Benim için kürkçü dükkanı olan şehir. Yolun sonu hep burası oluyor. Nefret etmek için binlerce sebebim olsada "ev" hissini veren, doğup büyüdüğüm, benliğimi kazandığım, sokaklarında birçok insanın evinde hatta yatağında hissettiği kadar rahat hissedebildiğim garip, huzursuz, çirkin ama çekici şehir.
Folloş metropol. içinde kimi barındırdığı belli değil. Yüzlerce etnik var. hangisinin niyeti iyi; hangisinin kötü belli değil.
insanlar saygısız, sevgisiz. Kimsenin birbirinden haberi yok. Zenginin ağaçlı sitelerde, fakirin betonda yaşadığı “metropol."
Siradan bir cumartesi gununde bostanci'dan kozyatagi'na araba ile 1,5 saatte gittim. Benimle ayni anda taksim'den cikan arkadasim metroyu kullanarak benimle hemen hemen ayni saatlerde vardi.
istanbul hep bir kaos ama ayni zamanda da yuva.