adam gibi bir apartman dairesinde oturayım, az biraz da nezih olsun(nasıl olacaksa) dersen 120 metrekare bir dairede oturmak için 1.5 milyon tl istenen şehir.
1.5 milyon tl hacı.. piyango çıksa bile alamazsın..
20 milyonluk şehre 20 köprü de yapsanız trafik sorunu bitmez.
Bir süre sonra yaptığın yol, açtığı geçit veya metro daha fazla nüfusa ve nihayet yeni bir soruna sebebiyet veriyor.
hep gitmek istediğim fakat bir türlü gitmek nasip olmayan şehir. güzel olduğu fakat bir o kadar da pahalı ve insanı yoran bir şehir olduğu söyleniyor doru mudur bilmem.
Bir sabah gözlerimi Galata’da açmak isterdim.
Sokakları seyyar satıcıların bağrışmalarıyla, 4 tekerlekli çeşitçi arabalarının bilye sesleriyle, pazarcıların mallarını öven haykırışları ve bir çarşafın üzerinde satıcıların, sattıkları mallara göre perdesi değişen tiz ya da pes feryadlarıyla yankılanıyormuş.
Arap Camii’nden selaa verilirken, Erganunlu kiliseden kopup gelen nağmelere karışıyormuş.
iş hanlarında gayrimenkul ofislerinde Cenevizli, avrupalı, Yahudi, Ermeni, Rum, Müslüman ve gayrımüsliman, toplam yetmiş iki milletten iş adamlarının pazarlık mırıltıları duyuluyormuş.
Keko denilen fosforlu kabileler, hırzızlar ve torbacılar, ata yadigârı küfürleri imbikten geçirip onları son nezaket kırıntılarından arıtarak bini bir paradan savuruyor, birbirlerine gözdağı vermek için elleri belinde geziyorlarmış.
Rıhtım yedi iklim dört bucaktan gelen turistlerle doluymuş. iskelelere feribotlar yanaşır, karşı yakaya geçmek isteyen araba kuyruklarını yutmaya çalışırlarmış.
Bir gün Sadece gezmek için gideceğim, detaylı bir şekilde anlatacağım, dillere destan, gözlere şölen şehir.
O kadar kalabalık ki karınca misali hele o metrodan çıkıp aksiyon filmi gibi hızlıca yürüyen koşan insanlar varya çok komik oluyor. Güzel ama o kadar nüfusla 2025 yılında bir çok sorunla karşılaşak şehir.
sakinlerinin hava yerine zehir soluduğuna emin olduğum şehir. ne zaman dışarı çıkıp iki saat dolansam, akşamleyin savaştan çıkmışcasına yorgun ve bitkin hissediyorum kendimi. Allah sonumuzu hayretsin, bu şehre bu kadar hoyrat davranan insanların da belasını versin. amin.
özellikle otogar çevresine dolaşan gundi vatandaşlarımızın kötü yerleşmesiyle mahvolmuş güzelliğin ancak fatih kabataş beyoğlu v.b. taraflarında görülebilmesi üzücü...
Bazen o kalabalıktan sıkılırsın bırakıp gidesin gelir. Bazende koca şehir sadece bir kişi ile anlamlanır. Bazen o kişiye kızar o kalabalığın içindekilerden biri olursun. Bazen onunla birlikte istanbul'u seyredersin. Bazen onunla birlikte istanbul'u dolaşırsın. Bazen onunla birlikte istanbul'un kalabalığından kaçarsın. Bazen kanlıca sahilinde olursun. Bazen kız kulesi.
Sen istanbul'sun.
Her yerin uzak olduğu şehir. Utanmasak ekmek almaya bile arabayla gideceğiz. Gözünü seveyim anadolu'nun, yarım saate yürüyerek gittiğin yerler bile yakın.
Kötü hava koşullarında hayatın zehir olduğu şehir.
Trafik felç, metrobüs ve otobüs desen iğrençlik abidesi.
Yani bu ara hayatı zorlaştırıyor bu koşullarda istanbul’da yaşamak.