aşağıdaki liste nazi ideolojisinin "modern" bir buluş olmadığını, aksine Katolik Kilisesi’nin yüzyıllar boyunca ilmek ilmek işlediği hukuki dışlama mekanizmalarını miras aldığını kanıtlıyor. Bu önlemler Yahudi toplumunu önce sosyal ve hukuki olarak "öldürmüş" ardından fiziksel yok oluşun (Holokost) kapısını aralamıştır.
işte bu tablodaki maddelerin tarihsel ve hukuksal detayları:
Sosyal ve Biyolojik Ayrıştırma
Kanonik Hukuk (Elvira Meclisi, 306): Hristiyanların Yahudilerle evlenmesi veya cinsel ilişkiye girmesi yasaklandı. Amaç, Hristiyan toplumunun "ruhani saflığını" korumaktı.
Nazi Önlemi (Nürnberg Yasaları, 1935): "Alman Kanını ve Onurunu Koruma Kanunu" ile bu yasak biyolojik bir zemine taşındı. Artık sorun ruhani değil, "ari ırkın saflığı" idi.
Yemek Yeme Yasağı: Kilise, Yahudilerle aynı masaya oturmayı Hristiyan’ın kutsiyetini bozan bir eylem olarak gördü. Naziler bunu modern ulaşıma uyarlayarak Yahudileri yemekli vagonlardan (Restoran vagonları) men etti.
Hizmet ve Otorite ilişkileri
Hıristiyan Hizmetçi Yasağı (Orleans Meclisi, 538): Kilise, bir Hristiyan'ın bir Yahudi’ye hizmet etmesini (yani bir Yahudi’nin bir Hristiyan üzerinde otorite kurmasını) "doğal düzene aykırı" kabul etti.
Nazi Yasası (1935): Nürnberg Yasaları'nın bir parçası olarak, 45 yaşından küçük Alman kadınların Yahudi evlerinde hizmetçi olarak çalışması yasaklandı. Naziler buradaki dini yasağı, cinsel bir kaygı ve ırksal aşağılama motifiyle birleştirdi.
Kamu Alanından Dışlanma
Sivil Hizmetten Men (Clermont Meclisi, 535): Yahudilerin devlet görevinde bulunması, vergi toplaması veya yargıçlık yapması yasaklandı.
Nazi Yasası (7 Nisan 1933): Nazilerin iktidara geldikten sonra çıkardığı ilk büyük yasa olan "Profesyonel Sivil Hizmetin Yeniden Kurulması Kanunu", Yahudileri memuriyetten, üniversitelerden ve hukuk sisteminden bir gecede tasfiye etti.
Hareket Özgürlüğü ve Sembolik Baskı
Sokağa Çıkma Yasağı (Orleans, 538): Paskalya haftasında (isa'nın çarmıha gerilişinin anıldığı hafta) Yahudilerin Hristiyanların öfkesini çekmemesi için sokağa çıkmaları yasaklanmıştı.
Nazi Yasası (1938): Naziler, Yahudi karşıtı önemli günlerde veya Nazi bayramlarında Yahudileri belirli sokaklardan veya bölgelerden men etme yetkisini yerel otoritelere verdi. Bu, bir tür "keyfi hapis" mekanizmasıydı.
Entelektüel ve Tıbbi Tecrit
Kitap Yakma (Toledo Sinodu, 681): Talmud ve diğer Yahudi dini kitapları "sapkınlık" gerekçesiyle yakılırdı.
Nazi Eylemi (1933): Berlin ve diğer şehirlerdeki meydanlarda "Alman olmayan ruhu" temsil eden kitaplar (Yahudi yazarların, sosyalistlerin vb.) törenlerle yakıldı.
Doktor Yasakları (Trulanic Synod, 692): Hristiyanların bedenlerini Yahudi doktorlara teslim etmeleri yasaklandı. 1938'de Naziler, Yahudi doktorların lisanslarını iptal ederek onları sadece Yahudi hastalara bakabilen "sağlık görevlisi" (Behandler) statüsüne düşürdü.
Mekansal Yoğunlaştırma ve Ekonomik Sömürü
ikamet Yasağı (Narbonne Sinodu, 1050): Hristiyanlarla Yahudilerin aynı binada veya mahallede yaşaması yasaklanarak gettoların temeli atıldı.
Hermann Göring'in Direktifi (1938): Kristal Gece'den sonra Yahudilerin mülklerine el konulması ve onların belirli "Yahudi Evlerinde" (Judenhauser) yoğunlaştırılması emredildi. Bu, toplama kampları ve gettolar öncesindeki son duraktı.
Vergi Baskısı (Gerona Meclisi, 1078): Yahudiler kendi ibadetlerini sürdürürken aynı zamanda Kiliseyi desteklemek için ekstra vergi ödemeye zorlanıyordu.
Sosyal Dengeleme Vergisi (1940): Naziler, Yahudilerin Almanlara tanınan vergi indirimlerinden ve sosyal haklardan yararlanmamasını, aksine daha yüksek gelir vergisi ödemesini şart koşan "Sozialausgleichsabgabe" yi yürürlüğe koydu.
tüm bu evrimsel süreç şunu göstermekte: Naziler bir "başlangıç" değil yüzyıllardır süregelen bir dışlama mimarisinin modern mühendisleriydi. Kilise Yahudiyi "dinen", Laik devlet "hukuken" öldürmüştü; Naziler ise bu süreci "fiziksel" olarak tamamladılar.
Nazilerin "modern" görünümlü yasaları aslında Orta Çağ kilise hukukunun kopyasıydı, bakınız:
Kilise Yasası (1215): Yahudiler ayırt edici bir işaret (sarı halka-rozet) takmalıdır.
Nazi Yasası (1941): Yahudiler sarı yıldız (Judenstern) takmalıdır.
Kilise Yasası (1222): Yahudilerin kamu görevinde çalışması yasaktır.
Nazi Yasası (1933): Memuriyet Yasası ile Yahudiler devletten ihraç edilir.
Kilise Yasası (1434): Yahudilerin üniversite derecesi alması yasaktır.
Nazi Yasası (1933): Okullardaki kalabalığı önleme yasası ile eğitim hakları ellerinden alınır.
Roma Gettosu: Yaşayan Bir Fosil (1555–1870)
Roma Gettosu, Yahudi karşıtı politikaların "en saf" ve en uzun süreli uygulandığı yerdir. Papalık Devletleri tarafından 1870'e kadar (italyan birliğine kadar) korunmuştur.
Sıkışıp Kalmak (Eingepfercht): Almanca kökenli bu kelime, hayvanların dar bir ağıla kapatılmasını ifade eder. Gazeteci Bauernschmid, 4700 insanın güneş görmeyen, kanalizasyonu olmayan ve sürekli Tiber Nehri'nin taşkınlarına maruz kalan bir "insan ağılında" yaşatılmasını bu kelimeyle tasvir etmiştir.
Nazi Emsali: Naziler, Polonya'da (Varşova, Lodz) gettoları kurarken Roma Gettosu'nun bu tecrit modelini baz almışlardır. Kapıların akşam kilitlenmesi, duvarların yüksekliği ve nüfus yoğunluğunun bir hastalık kaynağı haline getirilmesi birebir aynıdır.
Alman Gazetecinin Gözlemleri (1870)
Bauernschmid'in Neue Freie Presse'de yayınladığı yazı, modern dünyanın kapısındayken Avrupa'nın göbeğinde (Roma'da) Orta Çağ'ın nasıl hala devam ettiğini gösteren bir dehşet belgesidir.
Yahudilerin getto dışına çıktıklarında aşağılayıcı kıyafetler giymek zorunda olmaları,
Sadece belirli zanaatları (eskicilik gibi) yapabilmeleri,
Hristiyan törenleri sırasında evlerine kilitlenmeleri gibi detaylar, Nazilerin 1930'lardaki "sivil ölüm" politikalarının ilham kaynağıdır.