatlamaktır.
yalıdır istanbul şööyle boğaza nazır... bembeyaz bir gerdandır iki kolyeyi üst üste takmış. kayıkçılar kadar mütevazidir yeri geldiğinde. ama dolmabahçe kadar gösterişli de oluverir zammanına göre.
nazar boncuğu kadar mavi bir denizdir istanbul. niyettir, kısmettir, 3 vakte kadar çıkan yoldur kahve fincanlarında. duadır, dilektir inançtır...
haliç'te altın rengi suların yanışını izlemektir Pierre Loti'de ağaçların arasına saklanıp. bol köpüklü bir kahvenin 40 yıl süren hatrıdır.
şiirlerdir, hikayelerdir, efsanelerdir, masallardır, akşam 7 haberlerindeki belalı haberlerdir... haydarpaşa'nın yanarak ölümünü izlemektir 450 km uzaktan. ve aynı acıyı hissetmektir ayrılıkların ve kavuşmaların demir soğukluğunda, vagon sıcaklığındaki garıyla
doğumdur benim için istanbul, ailedir, annedir, babadır, babaannedir, maçka parkında kumlarla oynamak, askeri müzede mehter takımını izlemektir, çocukluktur, oyundur, okuldur, ilk harfler, ilk kelimeler, ilk cümlelerdir. ilk aşktır, hep aşktır istanbul.hiç bitmeyip, hayatıma girecek olan her insanı manevi olarak aldatacağım gizli sevgilimdir.
şimdi özlemdir benim için istanbul... kucağında ailemi uyuttuğu için özlem...
--spoiler--
Sen gidersin,istanbul beklemez. Gelirsin gidersin,istanbul farketmez. Acı çeker özlersin,istanbul üzülmez. Nasıl nedir halin, istanbul hissetmez. istanbul birini sevmiyorsan çekilmez.
--spoiler--