çok güzel şehirdir. hele bayramlarda safralarını atıp fazlalıklarından kurtulunca daha da bir güzelleşiyor canımın istanbul köşesi. gel de gelsin neşesi.
Denilince herkesin aklına köprü, boğaz, Beyoğlu, taksim, Beşiktaş, kadıköy, galata, kız kulesi vs. Gelirken benim aklıma açlık, sefalet, geçim ferdi, yoksulluk ve her türlü pislik gelen şehir.
Karmaşasına o kadar alışmışız ki şu an in cin top oynuyor gibi.
Biraz boğazı izledim. Biraz istanbul dinledim.
istanbul bana bugün geçmişten sesler taşıdı.
Yutkunamadım bir süre...kaybedilmiş gölgeler geçti önümden.
Tarih olmuş insanlar geçti.
Sesler taşıdı istanbul bugün...duymayalı çok zaman olmuş.
Özlediğim sesleri verdi istanbul bugün bana.
Armağan gibi...bir tek istanbul yalnız bırakmadı beni...sadık bir dost gibi.
Yıllık izinlerimde geliyorum uzun zamandır. Her gelişimde içim içime sığmıyor ve her geldiğimde kendime bir, içime sığmayan içime başka bir oda tutuyorum hangi otelde yer bulursam o otelden.
Son 3 yazdır geldikten kısa süre sonra omuzlarıma tarifi imkansız bir hüzün çöküp kalıyor. istiklâl’de yürümeye bayılırdım mesela 3 tur dönerdim aşağı yukarı ama şimdi ruhumda en ufak kıpırtısı yok. Bir yabancı gibi asıyor suratını sanki şehir.
Hoşbuldum diyorum sallamıyor, adımlarımı attıkça o kaçıyor bir adım geriye her seferinde. istanbul artık bir şehir bile olamıyor sığmıyor içim. Yarın dönüş vakti geldiğinde gene alnından öpeğim, seneye gene kancaya takılmış balık gibi geleceğim şu şehre ama sanırım artık korkuyorum biraz daha eksilmiş, biraz daha yozlaşmış, biraz daha yabani bulacağım.