yoktur gün, bir yuvarlak vardır bir de ışığı. bir boşluk vardır; günlerin, ayların, insanların, lunaparkların, çay bardaklarının sığdığı bir boşluk. büyük binaların, köprülerin, alt yapıların kabullenemediği bir boşluk.
kalabalık şehirlere bakınca gözlemlenebilen bir boşluk,yalnızca zihinde şekillenebilen.
soğuğun ve sıcağın var olmadığı , denizlerin sonsuz olduğu , hiçbir sevgilinin dolduramayacağı bir boşluk, hiçbir lezzetin tat veremeyeceği bir boşluk.
kelimelerin hiçbir anlama gelmediği; hiçe giden o trenin aslında var olmadığını fark ettiğin, renksiz; saydam olmayan, yarı saydam da olmayan, hatta hiçbir şey olmayan boşluk.
Var olmayan bir şey nasıl tecrübe edilebilir? Camus'ün sisifos'unda dalıp giden bir uyumsuzun, ne düşünüyorsun, nereye daldın sorusuna verilen cevap var ya hani "hiiiiç" işte o hiç'tir hiç ve anlatılamaz olan. Hiç'te tükeniyor her hiiiiç deyişimizde varlığımız ama yine de var olmaya devam ediyoruz. Var olmuş olan ve olacak olan her şey o hiç'te erir, o hiiiiç cevabında.
kaç kez çarmıha gerdiler seni oysa. kimse isa demedi sana! müritlerin mi olmadı yoksa? çalılardan gelen sesi (quo vadis…) duymadın mı? yoksa bir yılan mı vardı çalılıklarda? boş ver! murphy’i çağır. herkes sevdiğini öldürür. bu bir tesellidir ve her teselli bir tehdittir, her tehdit bir fırsattır bıçağı kendinde denemek için. yaşarken hiç olmadıktan sonra, ölünce hiç olmanın ne anlamı var?
hiçe değer bazen eliniz, hiçleştiğinizi hissedersiniz, yahut hiçleştirildiğinizi, öyle bir zamanda, hiçimden gelen bu şiiri, hiç kimseye armağan ediyorum...
Hiç...
Diktim gözlerimi aynaya
Gördüğüm bir hiç
Hiçi boş gözler,
Hiçi geçmiş bir yüz
Penceremde hiç,
Odamda hiç
Hiçkirerek ağlıyorum
Gözümde hiç
Hiç çekiyorum derin derin
Sigaramın dumanı hariç
Aldığım hiç,
Verdiğim hiç
Hiçim buruk
Hiçim geçmiş
Geçmişim yalan
Geleceğim hiçmiş
Hiçbir yalan bu kadar gerçek olamaz
Ve hiçbir gerçek bu kadar yalan
Olmayan varlıgıyla beni oyalayan
Koskoca bir hiç
Kapıyı çalan hiç
Kapıdan giren hiç
Yok benden başka kimsesi
Yalnızlık, sahipsiz piç.
Hiç!
Yoktur! hiçbirşey ta ki sen dokunana kadar, sen emeklerini dökene kadar. Gecelerini gündüz edersin. Bir pınar gibi, kaynak gibi akarsın emek emek hiçi var edebilmek için. Nice sıkıntılarla halvet olursun, nice dilsiz acılar edinirsin, nice umutlarından geçersin, nice kurgularını kurtlar kemirir, sen hiçi var edeyim derken. Kolay değildir, ama kale alınmayacaktır. Sen ne yaparsan yap!
Bu hiçlikler uğruna ne gemiler yakacaksın, ne felaketlere göğüs gereceksin, daha. Değerini yanlızca çekenlerin bileceği hiçlikler. Var olma dürtüsüyle nice canları yok eden hiçilikler.
En büyük hiç aşktır. Uğruna savaşlar çıkan, canlar yanan, intiharlara sebep olan, mecnun olunan. Kavşulamayan. Kavuşarak biten bir aşk hikayesi var mıdır? Yormayın kendinizi yoktur. Kavuşurlarsa aşk olmaz.
Hiç değildir aşk. Anlamayana, yaşamayana, duyumsamayana, bilmeyene, hissedemeyene hiçtir aşk. Herşeye kadir olana ancak onlar hiç derler.
Ey! Aşk sen nelere kadirsin. Nicelerini aşık eden, yazar eden, yollara düşüren, yataklara düşüren, inim inim inleten, gözleri kör eden, ey aşk sen nelere, daha nelere kadirsin?
Kavşursak aşk olmaz! Hemde hiç olmaz.*