Insaat projeleri ile iyice santiyeye donen ve de anasi sikilmeye devam eden sehir. Bu kadar insani ve de araci trafik nasil kaldiracak? Madem bu insaatlari yapiyorsunuz, planlamasini yapin.
iktisadi büyüklük açısından dünyada otuzdördüncü, nüfus açısından belediye sınırları göz önüne alınarak yapılan sıralamaya göre avrupa'da birinci, dünyada ise şangay'dan sonra ikinci sırada yer almaktadır.
bir zamanlar ben ile sevdiğimi ayıran şehir.
neymiş efendim farklı şehirlerde ask olmazmıs.
ama bekle beni istanbul ve o istanbul daki sen çok az kaldı intikam zamanına.
diğer iller kötü diye söylemiyorum yanlış anlaşılmasın ama hakikaten tüm şartlar değerlendirildiğinde türkiye'de yaşanacak tek şehir.
türkiye'nin birçok iline gittim. oraların da kendine has özellikleri ve dahi güzellikleri var. ama bu maalesef kararı en yaşanılacak şehrin istanbul olduğu hakikatini değiştiremiyor.
tarihiyle, imkanlarıyla, doğasıyla, havasıyla, trafiğiyle, tinercisiyle, çingenesiyle.. hepsiyle birden anlam kazanan şehir.
taşı toprağı altın değil bildiğin pislik kokan, işsizliğin max ücretlerin min olduğu , trafiği hengamesi bitmeyen, çarpık kentleşme de cabası, nüfus mübadelesinin şart olduğu, kalabalıktan boğan sinir bozan şehir. He bide bizden çok turistler mesken tutmuş. Biz pisliğini onlar sefasını sürüyor.
istanbulda yaşamak için eğitim alınmalı. trafiğiydi malıydı koşuşturmasıydı derken aklını kaybediyor insan. 20milyon kişi göt göte yaşıyoruz ufacık yerde şehir planlamasına acil ihtiyaç var.
bir zamanlar çok çok güzel olduğunu düşündüğüm -koruduğu birkaç bölge dışında- çoğunlukla rant için olmak üzere tahrip edilmek suretiyle içine edilmiş güzide şehir.
tüm kirliliğine, kirletilmişliğine rağmen rüyalarımın şehri. türkiye'nin ikinci başkenti. bir yandan kalabalığı, trafiği, toplanmayan çöpleri, izbe yapıları, çarpık kentleşmesi ile, diğer yandan boğazı, denizi, rakısı, balığı, kız kulesi, rumeli hisarıyla çelişkiler şehridir.ama en çok puslu havasını severim. güneşli günlerden ziyade bulutlu, kasvetli havayı yakıştırırım ben istanbul'a. böyle havalarda eski eserleri de eski semtlerin daracık sokakları da gözüme film platosu gibi görünür.
çoğu insan için mecburiyettir. alınan göçlerin etkisiyle betonlaşma ve yenileme projeleriyle içerisine edilen şehirdir. alt yapı eksiklikleri. binaların dikilip yolların düşünülmemesiyle ulaşım sorunu her daim var olmuştur. gerçi bu ülkemize bir özgü bir özellikti. fakat bundan istanbulda nasibini almıştır işte.