devletin genellikle "öldürmek" suçuna karşı kullandığı "öldürme" cezasıdır. suç olan öldürme işine karşı ölüm cezası, ceza değil intikamdır. devletin görevi intikam almak değil, ceza vermektir. "öldürmek suçsa sen niye öldürüyorsun" sorusunu akıllara getirir.
ne zaman bir "yetişkin olmayan kişiye tecavüz" vakası olsa, konu başlığı altında hayırla yadedilen konudur.
Açıkçası ben de bu tarz haberleri duyunca normal bir insan olarak ben de vahşi düşüncelere kapılmaktan kendimi alamıyorum lakin olayıon bir de şu yönü var:
-suçlara verilecek cezalar suçla ilişkili biçimde artmalı. bir yaşı küçüğe tecavüz edip öldürmek, bir yaşı küçüğe tecavüz etmekten tibi ki daha büyük bir suçtur. eğer her ikisine de idam cezası verilecek olsa o zaman tecavüzcü "nasılsa yakalanırsam idam edileceğim, bari bir de öldüreyim" diye düşünebilir. halbuki ikincisine idam, ilkine 40 yıl hapis cezası verilse tecavüzcü "aman allahım, ben ne yaptım, bari öldürmeyeyim de canımı kurtarayım" diye düşünür demeyeyim ama en azında düşünme ihtimali vardır diyelim.
-Bir de her cezanın geri dönüşü vardır, idamın yoktur. Yeni deillerle masumluğu anlaşılan kişi hapisteyse salıverilebilir, tanzimatla ve rehabilitasyonla yaralarının sarılmasına çalışılabilir; ama idam edilen kişi diriltilemez.
idamın geri getirilmesinin bu iki konu ışığında değerlendirilmesi lazım.
bir kişiyi bile haksız sebeple öldürmüş bir kişi idam edilmelidir. çünkü öldüren kişi hem haksız hem de öldürüyor üstüne orman kanunları geçerliymiş gibi ölen öldüğüyle kalsın öldüren yaşamaya devam etsin ve en geç 20-25 yıl içinde hapisten çıksın.
20-25 yıl az mı adamın hayatı mahvolur diye düşünenler için "ölen 25 yıllığına ölmüyor". ölen kişi hem de gasp edilmemek için direnirken, tecavüz edilmemek için direnirken, arkada şahit kalmasın gibi sebeplerle öldürülüyor. öldürene müebbet versen ne olur masum insan toprağa girdikten sonra?
hem herkesin eşitliği bari bu sefer kanıtlanmış olur.
boynuna ip dolayarak yahut damardan kalbi durduran bir zehir enjekte ederek öldürülen bir suçlu cezasını çekmeden gitmiş olur. bırakın bir level altı olarak görülen fakat aslında öyle olmayan asırlara meydan okumuş müebbet hapis cezası çarpsın onları...
prensip olarak karşı olmadığım, ama adalet sisteminin bu kadar boka battığı bir diyarda uygulanmasının sakıncalı olduğunu düşündüğüm ceza.. toplumca linç edilmek istenen bir adam, on sene sonra bakıyorsun karanlık dönemin en büyük kurbanı sayılıyor. bu dönemin de karanlık bir dönem olmadığına nasıl güveneceğiz? yazık değil mi?
devlet; insan hayatının sahibi olmayıp, yalnızca insanların hal ve davranışları üzerinde yetki sahibi olabileceği için, bir insana işlediği suçtan dolayı verilebilecek en ağır ceza, o insanın özgürlüğünün kısıtlanması olmak zorundadır. bu yüzden idam cezasının geri getirilmesi söz konusu olmamalıdır.
ömür boyu hapis verilen büyük suçluların bizlerin ödediği vergi ile karnını doyurduğunu düşünecek olduğumuzda var olması gerektiği düşünülen cezadır.. insan hakkına aykırı olması gerekçesi ile de var ollmaması gerektiği düşünülür..
aynı zamanda hazırlık okuduğum dünemlerde debate konumdu, pek bir araştırmıştım.. şimdi o araştırmalarımdan bir kaçını sizlere sunuyorum,
idam cezası olması gerekliliğini savunanları dinleyince ülkemizde çok adaletli bir hukuk sistemi var sanırsınız. sanki idam cezası varken adi suçlular mı idam edildi. başbakan, bakanlar, öğrenci liderleri ve siyasal suçlular ağırlıkta olmak üzere, vicdanların kabul edemeyeceği idam cezaları uygulandı. idam devlet denen oligarşinin korunmasında bir gözdağı olarak kullanıldı. bununla beraber tecavüzcüler vs zaten içeride yargısız infazlarla halledildi. idam cezasını uygulayabilmek bu saatten sonra çok zor. dünya o tarafa gitmiyor. bildiğim kadarıyla idam cezası uygulayan iki gelişmiş ülke var. japonya ve amerika. japonyada infaz çok az, amerikanın da bazı eyaletlerinde ve çok şirin infaz yöntemleriyle. zaten olayın sorun oluşturan kısmı infaz aşaması. idam cezası geri gelsin diyen ateşli arkadaşlara "cellat olur musun?" diye sorsanız kaçacak delik ararlar.
efenim evet yıllardan beri idam cezası ülkemizde yoktur.
fakat bazen insan "ulan keşke idam cezası geri gelse" diyor.
türkiyede "kürt sorunu" var deniyor. bence kürt sorunu değil onun ismi.
bence onun ismi "pkk sorunu". adam gibi yaşayan bir kürt kardeşime kimsenin bir şey dediği yok.
ha varsa da o ırkçı şerefsizin tekidir.
hani o durmadan gösteri yapanlar varya. işte onlara şöyle bir şey dense nasıl olur acaba: arkadaşlar tamam devam edin fakat siz ne kadar uzatırsanız bu olayı, ne kadar bu ülkeyi germeye çalışırsanız o kadar o çok sevdiğiniz adama ekmek verilmeyecektir.
bokunu mu çıkarmaya başlıyorsunuz o zaman idam edilecektir. bakalım gösterilere devam edin mi der imralıdaki yoksa canını kurtarmaya mı çalışır.
elbetteki insanlık dışı bir cezadır. ölüm hakedilir mi felsefesinden ziyade böyle bir uygulama insanın haddi değildir, ölümle yaşamın varlık çizgisi tanrının haddinedir. " ya rab yaptığım kötülüğü kötülükle ödetirsen sen, sen ile ben arasında ne fark kalır ki söyle " bu sözde özetlendiği gibi ölüme ölümle karşılık vermek sadece tanrı'nın adaletidir.
"yaşamla ölüm arasında" filmi idam cezasının kaldırılmsası için gösterilen çabayı en iyi anlatan filmdir. o filmde böylesi bir mücadele insanın damarlarındaki kanın med cezir olmuşçasına akışıyla, dalga dalga atışını sağlıyor.
idam cezasının yasaklanması bir çok ülkede geç kalınmış bir uygulamadır, başlıbaşına varoluşunun insanlık adına sorgulanması da gerekir!
sonu ölümle biten diğer suçlulara ibret olan ceza biçimidir
örnekler
asma
kurşuna dizme
elektirikli sandalye
gaz odaları
kafa kesme
canlı canlı yakılma
gibi idam çeşitleri vardır