bir yaşam şeklidir. ona inanan kişi hayatının tümüne uyarlar, şüphesiz ki o insan cennetliktir. dünya hayatında görmediği tüm zenginlikleri müslüman olduğu için ölünce görür, yaşar. kısacası allah var, inanın arkadaşlar. ve dinimizin tüm güzellikleri sizinle olsun. cümlemize.
dünyadaki müslümanların çoğunuun eziyet, açlık, fakirlik çektiğini gördükçe "lan yoksa" diyesi geliyor insanın. e tabi bir de diğer dinlerdeki insanların ferah içinde yaşaması durumu var ki ona hiç girmeyeceğim.
kelime anlamı olarak teslim olmak'tır.özünde temizlik,iyi ahlak,fakirlere yardım etmek gibi güzel şeyler barındıran,fakat bu dine iyice sarıldığınız da sizi bir canavar yapabilecek potansiyele sahip din'dir. (bkz: el kaide). fakat fazla kopmadıkça ve yaklaşmadıkça muhteşem bir kişisel gelişim aracı olabilir.insanları frenleme gücü yüksektir.
edit:adamların dinini objektif bir şekilde övüyorum. adam eksi basıyor. böyle kafasız inananları da vardır bu din'in.
şu dünyada bir şeye inanma ihtiyacı duyuyorsan inanabileceğin en güzel yegane şeydir islam. türbanlıları, sakallıları ve yobazları görmez, sadece şu dini anlamaya çalışırsan hakikaten muhteşem bir şey olduğunu görürsün bunun. kullarının hata yapıp sonra yeniden ona dönmesine bile izin veriyor allah bu dinde. "yeter ki düşün ve doğru olanı bul, akabinde döneceğin şey yine ben olacağım. mantığın ve kalbin sana bunu söyleyecek" diyor kısaca. eğer bir dine inanma ihtiyacı duymuyorsan o ayrı.
dualist bir din. evet, her ne kadar semavi dinler için tek tanrılı dense de yeryüzünde tek tanrılı din yoktur. şöyle ki;
çok tanrılı dinlerde yaratan, diğerlerinden üstün bir tanrı ve tanrıçalar vardır. yani çok tanrılı dinlerdeki tüm tanrılar yaratma yetisine sahip değildirler. örneğin türk mitolojisinde, kök tengri yaratma yetisine sahiptir ve diğerlerinden üstündür. umay bebekleri korur, ayızıt savaş tanrısıdır vs.
islama baktığımızda ise çift tanrılı bir yapı görüyoruz. yaratıcı ve en güçlü tanrı olan allah ve ona isyan eden şeytan. diğer çok tanrılı dinlerde de bir tanrıçanın büyük tanrıya itaat etmemesi veya onu sinirlendirecek bir hareket yapması ve kötü unvanı alması görülemmeiş şey değildir. bunlar genelde yeraltı tanrıçalarıdırlar. nitekim şeytanın bunlardan farkı yoktur. yeraltı ölüler diyarının efendisi hades ile cehennemin efendisi şeytan arasında bir benzerlik yok mu sizce?
bakıyorum da anlatamamışız. islam diye yutturulan şey emevi kanunlarıdır. bu kadar basit kardeşim. yok o ayet şu vakit geldi de sonra düzeltildi, şu hadis doğru öbürü uydurma.
insanoğlunu frenleyen ne varsa ki sözüm tüm dinlere, ama siz dinleyin; bizi kurtaracak olan akıl ve bilimdir.
' ilim çin' de de olsa gidip alınız ' şeklinde bir önermeyi bünyesinde barındıran fakat; o ilim artık her neredeyse bir türlü alınamayan, üretilemeyen olmuştur bu ibrahimi din cemaatlerinde, milyonlarca insan arasında.
aslında tevrat'la* neden bu kadar çok benzerliğinin bulunduğunu bir şekilde açıklayabiliriz. tevrat hz. musa'ya indikten sonra değiştirilmiştir diye yazıyor kuran'da. şimdi tevrat neden değiştirilir, ilk mantıklı sorunun bu olması gerekiyor. tevrat'ta yazılanlara bakarsak sümer metinleriyle çok büyük benzerlikler içerdiğini görürüz. özellikle insanın yaratılışı kısmında. insanın neden yaratıldığı, nasıl yaratıldığı konusundaki açıklamaları sümer metinlerindekilerle neredeyse aynıdır. fakat şimdi yine asıl sorumuza dönüyoruz, neden değiştirildi? musevilik bir hayli eski bir din, sümer inanışlarının da hâlâ ayakta olduğu bir zamanlar oluştu. güç sahibi birisiyseniz insanları kendi dininize yönlendirmek için ne yaparsınız? sizin dininizden olmayan insanların dinindeki ögeleri şuradan buradan kopyalayıp kendi dininize uyarlarsınız. herkes mutlu olmuş olur bu şekilde. hem dininizin müritleri de artmış olur. neyse, tevrat'ın değiştirilmesinin bu nedenden dolayı olduğunu düşünüyorum. hıristiyanlığa gelince, dinsiz bir yaklaşımla bakacak olursanız aslında hz. isa yeryüzüne hıristiyanlık diye bir şey getirmedi. zaten hz. isa yahudi olarak doğmuş birisidir ve yahudileri yola getirmek için gönderilmiştir. neyse işte, hz. isa öğretilerini yaydı ve görevini tamamladı sonra da öldü ya da göğe yükseldi, sonuç olarak yeryüzünden ayrıldı. daha sonra havariler de çeşitli yerlere dağıldı ve havariler de dahil birçok kişi isa'nın yaşamını, öğretilerini yazmaya başladılar. yazdıkları metinlereyse "incil" diyoruz zaten. ünlü 3 mezhep* için 4 tane kabul görmüş incil vardır.* bu 4 incil yeni ahit'i oluşturmakta ve yehi ahit'le eski ahit'in toplamına da kutsal kitap* denmektedir. eski ahit yahudi kitaplarından oluşur. neyse, yine dinsiz bir bakış açısıyla bakacak olursak hz. isa öldükten sonra millet onu metinlere döküyor ve bu metinlerin bazılarının toplamıyla ortaya yeni bir din çıkıyor. yani aslında hz. isa yeni bir din ortaya çıkarmıyor. hatta bazıları hz. isa'nın hiç yaşamadığını söylüyor, zeitgeist gibi belgesellere dayanarak. evet yahudi ve roma kaynaklarında isa lafının i'si bile geçmiyor zamanında ki ölüleri dirilten ve binlerce kişiyi doyuran bir kişiden bahsediyoruz. ama ortaya garip bir durum çıkıyor. kabul edilmiş 4 incilin matta markos ve luka olanlarındaki hikayeler tamamiyle olmasa bile %90 oranında aynı. yani farklı zamanlarda ve farklı yerlerde yazılmış bu kitapların bu kadar büyük bir benzerlik payıyla aynı şeyden bahsetmesi bizi biraz kuşkulandırıyor. yani büyük ihtimalle hz. isa yaşadı. islam inancına göreyse şöyle bir sonuç çıkartabiliriz. havarilerden bir tanesinin incilinde hz. isa'nın kendisinin bir incil yazdığı geçiyor. fakat bu incilin romalılar ve yahudiler tarafından yakıldığı da söyleniyor. yani yine bir şekilde islam inancı da doğrulanmış oluyor. fakat günümüz hıristiyanlığı da pagan dinlerinin neredeyse birebir kopyası. bunu da şöyle açıklayabiliriz, hıristiyanlığın başladığı dönemlerde romalılar arasında pagan dinleri çok popülerdi ve yine musevilik de olduğu gibi hükümdar isevi müritleri artırmak için ve bir toplum oluşturmak için hıristiyanlığa eklemeler yaptı. yine herkes mutlu olmuş ve isevi sayısı artmış oldu. bu açıklamalarla islam inancını doğrulayabiliriz. ama her zaman dediğim gibi, çoğunlukla sizin bakış açınıza bağlı. hz. isa'nın hiç yaşamadığına da inanabilirsiniz, tevrat'ın en başından beri sümer metinlerinin aynısı olduğuna da. ama bana sorarsanız, tüm bunlara bir "neden?" diye sormamız gerekiyor. neden bir anda bir din oluştursunlar ki? toplum oluşturmak için zaten ortada belirli dinler vardı. sümerlerdeki dini yine devam ettirselerdi ya da hz. isa zamanında musevilik yine devam etseydi de hıristiyanlık oluşmasaydı. bu sorulara da bir nebze cevap verilebilir ama ortaya inanılması biraz güç bir sonuç çıkıyor. amaçsız şekilde dinler oluşturmak, ortada zaten büyük uydurmalarla dolu bir sürü din varken?... bilmiyorum, bana pek mantıklı gelmiyor. o yüzden islam'daki inancı seçtim. bir tanrının olması kimi rahatlıyorsa rahatlatır, şahsen beni rahatlatıyor ve mantıklı da buluyorum.
bir çok mevzuda istismar bahanesi ile tümden gelen yasakların olduğu dindir. örneğin, resim heykel yapmak, içki içmek gibi bir çok nefsi mevzu, kişinin kendini bilemeyip aşırıya kaçması ve günaha hatta şirke düşmesi olasılığı göz önüne alınarak tümden yasaklanmıştır. bu islamın genel tarzıdır. en güzel örnek de örtünme konusundadır. kadınlar nefislerine hakim olamayan erkekleri cezbetmemek ve onların günaha girmesini engellemek için örtünürler.
fakat kadına dayak konusuna gelince işler değişir. herhalde hiç bir müslüman erkeğin karısını döverken aşırıya kaçmayacağı varsayılmış ki dövme izni verilmiş. kanatmadan, kemikleri incitmeden, morartmadan dövme izni var. tabii her kadının derisi bir değil. kimi en ufak bir darbede morarır kimi daha fazla kuvvet uygulanınca ezilir.
aişe'nin de dediği gibi "vallahi rabbinin, senin arzunu hemen yerine getirdiğini görüyorum." (ahmed davudoğlu, sahih-i müslim terceme ve şerhi. 7/402)"
alim diye geçinen yobazlar bu yüzden kuran'ın okunmasını ve anlaşılmasını istemiyorlar. aslında hepsi farkında neyi niçin öğrettiklerinin.