ikinci dünya savaşındaki yahudi soykırımını vurgular yalnızca ama aynı kamplarda çingeneler tamamen yok edilmişlerdir. Yine mesela bu kampların askeri versiyonunda öldürülen Rus asker sayısı yahudilerden de fazladır.
Kötü olan kötüdür, herkesin bir can taşıdığı da kesin. Yahudiler kadar, çingeneler ve o Rus askerleri de anılmalı.
Holocaust deyince çoğu kişinin aklına Yahudiler gelir ama çoğu kişi öldürülen çingeneleri ve slavları konuşmaz,nazi içerikli savaş filmlerinde de çingene ve slavların çektiği zulümler gösterilmez,sadece Yahudilerin acı çektiği gösterilir.
Kanunlar tarafından eleştirilerden korunuyorsa yalan bir şeydir. Kızıl haç kayıtlarına göre 6 milyon kişi orada öldürülmedi zaten avrupa dünya lamanaklarına göre da 6 milyon yahudi vardı.
1939 itibarıyla Avrupa’da (nüfus sayımı var, buna göre tüm getto sakinleri vergilendiriliyordu, lol ) yaklaşık 9-11 milyon civarında Yahudi yaşıyordu. 6 milyonun öldüğü tahmini, Nazi işgali altındaki Avrupa ve Holokost belgelerine, toplama kampı kayıtlarına ve tanıklıklara, ve daha sonra hayatta kaldığı tespit edilen soykırım mağdurlarının rakamlarına dayanır.
bu değer, toplam Avrupa Yahudi nüfusu ile uyumlu.
"6 milyon vardı" ifadesi bile yanlış, çünkü Avrupa’da 6 milyondan fazla Yahudi vardı.
aşağıdaki liste nazi ideolojisinin "modern" bir buluş olmadığını, aksine Katolik Kilisesi’nin yüzyıllar boyunca ilmek ilmek işlediği hukuki dışlama mekanizmalarını miras aldığını kanıtlıyor. Bu önlemler Yahudi toplumunu önce sosyal ve hukuki olarak "öldürmüş" ardından fiziksel yok oluşun (Holokost) kapısını aralamıştır.
işte bu tablodaki maddelerin tarihsel ve hukuksal detayları:
Sosyal ve Biyolojik Ayrıştırma
Kanonik Hukuk (Elvira Meclisi, 306): Hristiyanların Yahudilerle evlenmesi veya cinsel ilişkiye girmesi yasaklandı. Amaç, Hristiyan toplumunun "ruhani saflığını" korumaktı.
Nazi Önlemi (Nürnberg Yasaları, 1935): "Alman Kanını ve Onurunu Koruma Kanunu" ile bu yasak biyolojik bir zemine taşındı. Artık sorun ruhani değil, "ari ırkın saflığı" idi.
Yemek Yeme Yasağı: Kilise, Yahudilerle aynı masaya oturmayı Hristiyan’ın kutsiyetini bozan bir eylem olarak gördü. Naziler bunu modern ulaşıma uyarlayarak Yahudileri yemekli vagonlardan (Restoran vagonları) men etti.
Hizmet ve Otorite ilişkileri
Hıristiyan Hizmetçi Yasağı (Orleans Meclisi, 538): Kilise, bir Hristiyan'ın bir Yahudi’ye hizmet etmesini (yani bir Yahudi’nin bir Hristiyan üzerinde otorite kurmasını) "doğal düzene aykırı" kabul etti.
Nazi Yasası (1935): Nürnberg Yasaları'nın bir parçası olarak, 45 yaşından küçük Alman kadınların Yahudi evlerinde hizmetçi olarak çalışması yasaklandı. Naziler buradaki dini yasağı, cinsel bir kaygı ve ırksal aşağılama motifiyle birleştirdi.
Kamu Alanından Dışlanma
Sivil Hizmetten Men (Clermont Meclisi, 535): Yahudilerin devlet görevinde bulunması, vergi toplaması veya yargıçlık yapması yasaklandı.
Nazi Yasası (7 Nisan 1933): Nazilerin iktidara geldikten sonra çıkardığı ilk büyük yasa olan "Profesyonel Sivil Hizmetin Yeniden Kurulması Kanunu", Yahudileri memuriyetten, üniversitelerden ve hukuk sisteminden bir gecede tasfiye etti.
Hareket Özgürlüğü ve Sembolik Baskı
Sokağa Çıkma Yasağı (Orleans, 538): Paskalya haftasında (isa'nın çarmıha gerilişinin anıldığı hafta) Yahudilerin Hristiyanların öfkesini çekmemesi için sokağa çıkmaları yasaklanmıştı.
Nazi Yasası (1938): Naziler, Yahudi karşıtı önemli günlerde veya Nazi bayramlarında Yahudileri belirli sokaklardan veya bölgelerden men etme yetkisini yerel otoritelere verdi. Bu, bir tür "keyfi hapis" mekanizmasıydı.
Entelektüel ve Tıbbi Tecrit
Kitap Yakma (Toledo Sinodu, 681): Talmud ve diğer Yahudi dini kitapları "sapkınlık" gerekçesiyle yakılırdı.
Nazi Eylemi (1933): Berlin ve diğer şehirlerdeki meydanlarda "Alman olmayan ruhu" temsil eden kitaplar (Yahudi yazarların, sosyalistlerin vb.) törenlerle yakıldı.
Doktor Yasakları (Trulanic Synod, 692): Hristiyanların bedenlerini Yahudi doktorlara teslim etmeleri yasaklandı. 1938'de Naziler, Yahudi doktorların lisanslarını iptal ederek onları sadece Yahudi hastalara bakabilen "sağlık görevlisi" (Behandler) statüsüne düşürdü.
Mekansal Yoğunlaştırma ve Ekonomik Sömürü
ikamet Yasağı (Narbonne Sinodu, 1050): Hristiyanlarla Yahudilerin aynı binada veya mahallede yaşaması yasaklanarak gettoların temeli atıldı.
Hermann Göring'in Direktifi (1938): Kristal Gece'den sonra Yahudilerin mülklerine el konulması ve onların belirli "Yahudi Evlerinde" (Judenhauser) yoğunlaştırılması emredildi. Bu, toplama kampları ve gettolar öncesindeki son duraktı.
Vergi Baskısı (Gerona Meclisi, 1078): Yahudiler kendi ibadetlerini sürdürürken aynı zamanda Kiliseyi desteklemek için ekstra vergi ödemeye zorlanıyordu.
Sosyal Dengeleme Vergisi (1940): Naziler, Yahudilerin Almanlara tanınan vergi indirimlerinden ve sosyal haklardan yararlanmamasını, aksine daha yüksek gelir vergisi ödemesini şart koşan "Sozialausgleichsabgabe" yi yürürlüğe koydu.
tüm bu evrimsel süreç şunu göstermekte: Naziler bir "başlangıç" değil yüzyıllardır süregelen bir dışlama mimarisinin modern mühendisleriydi. Kilise Yahudiyi "dinen", Laik devlet "hukuken" öldürmüştü; Naziler ise bu süreci "fiziksel" olarak tamamladılar.
Nazilerin "modern" görünümlü yasaları aslında Orta Çağ kilise hukukunun kopyasıydı, bakınız:
Kilise Yasası (1215): Yahudiler ayırt edici bir işaret (sarı halka-rozet) takmalıdır.
Nazi Yasası (1941): Yahudiler sarı yıldız (Judenstern) takmalıdır.
Kilise Yasası (1222): Yahudilerin kamu görevinde çalışması yasaktır.
Nazi Yasası (1933): Memuriyet Yasası ile Yahudiler devletten ihraç edilir.
Kilise Yasası (1434): Yahudilerin üniversite derecesi alması yasaktır.
Nazi Yasası (1933): Okullardaki kalabalığı önleme yasası ile eğitim hakları ellerinden alınır.
Roma Gettosu: Yaşayan Bir Fosil (1555–1870)
Roma Gettosu, Yahudi karşıtı politikaların "en saf" ve en uzun süreli uygulandığı yerdir. Papalık Devletleri tarafından 1870'e kadar (italyan birliğine kadar) korunmuştur.
Sıkışıp Kalmak (Eingepfercht): Almanca kökenli bu kelime, hayvanların dar bir ağıla kapatılmasını ifade eder. Gazeteci Bauernschmid, 4700 insanın güneş görmeyen, kanalizasyonu olmayan ve sürekli Tiber Nehri'nin taşkınlarına maruz kalan bir "insan ağılında" yaşatılmasını bu kelimeyle tasvir etmiştir.
Nazi Emsali: Naziler, Polonya'da (Varşova, Lodz) gettoları kurarken Roma Gettosu'nun bu tecrit modelini baz almışlardır. Kapıların akşam kilitlenmesi, duvarların yüksekliği ve nüfus yoğunluğunun bir hastalık kaynağı haline getirilmesi birebir aynıdır.
Alman Gazetecinin Gözlemleri (1870)
Bauernschmid'in Neue Freie Presse'de yayınladığı yazı, modern dünyanın kapısındayken Avrupa'nın göbeğinde (Roma'da) Orta Çağ'ın nasıl hala devam ettiğini gösteren bir dehşet belgesidir.
Yahudilerin getto dışına çıktıklarında aşağılayıcı kıyafetler giymek zorunda olmaları,
Sadece belirli zanaatları (eskicilik gibi) yapabilmeleri,
Hristiyan törenleri sırasında evlerine kilitlenmeleri gibi detaylar, Nazilerin 1930'lardaki "sivil ölüm" politikalarının ilham kaynağıdır.
Yahudi karşıtı faaliyetlerin bin yılı aşkın tarihsel gelişimi, rastgele olayların birleşimi değil, her aşamanın bir sonrakine zemin hazırladığı sistematik bir yıkım döngüsüdür. Raul Hilberg’in formüle ettiği bu süreç, dini bir nefretle başlayıp mekansal bir dışlamaya evrilmiş ve nihayetinde endüstriyel bir imha ile sonuçlanmıştır. işte bu üç aşamanın derinlemesine evrimi:
Teolojik Aşama, Dinsel Asimilasyonun Şiddeti
MS 4. yüzyılda Hristiyanlığın Roma imparatorluğu'nun resmi dini olmasıyla başlayan bu süreç, "Aramızda Yahudi olarak yaşamaya hakkınız yok" prensibine dayanıyordu. Bu aşamada hedef, bireyi fiziksel olarak yok etmekten ziyade, Yahudi kimliğini ve dinini ortadan kaldırmaktı. Kilise ve devlet iş birliğiyle yürütülen bu dönemde, Yahudiler zorunlu vaftizlere zorlanmış, dini metinleri yasaklanmış ve kamu görevlerinden men edilmiştir. Bu teolojik baskıyı meşrulaştırmak için "Kan iftirası" gibi karanlık hurafeler üretilmiş; Yahudiler, Hristiyan çocukların kanını ayinlerde kullanan şeytani figürler olarak resmedilmiştir. Buradaki temel mantık, Yahudi'nin ancak Hristiyan olarak toplumda bir yer bulabileceği, aksi takdirde "manevi bir ölü" olduğuydu.
Mekansal Aşama, Fiziksel Tecrit ve Sürgün
ve 16. yüzyıllar arasında Avrupa, teolojik nefreti coğrafi bir hapishaneye dönüştürerek "Aramızda yaşamaya hakkınız yok" aşamasına geçti. Artık Yahudi'nin din değiştirmesi bile şüpheyle karşılanıyor ve toplumdan tamamen yalıtılması gerektiğine inanılıyordu. Bu dönem, gettoların kurulması ve mülkiyet haklarının tamamen kısıtlanmasıyla karakterize edilir. Özellikle Kara Veba gibi salgınlarda "Kuyu Zehirleme" iftiralarıyla kitlesel katliamlar (pogromlar) tetiklenmiş ve Yahudiler toplumsal felaketlerin günah keçisi ilan edilmiştir. 1290'da ingiltere'den, 1492'de ispanya'dan yapılan kitlesel sürgünler, bu aşamanın zirvesini oluşturur. Hedef Yahudiyi toplumun gözünün önünden kaldırmak ve onu yersiz yurtsuz, hakları olmayan bir "yabancıya" dönüştürmekti.
Biyolojik Aşama, Endüstriyel imha ve Genosid
1933-1945 yılları arasında Nazi Almanyası, geçmişin tüm idari ve psikolojik araçlarını devralıp bunları modern teknolojiyle birleştirerek süreci nihayete erdirdi: "Yaşama hakkınız yok" Bu aşamada düşmanlık dinden veya mekandan çıkıp doğrudan "kana" ve "ırka" indirgendi. Yahudiler önce Nürnberg Yasaları ile vatandaşlıktan çıkarıldı, ardından mülksüzleştirme (Aryanizasyon) ile ekonomik olarak felç edildi. Madagaskar Planı gibi "tehcir" projeleri başarısız olunca, Naziler geçmişin tecrit mantığını endüstriyel bir ölüm makinesine dönüştürdü. Toplama ve imha kampları, bu bin yıllık nefret döngüsünün mantıksal ve teknik son durağıydı. Naziler yeni bir süreç başlatmamış; Kilise'nin dinsel, laik devletin ise hukuksal olarak zayıflattığı bir halkı, biyolojik olarak yeryüzünden silme görevini tamamlamışlardır.
hitler tarafından yapılmadı; tüm alman halkı soykırımı destekliyordu, yahudilerin malvarlıklarına el konuldu, üniversite faaliyetleri sonlandırıldı, sokağa çıkmaları bile yasaklandı, gettolara hapsedildiler, sistematik biçimde kısırlaştırılıp infaz edildiler; toplama kamplarının etrafındaki mahalle ve semtlerde yüz binlerce alman istihdam edildi.
endüstriyel cinayet kapitalizmi, lol.
protestan almanların %60'ı ve halkın %50'den fazlası nazizm ve nsdap yanlısıydı,
yahudi tehciri ve katliamı herkesin gözü önünde gerçekleşti,
almanlar her sabah, musevileri böcekler, solucanlar ve parazitlerle özdeşleştiren Der Stürmer okuyordu.
on ayrı hesapla her gün kürt, alevi, yahudi, solcu, komünist taklidi yapan sefil troll, yazdıklarımı dön oku. 4.yy'dan beri bu azınlığa yönelik sistematik asimilasyon, sürgün, tehcir politikaları uygulanıyordu; naziler hristiyan avrupa'da kök nefret geleneğini nihayete erdirdi.
sarı rozet ve getto uygulamaları, ekmek, kan ve kuyu zehirleme iftiraları, mülksüzleştirme, memuriyet yasağı hitler'le başlamadı; orta çağdan beri mevcuttular.