Herkesin üç aşağı beş yukarı 2-3 senedir anadil seviyesinde konuştuğunu zannettiği, ancak daha 'like' kelimesinin benzerlik anlam ifade eden cümlelerde kullanıldığından bihaber olduğu dildir. Ne hikmetse herkes ileri derece bilir, mütemadiyen.
muadillerine göre oldukça kolay olan bir dil. kullanıldığı ülkelerin dünya üzerindeki etkisi ve dilin kolaylığı bu kadar yaygın ve küresel bir dil olmasında başlıca etkenlerdir. her an hayatımızın içinde olduğundan dolayı herkesin az buçuk fikri vardır, türkiye'de herkes biliyorum der ama gerçekten bilen fazla yoktur. neticede dildir, bir dili öğrenmek için belli evrelerden geçmek gerekir, ha deyince öğrenilmiyor. ancak ingilizce bu konuda insana yardımcı olan, kolaylık sağlayan dillerin başında geliyor.
türkiye'de her ne hikmetse herkes upper-intermediate seviyede olduğunu iddia ederler seviyelerinin ama gerçek öyle değildir. çoğunun seviyesi bırak upper'ı, orta seviye bile değildir. intermediate başlangıcıdır ama işte bir şeyi birisi iddia edince ansızın sorgulayamıyorsun. nasıl birisi boyum 1.70 der ama gerçek boyu 1.65'tir benzer durum.
konuşurken: ''ben gittim ankaraya'' diyoruz. neden böyle bi sıralama var bilmiyoruz. siktir et öğrenmesende olur.
bi örnek daha : o geldi dan ankara. hatta: o geldi dan ankara ile abuzittin. hatta : o geldi dan ankara ile abuzittin ile otobüs de 18:00
sıralama böyle olacak.
sonra.
bol bol kelime öğreniyosun. geniş zamanda o şunu yapar bunu yapar derken iş oluş bildiren kelimenin sonuna -s- koy.
geçmiş zamanda iş oluş bildiren kelimelerin 2. ve 3. halleri vardır. yani geçmiş zamanda bi bok yaptıysak onları söyleriz. gelecek zamanda bi bok yiyecekse iş oluş bildiren cümlenin başına -will veya going to - koyun. tamam işte hepsi bu.
bide bu in the on the from to tarzı şeyler var. siktir et onları şimdi. konuşa konuşa olur. in demedinmi amerikada adam sikmiyolar afedersin bacım.
sonra bide şey var eee.. hımm.. ken var. yu ken hi ken filan dersin. her boka bunu kullan. yu ken du. gibi.
soru sorarken de, hani şu ; ben-sen-o-biz-siz-onlar- ahmet-mehmet-anam -bacım-gardaşım varya.. bunları da türkçede olmayan em iz ar diye bişey var. onuynan yer değiştir. soru sormuş olursun. bu am iz ar gibi du lar ken ler filan var. yine soru yaparken onlarla değiştir.
haaa. kelime öğrenirken türklerden dinlemeyin öğrenmeyin. yanlış öğrenirsiniz. mesela : -haydi eller havaya- diye oynarkene -put your hands up- demeyin. ''vucihenzop'' deyin. deyinki sizede dediklerinde anlayabilesiniz. -put yor hends ap- diye bişey duymayı beklerseniz daha çok beklersiniz.
yani neymiş. aksan. en önemlisi bu.
dediğim gibi bol bol kelime öğren. dizi izle v.s.. bak müzik dinle mesela.
sonra şuda önemli. kültürler arasında anlatım farklılıkları vardır. mesela azerilerde türktür türkçe konuşur ama ifadeleride farklıdır. işte o insanların kendilerini nasıl iade ettiklerini bilmeliyiz. yıllarca bize ingiliz gibi düşün diye sikindirik bişey icat ettiler, kendimizi ne kadar sıksakta bi türlü ingiliz gibi düşünmeyi beceremedik. çünkü öyle bişey yokda ondan. ben buna anlatım farklılığı diyorum.
mesela ; -anladın mı?- azeri dilinde -başa düştü mü? dür. baş da türkçe düşmek te türkçe. ama anlatım farklı. azerice düşünün o zaman.
veya kıbrıslılar vites yerinde mi der. ne yani vitesi yerinden çıkartıp g*tüme mi soktum. allallaa.. biz türklerde araba vitesde mi deriz.
anlatım farklılıklarına dikkat etmeliyiz yani.
mesela şarkıcı adel: Baby I have no story to be told - yani Bebeğim benim anlatacak hikayem yok - diyor.
bizde olmayan ama onlarda olan veya onlarda olup bizde olmayan şeylerde vardır.bizde have diye bişey yoktur.
onun için sende bi bok varysa ay hev de ne varsa ekle gitsin. ama iki kişi konuşurken kendine bok yemek düşen 3. kişi varya. eğer onda bişey varsa o -have-i -has- yapın v.s...
haaa bide konuş. birini bul konuş. işte bu kadar. aşağı yukarı ingilizce bu kadardır. ama ne olursa olsun aksanını öğrenin. ay em hiır demeyin mesela en basitinden -amhiğı- deyin. benden bu kadar..
sondan eklemeli bir dil olan türkçe ile karşılaştırdığımızda çok ama çok basit bir dildir. ve anadili türkçe, çince gibi karışık algoritmalarla konuşulan bir dil olan insanlar, ingilizce gibi basit kuralları olan dilleri daha çabuk öğrenirler. dünyada en çok ingilizce konuşulan ülke çin'dir mesela. türkiye'de bunun olmaması; ilkokul 4. sınıftan beri yanlış bir sistemle öğretilmesinden mütevellittir. hatta bırakın ingilizce öğrenememeyi, çoğu insanın ingilizce'ye karşı fobisi vardır bu ülkede.
öğrenmesi zor olmasada, geliştirmesi büyük zahmet ve maharet isteyen dil değildir.
neden mi?
zaten her dil başlı başına geliştirmesi zordur. kaçımız türkçemizi geliştirdik. mesela hiç konuşurken -nev i şahsına münhasır dedik mi. haydi o denmez. dersek bizle dalga filan geçerler.
şunu yaptık mı? hiç bir insan yoktur ki yalnız başına yaşayabilsin. - böyle bi ifade kullandık mı? yok. bu duygumuzu veya görüşümüzü biz genelde şu şekilde anlatırız; lan gardaş insan yalnız yapamaz haa.
dil geliştirme konusunda örnekler çoğaltılabilir. biz kendi dilimizi henüz geliştirmemişiz ki. neyse..
ingilizce dilini geliştirmek gerçektende zor mudur. evet efendim zordur. peki neden zordur. geliştirme aşamasında üst seviyelere çıktığımız vakit çok değişik kelimeler öğreniriz. mesela ingilizce : istanbul borsası bileşik endeksi iç danimiklere bağlı olarak gerileme eğiliminde.
şimdi.. yukarıdaki cümlede ; borsa neee , bileşik neee, faiz nee, iç dinamik ne. ha bu cümleleri öğrenebilir miyiz. elbette. ama nezaman konuşuruz. neredeyse hiç bi zaman. biz türk olarak borsa hakkında en son ne zaman konuştuk. hayatında hiç -iç danamikler- demeyen 70 yaşında adam vardır.
işte söylemek istediğim şey şu. geliştirmek kullanım alanı az olan mevzulara dalmak demektir ki buda berabrinde devamlı gerilemeyi getirecektir.
hani cem yılmazın dediği gibi; '' deklare edeceğiniz bi şey var mı? no ay şant. ebenin şantı. bu ingilizceyi ingilterede konuşan 3 kişi kaldı len ''
uzun lafın kısası kaaasmayın abiler kasmayın. ağza ne geliyosa salın gitsin. zaten adamlar bukadar çok gramerli konuşmuyor ki. aynı şekilde diğer dillerde de öyle. almancayı rusçayı fransızca yı grameriyle öğrenirsin ama konuşmaya geldimi o grameri kurmak için kasmaya kalkarsan sıçarsın.
taktik şu: önce konuş sonra öğren. öğrenimde konuşim dersen ohoooğo...
çok hantal bir dildir. arapçada 3 kelimeyle yazılan bir şey ingilizcede 7 kelime falan ediyor. türkçeyle hiç karşılaştırmıyorum bile. çekostavakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız? cümlesi ingilizcede bir paragraf ediyor.
ingilizce öğrenmek isteyen yurttaşlarıma önerim; türkçe gibi özneyi sonda değil başta ve sondan çeviri yapmaları gerektiğidir. cümle tamamlanmadan tam bir çeviri yapamazsınız. turistlerle konuşma yapın, yol tarif edin, onlara bişey satmaya çalışın irtibat kurun her dilde olduğu gibi dil dile değmeden dil öğrenilmez. ayrıca cümle öbeklerini ezberleyin akılda kalması için bol ezber, bol pratik. yoksa ingilizce öğretmenliği okuyanlar bile bi turist karşısında g*t gibi kalıyor. hele o okullarda ki gramer ingilizceyi at çöpe.
ingilizce öğretmeni olacak biri olarak konuşuyorum.
Tercümanlar dururken iki gramlık ingilizcenizle çeviri yapmaya kalkmayın.
Bi de adam.akıllı kursa gidin öyle öğrenin.
ruslar, araplar veya fransızlar, ingiltere ve amerika'nın ikinci dünya savaşı ve soğuk savaş sonrasında elde ettiği ekonomik, teknolojik, kültürel ve siyasal avantajı yakalayabilselerdi bile kendi dillerini ingilizce kadar genelgeçer hale getiremezlerdi.
sebep ortada bir kere eril-dişil yapı ingilizce'de yok. latin kökenli alfabenin temel alınıp sadece gerekli harflerin telafuzu da büyük bir artı*.
ingilizce'nin bir diğer avantajı oldukça karma bir dil olması; nihayetinde fransızca, almanca, eski ingilizce* ve latincenin mükemmel karışımıdır. karışan dillerin gramer yapılarındaki -görece- zorlukların dışarıda kalmasıyla kolay bir dil ortaya çıkmıştır.
Param olsa ne ihtiyaç duyucam başka dil öğrenmeye arkadaş. Evrensel bir dil adamlar bunu kabul ettirdiler ama tapmaya da gerek yok zorunluluk olmadığı sürece de hiç merak da etmem.
Hayalimi gerÇekleştirebilmem yani hosteslik yapabilmem iÇin öğrenmeye Çalıştığım ama henüz öğrenemediğim dil. internette ingilizce üzerine bildiğiniz güzel bir site varsa mesajlarınızı bekliyorum
şu sikko filmin adını (bkz: eternal sunshine of the spotless mind) doğru olarak telaffuz ettiğim an öğrendiğime kanaat getirdiğim dildir. hatta abartıp kendimi profu geçmiş gibi hissettiğim.
Bazen bu kelimede nerrden çıktı dedirtten dil, bu yüzden "ingilizce biliyorum" diyenden şüphe ederim. Hatta genellersek yabancı dil bilinmez, öğrenilir ve bu süreç ölene kadar gider.sadece bildiğini sanan tam bilmeyenler vardır, dil öğreniminde. Daha da genellersek bilme de sınır yoktur.
Küresel ortak dil olarak kabul gören, Amerika Birleşik Devletleri, Anglofon Karayipler, Avustralya, Büyük Britanya ve Kuzey irlanda Birleşik Krallığı , irlanda Cumhuriyeti, Kanada ve Yeni Zelanda gibi ülkelerin ortak dilidir. Günümüz sosyal medyasında yeni jenerasyon tarafından yalanıp yutulan cermen kökenli dildir.