islam

entry1956 galeri232
    650.
  1. islam, bugün dünyanın en hızlı büyüyen dini.
    bu büyüme çoğunlukla devşirme değil üreme yoluyla olsa da, müslüman olmayan insanların haklı bir endişesi var: islamın hristiyanlıktan hiç de geri kalmayan, varolduğu süre boyunca, tahmini 270 milyon(1) insanın ölümünden direk sorumlu olan fanatik tarafı.

    bu ayrıntı, sadece islamın hızlı büyümesi yüzünden değil, dünyanın dört bir tarafındaki islami liderlerin bu gerçeği kabul etmekteki iki yüzlü tavırları ve dünyadaki 1.8 milyar müslümanın neredeyse tamamının barışsever olduğunu iddia etmeleri nedeniyle de dikkat çekici.
    gerçek ise çok farklı; yaygın göz boyamanın aksine islam, sürekli pagan ve inançsızları öldürmeyi emreden(2) vahşi bir gelenek.

    1.8 milyar bile çok yüksek bir sayı ama müslümanların hedefi, islamın bütün dünyaya yayılması.
    bu büyüme hızıyla da çok imkansız görünmüyor bu. kötü olan bunun barışçıl bir yayılmayla kalmayacağının açıklığı.
    dünyanın dinlerin boyunduğundan tamamen kurtulduğu günleri görmeyi çok isteyen özgür fikirli insanların bu ihtimal karşısında ürpermesi, hristiyanlıkla birlikte doğu despotizminin en saf halini temsil eden, bireye çok az bir hareket alanı bırakan, dişiyi ölümüne aşağılayan gayretkeş islami teolojiyi düşününce çok çok doğal.

    islamda kadının bu derece aşağılanması ve değersizleştirilmesi, islamın kökenlerini düşündüğümüzde oldukça ironik ama binlerce yıldır yapabildiği her durumda kadına boyun eğdirmeye çalışmış erkek egemen bir dünyada şaşılmaması gereken bir durum.
    kadının köleleştirilmesi ilk bakışta kültürel bir durum olarak gözükebilir, fakat bize özellikle erkek karakterli bir ilahi gücü dayatan herhangi bir dini birebir eleştirmeye kalktığımızda önemsizleşecektir bu. özellikle müslümanların zihnindeki tanrıyla birebir uyuşan; arap veya iranlı bir erkek imajıyla, yahudi hristiyan geleneğinin yahudi ve yahudi bir erkeğin özellikleriyle betimlenen tanrısına karşı çıkan, seksist, kadın düşmanı, ırkçı, bağnaz tanrı betimlemesi, herhangi bir ebedi ve sonsuz güce sahip varlık düşünüldüğünde saçmalıktan öteye gitmiyor.
    ama göründüğü kadarıyla küstahlık ve megalomaninin dibine vurmuş müslüman kafalar buna mutlak bir gerçekmiş gibi inanmamızı talep etmekten çekinmiyor, bu da bize islamın kökenini tam olarak açığa çıkarıp inandıkları yalanı yüzlerine vurmaktan başka çare bırakmıyor.
    bu kökenin hem yahudi-hristiyan geleneğinin farklı bir yorumu hem de bu geleneğe karşı ortaya çıkmış tepkinin bir birleşimi olduğunu kestirmek çok zor değil; diğer bütün ortadoğu inançları gibi.
    islamın özellikle yahudilikteki kökenini ele veren en önemli kanıt, arapların da yahudi akrabaları gibi soy kütüklerini ibrahim'e kadar götürmeleri. bunun en önemli nedeni de, arapların ve yahudilerin ayrı ayrı eski ahitte sözü geçen ve tanrının ayrıcalıklı kullarının atası sayılan ismailin(3) çocukları sıfatını alarak hükümlerini genişletme hırsları.
    ancak bugün çok sayıda kanıtla desteklendiği üzere, ibrahimin de diğer bir çok semitik karakter gibi gerçekten yaşamış bir insandan çok mitolojik bir karakter olma olasılığı daha yüksek.

    barbara g. walker'dan alıntıyla:

    "abraham" ismi köken olarak ataerkil bir hint tanrısı olan brahma'ya fazlasıyla yakın, muhtemelen onun semitik versiyonundan veya mekkeyi kuran islami bir versiyonundan öte değil.
    ancak islami mitolojiye göre ibrahim mekkeye sonradan gelen ve kabeyi sahiplenen biri.
    kabeyi, sonradan karısı olarak anılacak sarah isimli bir rahibeden satın alıyor-sarah aynı zamanda kabenin ibrahim satın almadan önceki tanrıçasının ünvanlarından biri: "kraliçe"-.
    sonrasında olanlar daha karmaşık, eski ahit yazarlarına göre abraham kendi karısı sarah'yı çıkarları için mısırlı prenslere peşkeş çekiyor(4). bu evlat katili(5)dışında başka sıfatlar kazanmasını da sağlıyor.
    yahudilere göre ishak, müslümanlara göre ismailin neredeyse ölümüne yol açan kurban olayında ise ibrahim, yehovanın kutsal ağaçlarını isa'nın daha sonra kökeni aynı olan bir teknikle kurban edildiği gibi, evladının kanıyla yıkamaya niyetleniyor."

    ibrahimin kökenine dair bu hikayeler, islam ve hristiyanlığın da üzerine kurulduğu semitik temellerin, çok eski mitlerden ibaret olduğuna dair çok güçlü bir kanıt.
    islam konusunda ise walker şunu söylüyor:

    "al-lat, al-ilat veya babilde allatu olarak bilinen ve islamın ilk dönemlerinde erkeksi özelliklerini kazanan eski arap tarıçasına kabede zaten uzun zamandır tapınılıyordu. "islamın allah'ı" sadece eski bir arap ay tanrıçasının erkeğe dönüştürülmüş bir versiyonu. bu ay tanrıçasına ait çok eski hilal sembolü müslümanlar dişi karakterli bir ilahi varlığa dair ne varsa reddetmelerine rağmen, islami gelenekte de yerini koruyor."

    gerçekten de kuranın kendisi bile allah'ın ay ile olan ilişkisini belirtmekten kaçınmıyor(6).

    theodor reik ise, pagan rites in judaism kitabının 97. sayfasında ay konusuna başka bir yorum getiriyor:

    "bütün semitik kökenli toplumlar, paylaştıkları ortak bir ay kültüne her zaman sahipti. muhammed arabistanın eski dinini devirdikten sonra bile, ayın önünde secde etmeyi yasaklayabilecek güce erişene kadar ay kültüyle ilişkili bütün gelenekleri radikal şekilde ve tamamen ortadan kaldırmaya cüret etmedi."

    "diğer yandan, hüküm sürdükleri dönemde araplarla yakın ilişkileri olan kaldelilerin isminin kökeni ur şehrine kadar araştırıldığında, "aya tapanlar" dan başka bir anlama gelmediği görülüyor zamanında.
    babillierin tanrıçası ishtar'ın kelime olarak kökeni de, arapların kendi ay tanrıçalarına seslenme biçimi olan "hanımımız" hitabıyla birebir aynı."

    "yahudi kabileler daha doğrusu onların ataları, arap yarımadasından dışarıya çıkan son göç dalgalarından biri. inandıkları kültün tam merkezinde yer alan nesne ise, ismini babil ay tanrısı sin'den alan sina dağından başka bir şey değil."

    sonrasında charles dupuis, the origin of all religious worship kitabında bu ay kültünden islamla ilişkili arap astroteolojisine geçişi şu şekilde açıklıyor:

    "ay, araplar için her zaman büyük bir ilahi güçtü.
    islama geçişlerinden yüzyıllar sonra bile sarazenler, putperest zamanlarında "cabar" adıyla taptıkları afroditin simgesi olan hilali bayraklarından çıkartmamışlardır, bugün türklerin de her yerde kullandığı gibi.
    afroditin ve ay tanrıçalarının ortak simgesi olan boğa hem sarazenlerin hem saba araplarının sembollerinde çok uzun zaman yerini korumuştur."

    "bugün müslümanların kutsal mekanı olan kabe muhammetten önce çok uzun zaman ay kültünün merkezi olagelmiş bir yerdir. günümüzde müslümanlar büyük sevgi beslediği ve önem verdiği kara taş ise, uzun zaman önce staurnus'u betimleyen bir heykelden başka bir şey değildi. küfedeki büyük caminin duvarları, daha önceden orada var olan bir ateş tapınağının temelleri üzerine inşa edilmiştir."

    "bugün, eski babilin yıkıntıları üzerine araplar tarafından kurulan hilla şehrine gittiğinizde, babillierin bel, iranlıların mithras adıyla tapındıkları ilahi varlığın adına inşa edilmiş ve yıkılmış güneş tapınağının yerinde yükselen mesched eschams, yani güneş camiini görebilirsiniz."

    walker, bütün bu geleneğin kaynağı olan mekkedeki pagan gelenekler hakkında devam ediyor:

    "kara taşın kutsal mekanı olan kabe, islamın ortaya çıkışından bir süre önce; manat, al-lat ve al-uzza(yaşlı kadın adıyla da tanınırdı)'dan oluşan, üçlü bir pantheonun merkezi durumundaydı. kara taş, aynı artemis tapınağındaki taş gibi üzerinde dişiliği ve doğurganlığı simgeleyen bir vulva sembolü taşıyordu. bugün islamın ataerkil yapısı nedeniyle bu sembolizm kaybolmuş olsa da, kabenin muhafızlarının hala yaşlı kadının çocukları* ünvanını taşıması ilginçtir."

    ve kuran çevirmeni n.j. dawood, bununla alakalı çok ilginç bir detaya değiniyor:

    "arap paganizmi, islamın ortaya çıkışından çok önce gerilemeye başlamıştı. kabede en güçlü ilahi varlık kabul edilen allah'ın yanında, onun kızları olarak kabul gören manat, al-lat ve al-uzza'ya da tapılıyordu.
    bu isimler sırasıyla; şans, güneş ve venüsün simgeleriydi"

    babalarının hangi gök cismiyle simgelendiğini söylememe gerek yok sanırım.

    arabistanın islamdan önceki hali, yaygın bir şekilde kadınların değersiz olduğu bir cahiliye toplumu biçiminde yansıtılır islami kaynaklar tarafından ama bu tarihin gördüğü en büyük kandırmacalardan biridir.
    döneme ait tarafsız araştırmaları inceleyen biri, arabistanın islamdan önce bin yıllık anaerkil bir yapıya sahip olduğunu ve islamın gelişiyle bunun tam tersine, barbar ve yobaz ataerkil bir yapıya döndüğünü görecektir.

    yine walker'dan devam edelim:

    "asurpanibal'ın yıllıkları arabistanın, öncesini hiç kimsenin hatırlayamadığı kadar uzun bir süredir kraliçeler tarafından yönetildiğini yazar..."

    "muhammedin hayatına dair efsaneler, onun açıkça anaerkil bir toplumda yaşadığını ortaya koyar. anne ve babasının evliliği matrilokalbir evliliktir. annesi ailesinin yanından ayrılmamış ve kocasını arada sırada uğrayan, temelli yerleşmeyen biri olarak evine kabul etmiştir."

    islam öncesi arabistana, anasoylu klanlar hakimdi. evlilikler matrilokaldi. veraset anasoyluydu.
    poliandri çok yaygındı. genelde erkekler evlendikten sonra karısının evine taşınırdı. boşama yetkisi kadındaydı: eğer kadın çadırının kapısını 3 gece üst üste doğuya doğru çevirirse, kocasını boşamış sayılırdı ve erkek bir daha çadıra giremezdi.

    "toplumsal yapıyı konu alan ciddi bilimsel araştırmaları bir kenara bırakırsak, erken dönem arabistan tarihinin kişiler ile ilgili kısmı tamamen mitler ve efsanelerden ibarettir. muhammed'in kendisinin varlığı da de buda, isa ve ataerkil dini sistemleri kuran diğer tüm tarihi kişilikler gibi gerçek kanıtlardan yoksundur.
    hayatı ve öğretileri de, tıpkı tabutunun kıyamete kadar cennet ve dünya arasında asılı durduğu hikayesi gibi, gerçek kanıtlardan yoksunluğu sebebiyle uydurma sınırlarının ötesine geçememektedir."

    "muhammed var olmuş olsun-olmasın, islam kadına kölelik ve haremde cariyelikten başka bir seçenek tanımayan, tamamen ataerkil bir sistem halinde gelişmiştir. kadınlar camilere istisnalar dışında hala giremez; bu konuda kadının statüsü kafirler ve hayvanlardan farklı değildir."

    "ancak, tanrıçanın izleri silinmez olduğunu kanıtladı. hristiyanlıkta bakire meryeme dönüştüğü gibi, islamda da "muhammedin kızı" fatima'nın kişiliğinde ölümlü bir varlığın şeklini aldı. fatima gerçekte kimsenin kızı değildi; bazıları tarafından "kendi babasının annesi" ve "güneşin kaynağı" ismleriyle de bilinirdi.

    walker'ın kuran hakkındaki görüşleri daha da ileriye gidiyor ve "sorgulanmaması gerekeni" sorguluyor: kuranı kim yazdı?

    "islami yazınların, çoğu zaman yanlış şekilde muhammed tarafından yazıldığı ima edilir. müslümanların inandığı tabi ki bu değildir. ama çoğu, gelecekte kurana kaynaklık edecek bu yazınların tanrıça korenin, mekkede onun tapınağını koruyan kureyşliler tarafından genişletilmiş ve gözden geçirilmiş sözleri olduğundan habersizdir."

    "kurana ait orijinal yazınlar, muhammedin yaşadığı iddia edilen zamandan çok önceleri, muhtemelen anaerkil toplumun rahibeleri olan "kutsal imamlar" tarafından yazılmıştı. yazınların orjinalinin ezelden beri cennette var olduğunu ve tanrıçanın göğsüne giymiş bir halde gelip onlara verildiğini iddia ederlerdi. aynı tiamatın kader kitabının tabletlerini üzerine giydiği gibi! bazen de göksel kuranı, "korunmuş tabletler" olarak adlandırırlardı; ur yazınları, toth'un kitabı ve hermes tabletlerinin zaman zaman adlandırıldığı gibi."

    "yahudi-hristiyan örneğinde olduğu gibi, kuranın antik yazınlar temel alınarak yeniden yazılış amacı da kutsal tanrıçanın izlerini silmek ve ataerkil bağnazlığı dayatmaktır."

    kuranın muhammedle ilişkisi konusu ise bambaşka bir boyut.
    charles frances potter'ın the great religious leaders kitabındaki konuyla ilgili görüşleri şu şekilde:
    "onun herhangi bir incili okuduğu, dahası herhangi bir şeyi okuduğu veya yazdığı çok şüphe götürür bir konu: kendisini okuma-yazma bilmeyen peygamber olarak tanımlamıştır. ama tabi ki kuranın temeli hem yeni hem eski ahitin, islam öncesi arap yazınları ve diğer kaynaklarla harmanlanmış şeklidir."

    yine bir islam uzmanı olan dr. daniel pipes, 5 aralık 2000 tarihli yazısında kuran'ın orjinalliği hakkında şunu söylemektedir:

    "kuranın kaynağı muhammed, hatta arabistan bile değildir. bütün yazın, sadece yeni bir çağın ihtiyaçlarını karşılamak üzere birleştirilip yamanmış yahudi hristiyan edebi materyalinden ibarettir.

    incil uzmanı dr. robert m. price ise olaya yeni bir yorum getiriyor:

    "kuranın, farklı kaynaklardan gelen hagarene yazınlarının, kendi kitabına sahip musa benzeri bir peygamber miti ortaya çıkarmak için birleştirilmesiyle ortaya çıkmış olması olası."

    bu yeni iddia oldukça sarsıcı: suriye ve mezopotamyadaki arap fetihleri tarihsel bir gerçek, ancak yarımadalarından çıkıp yaptıkları fetihlerin ivmesini kaybeden arapların, belki 100 yıl önce yaşadığını iddia ettikleri bir peygambere ait bir mit yaratarak yeni bir motivasyon aracı elde etme girişiminde bulunmuş olmaları ihtimali.

    1.http://www.politicalislam.com/ …ages/tears-of-jihad/
    2. 2:191, 9:5, 9:73
    3. genesis 21:18
    4. genesis 12:16
    5. genesis 22:10
    6. k, 76:23, 2:18
    4 ...
  2. 649.
  3. peygamber efendilerimiz ilah değil ki. din getirmediler ki. şeriatları ile anılırlar. muhammedi şeriatı, isevi şeriatı, musevi şeriatı diye. hz.allah'ın dünya'yanın dininin ismini islam verdi. adem as. dan kıyamete kadar din islamdır. başka din arayan hüsrandadır.
    1 ...
  4. 648.
  5. Hazret-i ALLAH imanla islam’ı biz aciz kullarına açık seçik bildirdiği halde, muhterem hocam, islam olmayı zorlaştırmak insanlar arası düşmanlıktan başka ne getirdi?! Lütfen dikkatle Hazret-i ALLAH’ın bu bildirisini tefekkür edelim. Bindörtyüz sene evvelki, medeniyet görmemiş bedevi “lâ ilahe illallah” demekle müslüman oluyor da, bugünkü islam diyarında, islam anadan babadan olma, ALLAH’tan başka ilah kabul etmeyen, biçare ALLAH kullarını şartlara bağlıyarak, ALLAH’tan kaçırıp, hemcinsine düşman etmen nefsine enaniyetten başka ne getirdi?!.. Hucurat Suresi ondördüncü ayet ve buna benzer yakın mana taşıyan ALLAH bildirilerine bilmeyerek de olsa, din adına sakın başka anlam vermeye kalkışma! Ahir zaman peygamberi Hazret-i Muhammet Mustafa (s.t.a.v.) Efendimiz’in de bildirisi budur.
    0 ...
  6. 647.
  7. islamda şart yok. islama şart koyarak kendi tekelimize alıyoruz. bitsin artık bu düşünce.
    0 ...
  8. 646.
  9. gerçekleri kutsal kitaba göre yorumlayan biriyle tartışamazsınız.

    richard dawkins.
    1 ...
  10. 645.
  11. inananların ve inanmayanların yaşamalarını sağlayan tek gerçek.
    0 ...
  12. 644.
  13. Arkadaşlar aramızda cihadın ne demek olduğunu bilmeyenler var galiba Cihad deyince aklına savaş gelmesin. Cihad deyince aklına Allahın ismini yaymak gelsin.
    2 ...
  14. 643.
  15. islamiyet ve diger dinlerin bir sucu gunahi yoktur elestirmenin anlamida yoktur cunku isin icinde insan oldumu her yerde vahset vardir guzellik vardir o vardir bu vardir . inege tapan adamda resimdeki vahseti yapabilir ateistte musevide muslumanda. biz kotuyuz arkadas.
    0 ...
  16. 642.
  17. bazı naturalist ve dogmatik ön kabullerle ele alınan dindir.
    öncelikle olaya tanrı anlayışı merkezli bakalım, ateizm şimdilik konumuzun dışında.
    mesela bir deisti ele alalım.
    yani rasyonel bağlamda bir tanrı olabileceğini ve inancını taşıyan bir insan.
    deizmde genellikle görülen durum şu ki, bir tanrı var ancak evrene ve insanlara müdahalesi yok ve olamazda, olduğu anda o tanrı olamaz.
    peki bunun rasyonel temelleri nedir?
    bir tanrı varsa ve bizde varsak, yaratıcı gücün var etmesindeki amaç nedir?
    şimdi tanrının benim ibadetime, secde etmeme ne ihtiyacı var, öyle şey olur mu önermesi gelecek, tanrı'nın senin ibadetine elbette ihtiyacı yok, aksine senin var. ama din olgusu konusundaki ön kabullerinden dolayı bunu içselleştirmen zor.
    tanrı olgusu birinci argüman ve varlığı kabul ediliyor, bu bir;
    peki din olgusu nedir? neden vardır ya da iddia edildiği gibi neden ''uydurulmuştur''.
    eğer tanrı varsa ki deist birisi için tanrı vardır, inanır; peki tanrının varlığı var etmesindeki temel mantık nedir?
    evreni ve canlı hayatı var edip, gelişi güzel kanunlarla yaşamı tekamül ettiren, müdahalesi olmayan bir tanrı fikri tutarlı değil, ateizm bu durumda daha tutarlı duruyor ya da agnostizm.

    bir defa dinin emir ve buyruklarını ele almadan evvel, dinin sosyal bir yapı olduğunu ele almak gerekiyor ki öyledir. din bireysel ve toplumsal bazda önermeler sunar, buna günümüzde uygulanan kanunlar gibi bakabiliriz. bu konuda fazlasıyla argüman sunarak temellendirebilirim, şimdilik kısa kesiyorum.

    islam'ın insanlık karşısındaki imajına gelince; bu imajın ciddi anlamda kötü olmasının sebebi niceliksel olarak pakistan, afganistan gibi ülkelerin var olması, suudi arabistan'daki vahhabi akım vs. gibi durumlar. peki insanların ellerine silah almasına çanak tutan sebepler neler?
    mesela afganistan önce rusya'nın sonrada amerikanın işgaline uğradı, insanları mezhepler yoluyla bir şekilde birbirine düşürmeyi başardılar. suç kimde? elbette müslümanlar'da. akıllı olsalardı elbet. ancak dünyanın anasını ağlatan, insanları kendi topraklarında aç bi ilaç bırakan, yeri geldiğinde namusuna göz diken kan emicilerine olan mukavemeti avrupadaki oryantalist kesimlerce, ''islam vahşet ve terör dinidir'' olarak lanse edilecekse bu onların ilkesizliğini gösterir.
    çünkü insanları savaşmaya kan dökmeye mecbur ettiler. çünkü insanlar topraklarında özgür olmak istiyor, dış müdahale istemiyor.

    islam öyle bir din ki; müsebbini olup; cani gösterenlerin kafasında ''cani'' tablosu oluşmasına rağmen, avrupada ve her yerde insanların akıllarına ışık tutuyor. genelde islam'ın fakir dini olduğu önermesi gelir. öyle mi gerçekten?
    sizlerin iki argümanı var elinde, bunların üzerinden vuruyorsunuz, biri afganistan diğeri de pakistan. buralar fakir, aslında zenginler ama işgal kuvvetlerini kana boğdukları gün kendi zenginliklerini tadabilecekler, emin olun bizden daha zenginler.

    not: ufff! kana boğmak deyimini kullandım, bak nasıl da şiddet yanlısı adamlarız, lanet olsun bize. pardon, hümanizm her ne olursa olsun elini kolunu bağlayıp beklemeyi öneriyor değil mi ve bunun adına da hümanizma diyor, çifte standartlı hümanizma! çakma hümanizma!

    velhasıl kelam, islam coğrafyasındaki bu eli kanlı bedevi adam görüntüsünün altında sadece nefsi müdafaa vardır, sanıyorum bunu da red etmessiniz.

    bir diğer konu da, dinler ve inançlar arasındaki hümanizm farklılıkları. hristiyanlıkta hoş görü var mı? hımmm... bir katoliğe danışın o size anlatsın. ateizmde karşılaştırmaya dahil edilmiş, bilindik ateizm insancıldır zırvası. hristiyanlık'ta şu anki şartlarda dinden çıkabilirsiniz ve kafanız kesilmez, çünkü londra'da işgal kuvvetleri yok, eyfel kulesinin altında tanklar yok.
    demek istediğim, bu tip şeylerin, tarihsel ve siyasal derinlikleri var. sığ bakış açısı sadece kendinizi teyit etmenizi sağlar, şüpheci olmazsınız, şüphenizi kalıba uydurmuş olursunuz.

    dinden çıkanı öldürme meselesine gelince, bu israiloğullarında da vardır, tabi bu örnekle islam'ı temize çıkarmış olmayacağım, israiloğulları ile islam'ın ortak noktası, savaşın olduğu coğrafyada olmalıdır.
    yoksa amerikan rotary kulüplerinde musevi görünümlü olmanız yeter, tevratı hiç bilmeseniz de olur. yeter ki paranız olsun.

    bir defa irtidad yani dinden çıkanı öldürme olayı, islam dünyasının tümünde yok, islam geniş bir coğrafyada hakim. uzak doğuda bu yok, afrika'da bu yok. çünkü orada bir savaş durumu yok -ayrıca en ezilen halklar yine müslümanlar insafınız kurusun be-

    gelelim savaşın yıllardır hüküm sürdüğü topraklara. bakın afgan bir çocuk, beşiğinde sallanırken sizler gibi teletabiler görmüyor, duvarda asılı keleşi görüyor, onunla büyüyor, savaş ve kanla. haklı olarak tabi. namusunu koruyacak, vatanını da, var mı bu tip anlayışlarınız? kesin vardır, hatta bizden daha çok vardır!

    dinden çıkma ve öldürülme olayına gelelim;
    eğer dininden dönen, din değiştiren kimse sadece bu yüzden öldürülseydi; yani din değiştirmenin cezası idam olsaydı o zaman dinde zorlama (kişiyi müslüman etmek veya müslümanlığını devam ettirmek için tehdit ve baskı yapma) olurdu. Halbuki ilgili âyet, "dinde zorlamanın olmadığını" açıkça ifade ediyor (bakara: 2/256). Esasen iman, aklın hükmü, gönlün rızası ve vicdanın kanâat getirmesi ile olur. Bir kimseye baskı uygulanır ve bu yoldan "inandım" demesi sağlanırsa, o kimse inanmış olmaz, takiye yapmış, münafıklık etmiş olur. islam böyle bir iki yüzlülüğe meydan vermez.
    Uluslar veya gruplar arası sistemde yalnızca, birbirine düşman, aralarında savaş ilişkisi bulunan iki grup olursa, farklı din ve inanç sahiplerinin bir ülke içinde veya farklı ülkelerde sulh içinde yaşamaları mümkün olmuyorsa bu durumda din değiştirmek demek, "karşı tarafa geçmek ve müslümanlara savaş açmak" demektir. Bir kimse dinini değiştirdiği için değil, buna ek olarak müslümanlara savaş açtığı için öldürülür. çünkü böyle olaylar çokça yaşandı, bir hainin ihaneti, çocukların kadınların canlarına mal oldu.
    istanbul'dan çeçenistan, afganistan nasılda sizlere bedevi gözüküyor değil mi? o kıyafetler, o silahlar. aradaki tek fark sizin istanbul'da evde olmanız, onların dağda düşman kovalıyor olmasıdır. bu fark çok küçük bir fark değil mi, öyle mi?
    vicdanınıza bırakıyorum bu sorunun cevabını, aklınız sönmemiş, vicdanınız susmamışsa dilediğini gibi cevaplayın.

    --spoiler--
    hem diyorsun, islam hoşgörü dini. hem de diyorsun ki "müslüman olacaksın, yoksa seni öldürürüm"
    sizin hoşgörü anlayışınız buysa eğer, biz almayalım.
    --spoiler--

    almamanız faydanıza olur tabi ki. çünkü saydığım tüm şeylerden sonra hala bu kafadaysanız, ya cahilsiniz ya da şartlanmış. evet, islam hoşgörü dinidir.
    çoğunluk müslüman ülkelerdeki gayrı müslimlere dokunulmaz, ibadetlerine ilişilmez, en açık örneği mısır'daki 8 milyon nüfuslu kıptilerdir.

    tabi müslümanlar arakan gibi yerlerde çakma hümanizmin doğduğu budist topraklarında kafaları pala ile parçalanırken kimsenin sesi çıkmıyor, neden? çünkü onlar müslüman, çünkü onlar bedevi! bu sizin mantığınız, çürük mantığınız.

    asıl konuya gelelim;
    ahzab suresi vardır, inanlar okur ve bilir anlarlar da, yobaz edebiyatını dilinden düşürmeyen şartlanmışlar sadece bilir, bilmek ile vakıf olmak arasında ciddi bir farklılık var, bunu bilmek gerekir öncelikle.
    ateistler teistler kur'an'ı açıp kendilerince ahlak teoremleri geliştirerek;

    --spoiler--
    heyoooo! yine kur'an'da hata bulduk, baaaak! demek ki boşa inanmıyormuşuz biz
    --spoiler--

    gibi sakat bir mantıkla hareket ettikleri için bilmeleri tek başına bir şey ifade etmiyor.

    not: ateistleri genellemek istemiyorum, forum sitelerine falan baktığınızda bir üslupsuzluk hakim genelde, yoksa ateist olan dostlarımla çok mantıklı ve vicdani perspektiflerle yaptığımız tartışmalar oldu, ne onlar müslüman oldular ne de ben ateist. sadece fikir alış verişi yani. neyse bunu geçelim.

    o verilen ayetler ve onların üzerinden yapılan ''ahlaksızlık'' isnadı için şunu söylemek gerekirse; evet meali okuyun. meal...
    meal yazılanın salt türkçe karşılığı, peki tefsir?

    şimdi madem tefsire ihtiyaç var nasıl kitap bu anlaşılmıyor önermesi gelecek, hayır onu anlaşılmaz kılan kendisi ve telaffuzu değil, tarihsel sürece ve dönemim sosyolojik yapısına vakıf olamayan insanların sakat mantıklar yoluyla çıkarımlar yapmasıdır.
    kur'an, islam tarihi ve hadislerle bir bütündür.

    madem o dönemim ihtiyaçlarıymış, e aradan 1400 yıl geçti bize ne bundan önermesi gelecek. bunu ayrıca değineceğim, şimdilik saklı tutuyorum bu konuyu.
    bu ve bu benzeri ayetlerden sorgulayan, gerçekten düşünen, kendine; aslında hiçbir zaman vakıf olamadığı, olamayacağı etik kuramları yüklemeyen insanlar şunu anlayacaktır ki, insan; tanrı'nın edeplendirmesi ile toplumda bir birey sıfatı kazanır.
    bunu söylemekle kendimi aşağılamış olmuyorum, çünkü bu tip itirazlar gelir genelde, kendini değersiz kılıyorsun diye.
    kendimi değersiz kılmıyorum, tüm fiillerimi beni yaradan'a endeksliyorum, çünkü o'nun beni var ettiğini ve o'nun tasarrufunda olduğumu biliyorum. tabi bunlar sizler için hiçbir anlam ifade etmiyor.

    o bahsedilen ayetten yola çıkarak -ayrıca elinizdeki tek argüman da bu turan dursun sağolsun, bu arada mekanı da cennet olsun beni hiç sevmezdi ama ölmesine üzüldüm-

    ne diyordum, bu ayete bakıp, allah kuluna -haşa- kadınları bahşediyor, onun zevklerini tatmin ediyor önermesi gelecek.
    tanrı hepimizin egolarını zaten tatmin ediyor fazlasıyla, ancak oradaki amaç hiçbir şekilde cinsel değildir. meal okuduğunuz kadar, islam tarihine de bakın.
    ama bunlar sizi tatmin etmeyecektir çünkü şartlanmışsınız. maalesef.

    tabi bu ayetlere bakarak kendince evrensel bir ahlak teoremi geliştiren arkadaşlarımız, bunun ''ahlaksızlık'' ve dini kendi emellerine yontma amacı olduğunu söyleyecekler ben anlattıkça inanmayacaklar, onlar inanmadıkça ben de anlatacağım hep.

    insanlar tanrı'nın kölesi değildir, tanrı'nın malı değildir, insanlar allah'ın bizlere bahşettiği meşru şartlar altında sosyal yaşantılarını sürdüren canlılardır. ama sizlerde evrene hakim olmayan dükkanı açıp bırakan bir tanrı anlayışı var ki bunun felsefi metafiziksel karşılığı yok, ontolojik olarak da yok.

    sen o ayetten inanmak istediğini, ben ise insanların içtimai hayattaki etik çözüm yollarını anlıyorum ve inanıyorum. arada nüans farkı var elbet.

    hz. peygamber'e gelen ''insanları olmayan tanrı'nın dini uğruna öldürdün'' önermesi için cevap vermenin manası yok, meal okumak yeterli onlar için.
    çünkü onlar gerçekten etik bağlamda bayağı üstünler, bizler ise sapık.
    yazık, gerçekten yazık.

    eğer tanrı gerçekten yoksa ve ahlak dediğimiz şey yaşamın evrimsel döngüsünden doğan olgularsa dediğin de haklısın.
    eğer allah varsa, senin hükmün o'nun yanındadır.
    bir insana tanrı'lığa soyunmak ve fikri olmadığı halde serbest zikri gelişine attığı hedeflere kondurmak çabası ilkesizlik olarak yeter sanırım.
    saygınız olsun biraz. ayeti eleştirip, insanlara ''efela ya'kılun'' demeden evvel, bireysel davranmak gerek biraz, yani kendimize bakmak.

    ateistlere gelince, adamın zaten kafasında tanrı algısı yok, din o'na ne yapsın.

    son olarak; islam'ın erdemiyle beni şereflendiren allah'a hamd olsun.
    3 ...
  18. 641.
  19. adı barıştır ama her nedense kitaplarında hep cihat çağrısı yapılır.
    2 ...
  20. 640.
  21. bakın, kesin değil de şüpheci yaklaşalım. baştan söyleyeyim, deist bir insanım. yani tanrıya inanırım, lakin dinlerine değil. dünyaya karıştığına değil. sadece bir yaratanın olduğunu benimserim. bu bilinsin.

    şimdi islam, müslüman harici diğer tüm insanlara göre savaş, korku, kavga ve acı dini. ulan elin gavuru sırf müslüman diye tüm türkiye'ye, ya da ne bileyim pakistan'a(atıyorum) terörist bunlar diyor. e haklı.

    islam öyle bir din ki, müslümanların dışında herkesin aklına savaş ve zorlukla yerleşiyor. bak mesela, var mı ateizm'de zorunluluk(gerçi din değil ama, misal); var mı bir hıristiyanlıkta zorunluluk? varsa bile, bu kadar keskin mi?

    dinden çıkanı öldürün ne demektir?
    dinden biri çıkarsa kafasını kesin ne demek?

    hem diyorsun, islam hoşgörü dini. hem de diyorsun ki "müslüman olacaksın, yoksa seni öldürürüm"
    sizin hoşgörü anlayışınız buysa eğer, biz almayalım.

    her neyse tamam, asıl anlatmak istediğime geleyim.

    kuran'da meşhur ahzab suresi vardır.
    yobazlar bilmez, kuran'ın mealini okuyan teist ve ateist/deistler bilir.

    o sureden birkaç ayeti, diyanet işlerinin sitesinde olduğu gibi yazıyorum:

    ahzab/30: ey peygamber'in hanımları! içinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. bu allah'a göre kolaydır.

    bir düşünsenize,

    koskoca allah, tanrı, yerin göğün tek yaratıcısı; kutsal kitabına peygamberin eşlerinin nasıl giyineceğini, neler yapacağını yazar mı lan?

    bunu 5 yaşındaki bir çocuğa göster, "aa bunu bir insan yazmış" der. vallahi der.
    biraz düşünen her insan bunu kolaylıkla anlar.

    tanrısın,
    yaratmışsın,
    ama gidip de kitabına peygamberin kimlerle birlikte olacağını, eşlerinin nasıl giyineğini, nasıl davranacağını yazıyorsun.

    peh.

    neyse devam edelim:

    ahzab/32: ey peygamber'in hanımları! siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. eğer allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. güzel (ve doğru) söz söyleyin.
    ahzab/33: evlerinizde oturun. önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. namazı kılın, zekatı verin. allah'a ve resülüne itaat edin. ey peygamberin ev halkı! allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.

    ahzab/50: ey peygamber! biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık.

    bu ayetlerden, gerçekten düşünen ve sorgulayan bir insan ne algılar?
    yoksa..?

    biraz düşünün.
    kuran'ın mealini tamamiyle okuyun.

    size yemin edebilirim ki, "koskoca allah bunu mu yazmış" diyeceksiniz.

    ve; son olarak..

    yazımı bitirirken, son olarak buradan eminim ki insanlığa belki de en büyük kötülüğü yapmış insan olan peygamber muhammed'e(hakkındaki en uygun hitap) seslenmek istiyorum:

    olmayan bir tanrı uğruna belki de binlerce insanın ölmesine sebep oldun.

    uydurarak bir kitap yazıp -onu da tevrat ve incilden çalıp- "alın, bu sizin kitabınızdır" dedin. içinde eşlerine verdiğin uyarılardan tut, cinsel hayatına kadar kendine ayrıcalıklar tanıdın.

    insanlara zina yapmayın derken, savaşıp esir düşen kadınlarla rızaları olmadan seks yapmayı, yanındakilere de azil yapmayı serbest kaldın. (azil yapmak, içe boşalmak anlamına gelir. isteyen araştırabilir.)

    yani;

    eğer gerçekten allah varsa,
    gerçekten gönderdiği din de gerçekse;

    inanmayanlardan, kafir diye hitap ettiklerinden daha çok yanacaksın sen tanrının cehenneminde.

    çünkü sen, bizzat kendi hayatını düşünüp ayet yazabilecek, kadınların saç telinden tahrik olabilecek bir insansın.

    kimse kusura bakmasın.
    3 ...
  22. 639.
  23. Türkiyede siyasete bulaştırılıp üzerinden pirim yapılan kutsal dinlerin sonuncusudur.
    0 ...
  24. 638.
  25. 637.
  26. 636.
  27. Gerçeğine hiçbir yerde rastlanmayan bir din.

    Ne zaman bu dinin hüküm sürdüğü yerlerdeki durumlardan, insanların hallerinden bahsedilse..

    Ne zaman bu dine inanmış bazı kişilerin yaptıklarından bahsedilse, gerçek islamın o olmadığı söylenir.

    Gerçeği nerdedir, kim görmüştür bilinmez.
    1 ...
  28. 635.
  29. "islam, benim için iyi ve güzel olan her şeyin diğer adıdır." (aliya izzetbegoviç)
    2 ...
  30. 634.
  31. üyeleri ikiyüzlü olabilir. üyeleri saftorik olup iyi insanlar olabilir ama bu islamı ne yazık ki olumlu kılmıyor. bir arap insanının 1400 yıl önce söylediği kurallar bütününün artık iflas etmiş olması da ayrı bir konu. islam denince akla neden terör geliyor. Çünkü özünde kim inkar ederse etsin şiddet var. kafirlerle savaşın sözünü bu dinin mensupları hemen kıvırtarak cevaplar. o zaman kafirler müslümanlara saldırıyordu derler veya o dönemin şartları böyleydi derler. ne kadar kolay di mi bu tür cevaplar vermek?! üzgünüm ama islam dinine mensup erkeklerde cinsel azgınlık, kadınlarında da köle olma isteği vardır.
    0 ...
  32. 633.
  33. insanları hakkaniyetli bir paydada toplamak adına telkinlerde bulunan yüce dinimizdir.
    0 ...
  34. 632.
  35. hala daha evrime karşı çıkıyor ve ben buna gerçekten çok gülüyorum. "bilimi destekler" falan diyenler vardı la bir ara. nereye gitti onlar?
    1 ...
  36. 631.
  37. dünyadaki diğer binlerce din gibi insanlığı 1 santim ileriye götürmemiş bir dindir.
    1 ...
  38. 630.
  39. sosyal önermeler içeren bir yapıdır. tüm ilahi dinlerde olduğu gibi.
    sıkıntı olan şu ki ''köşeyi dönme aracı'' bilmem ne ithamları gelmiş islam hakkında. işte bu cehaletin püsküllüsüdür.

    islam'ın tebliği açıktır. alın bakın.
    he o'nu kullanıp insanı kullananlar kandıranlar olmadı mı? oldu. peki suç kimde? islam'da mı yoksa o'nu kendine alet edip türlü naneler yiyen şerefsizlerde mi?

    bir de islam fakir dinidir önermesi çok geliyor, özellikle bu tip mecralarda. olum siz harbiden salaksınız lan. avrupa'ya gidin bakın, müslüman olan çoğunluğun, daha doğrusu dinini değiştirerek müslüman olan çoğunluğun hayat standardına bir bakın konuşun.
    bizim memleketin cahili harbiden kalitesiz yeminlen.

    dinlerin tümü, hemen hemen hepsi aynı önermeler üzerinde durur. ama islam'ı onlardan ayıran özellikleridir mühim olan.
    dünya üzerinde hiçbir din adam öldür demez, zina et demez.

    not: hindistan'da bir tarikat vardı, ritüelleri kamasutra tekniklerinden ibaretti, düşünen abaza varsa o dine geçebilir.

    peki bütün dinler hemen hemen aynı şeyi söylüyorsa -etik bağlamda- o zaman neden islam?
    şundan;
    dünya üzerindeki hiçbir dinde, varlıksal olarak tanrı kavramı hiç bu kadar mantıklı değildir. iş, tanrı algısı ile başlar. ki bu islam'da çok güçlüdür. hem soyut hem de önermeler anlamında yani.

    not 2: ontolojik bağlamda islam'daki tanrı fikrine en yakın görüş protestanlıkta vardır.

    genel geçer bir tanım getirirsek; insana ve bugüne dair bir çok akılcı önermeyi sunan dindir.
    3 ...
  40. 629.
  41. insanların doğru yolu ve bulacağı bir din.
    0 ...
  42. 628.
  43. özüne bakacak olursanız reform olmadan çok fazla bir şey beklenmemesi gerekiyor. hıristiyanlık gibi reforma özgü bir yapısı yok o yüzden reform yapılırken sonuç kanlı olur kimi ülkelerde ki bu da reform olursa tabi ki. reformu gerçekleştirecek asıl güruh laik kesim ve alevi kesim olacaktır. türkiye'de cumhuriyetin sigortası bir nevi alevilerdir. reform olmadan islam ülkeleri asla ve asla kalkınamaz. şu andaki ortadoğu'da hüküm süren islam kan ve gözyaşından başka bir şey getirmez. kuran-ı kerim'de yer alan çeşitli hükümlerin reforma tabi tutulması çoğu bağnaz tarafından şiddetle tepki görecektir.
    1 ...
  44. 627.
  45. inanıldığı ülkeler kadın haklarında reforma gitmeden siksen amerikan sikinin altında inlemeye mahkum kalacaktır.
    1 ...
  46. 626.
  47. özünde yahudilik ve hıristiyanlıktan pek bir farkı olmayan dindir.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük