insanin dertlerini yok eden sehir. gidip bogazda alkol almaniza gerek yok. binin metrobuse duraktan cikmadan 1 gun gecirin. ayni gun sevgili ve kanki bulursunuz.
fakat şunu hiç kimse unutmasın, bu şehiri çözdüm bitirdim! diyenler, asıl sırlarının hiçbirine ermemişlerdir, bu şehir çok esrarengiz bir gizemi kuşatmış, ve sessizce sevdiceğinin gelmesini 4 gözle bekleyen bir şehir.
Gezilmesi mükemmel olan ama bir o kadarda yaşanılması zor olan şehirdir.
Öyle ki garsonlar bile bahşiş almaya utanır, neticede 900 lira ortalama maaşı olan bir ülkede kiraların bahsettiğimiz şehirin uzak bir semtinde ortalama 750 olduğu halde bir de 2 kahvenin 25 TL tutmasından kaynaklıdır. Adam 2 kahveye 25 tl veriyor bir de bahşiş mi alacağız lan ? dedirtir.
hayatın daha iyi olabileceği az çok bilindiği halde o hayata başlamayı göze alamamanın bir sebebi. başka bir şehre gidilebilir, her yere her şeye alışılır ama geride bırakacağının istanbul olduğunu düşününce insan bir daha düşünür, sonra bir daha düşünür.
sana dun bir tepeden baktim. anlatildigi kadar guzel degilsin. seni destansi yapan denizin degil. savasin. kusura bakmazsin degil mi. yoksa deniz her yerde var.
aşırı derecede turist ve yabancı kökenli vatandaş barındıran şehir. şehirde dolaşırken bazı bölgelerinde türkçe'den fazla yabancı dil duyuyorsun, sen metro'dan inerken 3 rus kadın, 3 tane bebek arabasıyla biniyor, her köşede yabancı müzisyenler sokakta bir şeyler çalıyor. biz bursa'da siyahi bir arkadaş gördüğümüzde ilginç geldiğinden dönüp bir daha bakıyoruz, burada sıradan bir durum olmuş.