bakın, kesin değil de şüpheci yaklaşalım. baştan söyleyeyim, deist bir insanım. yani tanrıya inanırım, lakin dinlerine değil. dünyaya karıştığına değil. sadece bir yaratanın olduğunu benimserim. bu bilinsin.
şimdi islam, müslüman harici diğer tüm insanlara göre savaş, korku, kavga ve acı dini. ulan elin gavuru sırf müslüman diye tüm türkiye'ye, ya da ne bileyim pakistan'a(atıyorum) terörist bunlar diyor. e haklı.
islam öyle bir din ki, müslümanların dışında herkesin aklına savaş ve zorlukla yerleşiyor. bak mesela, var mı ateizm'de zorunluluk(gerçi din değil ama, misal); var mı bir hıristiyanlıkta zorunluluk? varsa bile, bu kadar keskin mi?
dinden çıkanı öldürün ne demektir?
dinden biri çıkarsa kafasını kesin ne demek?
hem diyorsun, islam hoşgörü dini. hem de diyorsun ki "müslüman olacaksın, yoksa seni öldürürüm"
sizin hoşgörü anlayışınız buysa eğer, biz almayalım.
her neyse tamam, asıl anlatmak istediğime geleyim.
kuran'da meşhur ahzab suresi vardır.
yobazlar bilmez, kuran'ın mealini okuyan teist ve ateist/deistler bilir.
o sureden birkaç ayeti, diyanet işlerinin sitesinde olduğu gibi yazıyorum:
ahzab/30: ey peygamber'in hanımları! içinizden kim apaçık bir çirkinlik yaparsa onun cezası iki kat verilir. bu allah'a göre kolaydır.
bir düşünsenize,
koskoca allah, tanrı, yerin göğün tek yaratıcısı; kutsal kitabına peygamberin eşlerinin nasıl giyineceğini, neler yapacağını yazar mı lan?
bunu 5 yaşındaki bir çocuğa göster, "aa bunu bir insan yazmış" der. vallahi der.
biraz düşünen her insan bunu kolaylıkla anlar.
tanrısın,
yaratmışsın,
ama gidip de kitabına peygamberin kimlerle birlikte olacağını, eşlerinin nasıl giyineğini, nasıl davranacağını yazıyorsun.
peh.
neyse devam edelim:
ahzab/32: ey peygamber'in hanımları! siz, kadınlardan herhangi biri gibi değilsiniz. eğer allah'a karşı gelmekten sakınıyorsanız (erkeklerle konuşurken) sözü yumuşak bir eda ile söylemeyin ki kalbinde hastalık (kötü niyet) olan kimse ümide kapılmasın. güzel (ve doğru) söz söyleyin.
ahzab/33: evlerinizde oturun. önceki cahiliye dönemi kadınlarının açılıp saçıldığı gibi siz de açılıp saçılmayın. namazı kılın, zekatı verin. allah'a ve resülüne itaat edin. ey peygamberin ev halkı! allah sizden ancak günah kirini gidermek ve sizi tertemiz yapmak istiyor.
ahzab/50: ey peygamber! biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, allah'ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helal kıldık.
bu ayetlerden, gerçekten düşünen ve sorgulayan bir insan ne algılar?
yoksa..?
biraz düşünün.
kuran'ın mealini tamamiyle okuyun.
size yemin edebilirim ki, "koskoca allah bunu mu yazmış" diyeceksiniz.
ve; son olarak..
yazımı bitirirken, son olarak buradan eminim ki insanlığa belki de en büyük kötülüğü yapmış insan olan peygamber muhammed'e(hakkındaki en uygun hitap) seslenmek istiyorum:
olmayan bir tanrı uğruna belki de binlerce insanın ölmesine sebep oldun.
uydurarak bir kitap yazıp -onu da tevrat ve incilden çalıp- "alın, bu sizin kitabınızdır" dedin. içinde eşlerine verdiğin uyarılardan tut, cinsel hayatına kadar kendine ayrıcalıklar tanıdın.
insanlara zina yapmayın derken, savaşıp esir düşen kadınlarla rızaları olmadan seks yapmayı, yanındakilere de azil yapmayı serbest kaldın. (azil yapmak, içe boşalmak anlamına gelir. isteyen araştırabilir.)
yani;
eğer gerçekten allah varsa,
gerçekten gönderdiği din de gerçekse;
inanmayanlardan, kafir diye hitap ettiklerinden daha çok yanacaksın sen tanrının cehenneminde.
çünkü sen, bizzat kendi hayatını düşünüp ayet yazabilecek, kadınların saç telinden tahrik olabilecek bir insansın.