Mitleri seven biri olarak iskandinav mitolojisi çok ilgimi çekiyor. Yunan mitolojisisiyle aşık atacak kadar geniştir. Fakat burdaki tanrıların pek insan içine karıştığı görülmez. Ve burdaki tanrılar ölümsüz değildir.
sevgili (bkz: Neil Gaiman) iskandinav Mitolojisi isimli kitabında, iskandinav mitolojisinin temel taşını oluşturan öyküleri, bir dedenin torununa masal anlatması gibi anlatmış ve iskandinav mitolojisi hakkında gayet tatmin edilebilir biçimde bilgi sahibi olmamızı sağlamış.
lakin, daha iyi bilgi birikimi arayan, daha çok tatmin olmak isteyenlerin raymond ian page'in iskandinav mitleri isimli eserini okuması gerekiyor bence, çünkü her kısımdan ele almış ve okura yansıtmış...
en ilginç yanı bence eksik bir hafızaya benzemesi. yunan mitolojisi gibi düzenli değil. herkesin soy ağacı belli, olaylar net ilerliyor falan. burada sürekli boşluk var. bazı tanrıların neyi temsil ettiği bile tam bilinmiyor. aynı hikâyenin farklı versiyonları birbirini tutmuyor. çünkü bu mitoloji bize bütün hâliyle ulaşmadı zaten, parçalar hâlinde ulaştı.
işin ironik tarafı, onu özel yapan şey de tam olarak bu dağınıklık olabilir. çünkü iskandinav mitleri okurken gerçekten eski bir toplumun korkularını hissediyorsun. uzun kışları, açlığı, savaşı, doğanın insana karşı kayıtsız oluşunu… onların tanrıları bile doğa gibi güçlü ama merhametli olmak zorunda değiller.
zaten bu yüzden thor marvel’daki kadar “süper kahraman” gibi değil aslında. odin desen bilgelik için gözünü veren biri ama aynı zamanda entrikacı. loki kaosun kendisi gibi ama evrendeki değişimi başlatan da yine o. iyi ve kötü çizgileri bizim alıştığımız kadar keskin değil.
bir de en sevdiğim tarafı şu: ragnarök kaçınılmaz. tanrılar bunu biliyor. dünyanın sonunun geleceğini biliyorlar ama yine de savaşıyorlar. bence iskandinav mitolojisinin özü tam olarak burada yatıyor. kazanma umudu değil, kaçınılmaz sona rağmen gösterilen irade.